Image

Çözümsüz Bir Bilmece

“Zihinselliğin işareti” olarak yukarıdaki adayları gözden geçirdiğimizde, zihinsellik kavramımızın homojen olmadığını, aksine birçok görüşü içinde barındırdığını görüyoruz. Bu görüşlerden bazıları birbiriyle oldukça ilintilidir. Ama bilgiye erişmenin kişi için özel olmasıyla uzamsal olmama arasında olduğu gibi, diğer bazı görüşlerse birbirinden bağımsız gibi görünmektedir. Zihinsellik kavramımızın çeşitliliği, bir bütünlük göstermemesi, zihinsel olarak, sınışandırdığımız şeylerin ve durumların da yekpare bir sınıf oluşturmak yerine değişik, farklı yapıda olmaları demektir. Standart olarak, iki genel zihinsel olgu sınıfı olduğu kabul edilir: Acı, ağrı ya da renk ve dokunma algısı gibi duyumsal veya algılanmış nitelikler (qualia) ve inançlar, arzular, niyetler gibi yönelimsel durumlar. Duyumsal ya da niteliksel durumlar, doğrudan erişim, kişiye özel olma gibi, zihinselliğin epistemolojik ölçütünü karşılayan durumlara örnek oluştururken yönelimsel durumlar, yönelimsellik ölçütünü karşılayan zihinsel durumların örneklerini içerir. Ancak şu soru hala yanıtsız kalmıştır: Hangi ortak niteliğe göre hem duyumsal durumları, hem de yönelimsel durumları “zihinsel” olarak sınışandırabiliriz? Ağrılarımız, acıları mız, inançlarımız kendilerini, tek bir “zihinsel olgular” sınıfı altında toplamamıza olanak veren ortak bir niteliğe sahip midir? Böyle bir ortak nitelik varsa nedir? Böylesi zihinsel durumlar, elbette “niteliksel ya da yönelimsel” olma niteliğini taşıyacaklardır. Ama bu, hem kırmızı şeyler, hem de yuvarlak şeyler “kırmızı ya da yuvarlak olma” niteliğini paylaşmaktadır diyerek, kırmızı ve yuvarlak arasında bir ortaklık bulmaya çalışmak gibidir. Bu soruya doyurucu bir yanıt vermedikçe zihinselliğin, tam olarak neyi içerdiğine, ne olduğuna ilişkin bütüncül ve doyurucu bir kavrayışa sahip olamayız.


Zihinsel Olmanın Ölçütü Olarak Yönelimsellik

Zihinsel Olmanın Ölçütü Olarak Yönelimsellik

21 Şubat 2018 Çarşamba

Zihinsel olanı fiziksel olandan ayıran bir diğer önemli farklılık, zihinsel olanın belli bir nesneye yönelmiş olması, nesnesinin veya içeriğinin, mutlaka var olan bir şey olması gerekmemesidir.

Transendental Bilinç Olarak Zihin: Kant

Transendental Bilinç Olarak Zihin: Kant

10 Temmuz 2018 Salı

Kant, felsefe tarihinde, gerek bilgi, gerekse de etik alandaki düşünceleriyle haklı bir üne sahiptir.

Zihin Felsefesinin Diğer Felsefe Disiplinleri Arasındaki Yeri

Zihin Felsefesinin Diğer Felsefe Disiplinleri Arasındaki Yeri

16 Ekim 2015 Cuma

Zihin felsefesinin diğer felsefe disiplinleri arasındaki yerini belirlemek, yani zihnin doğasını incelemenin diğer felsefi sorularla nasıl bağlantılı olduğunu ortaya koymak, zihin felsefesinin kapsamını anlamak için de gereklidir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi