Image

Değişkenler ve Önermesel Fonksiyonlar

Russell’ın çok önem verdiği şu soruyla başlayalım: İlk defa duyduğumuz bir tümceyi nasıl anlıyoruz? Anımsarsanız Frege’nin kuramı anlam ile gönderme arasındaki ayrıma dayanıyordu. Dolayısıyla Frege’nin bu soruya basit bir yanıt vardır: o tümcenin parçaları olan (özne, yüklem vb.) terimlerin anlamlarını daha önceden biliyorsak, o “anlam”ları bir araya getirerek yeni tümcemizin anlamını kavrar hale geliriz. Russell ise, Frege gibi, bir terimin “anlam”ı ile “gönderge”si arasında ayrım yapmaz . Ona göre anlam göndergedir. Yani bir terimin anlamı ile gönderme yaptığı şey aynı şeydir. Buradan Russell şu sonuca varır: bir tümcenin anlamını kavramak için, o tümcenin parçalarının göndergelerini bilmek gerekir. Bu bilgi de doğrudan tanışıklık yoluyla elde edinilmiş bilgi olmalıdır. Daha önce de söylediğimiz gibi doğrudan tanışık olabileceğimiz iki tür şey vardır, zihnimizdeki duyu verileri ve tümeller. Dolayısıyla bir tümcenin anlamı, yani o tümcenin dile getirdiği önerme de bu ikisinden oluşmalıdır. Yoksa tümcelerin anlamlarını kavramamız olanaklı olamazdı. Russell, tümeli, aynı Frege’de olduğu gibi, bir fonksiyon olarak tanımlar. Örneğin sarı tümeli, “___sarıdır” yükleminin gönderme yaptığı bir fonksiyondur. Boşluğa farklı nesneler koyarak farklı önermeler elde ederiz. Tümeller herkes tarafından kavranabildikleri için dilin ortak yanını oluştururlar. Russell yüklemlerin boşluklarını belirtmek için “değişken” kullanır. Basit özne/yüklem biçimindeki bir tümcenin öznesini çıkarıp yerine “x” harfini koyduğumuzda, dile getirdiğimiz şeye Russell “önermesel fonksiyon”, buradaki “x” harfine de “değişken” diyor. Örneğin “Önümdeki masa ahşaptır” tümcesinin öznesi olan “önümdeki masa” terimini çıka rıp, yerine “x” harfini koyalım: “x ahşaptır”. Buradaki “x” harfi değer olarak bir nesne almaya uygun bir değişkendir. Bu değişken yerine önümdeki masayı koyarsam (terimi değil masanın kendisini) doğru bir önerme elde ederiz, ama önümdeki kahve bardağını koyarsam, bardak ahşap olmadığı için, yanlış bir önerme elde ederiz. İşte “x ahşaptır” terimi bir önermesel fonksiyona gönderme yapar Russell’a göre. Kısaca daha önce “tümel” dediği şey onun kuramında “önermesel fonksiyon” ile de dile getirilmiş olur. Bu teknik terim yerine daha sonra Russell aynı Frege’de olduğu gibi “kavram” terimini de kullanır. Kısaca “önermesel fonksiyon”, “tümel” ve “kavram” terimlerinin üçünün de aynı şeye gönderme yaptığını varsayabiliriz Russell’ın kuramı içinde. (Bunların üçünü de birbirlerinden ayıran kuramlar olduğunu da anımsatalım.) Önermesel fonksiyonlar tanım gereği “x” gibi bir harf ile temsil edilen bir boşluk içerir; bir önermesel fonksiyonun bu boşluğu doldurulmadan kendi başına bir anlam ifade etmez. Bundan dolayı ancak bir önerme içinde anlam kazanırlar. Bir önermesel fonksiyonun boşluğunu bir nesne ile doldurduğumuzda doğru ya da yanlış olabilecek bir önerme elde ederiz. Örneğin “x bir filozoftur” teriminin gönderme yaptığı önermesel fonksiyonun boşluğuna Sokrates’i koyduğumuzda doğru bir önerme, Beethoven’ı koyduğumuzda yanlış bir önerme ortaya çıkar. Bazen bir önermesel fonksiyonu kullanarak belirli bir insan ya da nesne hakkında değil daha genel bir düşünce ifade etmek isteriz. Örneğin Sokrates gibi belirli bir filozof hakkında bir şey söylemek yerine tüm filozoflar hakkında da düşünceler üretebiliriz. Diyelim ki şöyle dedik: “Tüm filozoflar akıllıdır”. Russell’ın kuramına göre bu tümcenin öznesi tüm filozofları içeren bir filozoflar topluluğu ya da bir filozoflar kümesi değildir. Bu tümcede de örtük olarak “x filozoftur” önermesel fonksiyonuna gönderme vardır aslında: “Her x için, eğer x filozof ise, x akıllıdır”. Bu çözümlemede geçen “her x için” terimi, aynı Frege’nin kuramı nda olduğu gibi, evrensel niceleyiciye gönderme yapar. Bunun dışında iki tane de önermesel fonksiyon bulunur: x filozoftur ve x akıllıdır. Bu fonksiyonlar “eğer___ise___” mantıksal bağlacı ile bağlanarak yeni bir önermesel fonksiyon oluştururlar: eğer x filozof ise, x akıllıdır. Bunun sonucu olarak “tüm filozoflar akıllıdır” tümcesinin dile getirdiği önermeyi şu şekilde dile getirebiliriz: eğer x filozof ise, x akıllıdır önermesel fonksiyonu tüm nesneler için doğrudur.

Tek değişkenli önermesel fonksiyonlar nesnelere özellik yüklememizi sağlarlar. Örneğin “x sarıdır” yüklemini tümce içinde kullanarak nesnelere sarılık özelliğini yükleriz. Ancak önermesel fonksiyonlar birden çok değişkene de sahip olabilirler. “Ayşe Ahmet’i seviyor” tümcesine bakalım. Burada bir değil iki özel ad bulunur. Bunların ikisini de tümcenin içinden çıkarıp, kalan boşluklara da “x” ve “y” değişkenlerini koyalım: “ x y’yi seviyor”. Bu yüklem bir nesneye bir özellik yüklemeye değil, iki nesne arasında bir İLİfiKİ’yi dile getirmeye yarar. “Ali, Ayşe ile Ahmet’in evliliği sonucunda dünyaya geldi” tümcesinde ise üç değişkenli bir önermesel fonksiyon bulunur. Bu da üç nesne arasında bir ilişkiyi dile getiren bir tümcedir. Kısaca bir değişkenli önermesel fonksiyonlar sayesinde nesnelerin özelliklerinden söz edebiliriz, birden çok değişkeni olan önermesel fonksiyonlar sayesinde ise nesneler arasındaki ilişkileri dile getirebiliriz.


Pragmatik Dil Felsefesi

Pragmatik Dil Felsefesi

18 Kasım 2016 Cuma

Tümcelerin yapısını araştıran sentaks ile tümcelerin anlamlarını araştıran semantik dışında, dil felsefesinin diğer bir önemli alanı olan pragmatik, tümcelerin kullanımıyla ilgili felsefi sorulara yoğunlaşır.

Negatif Anlam Kuramları

Negatif Anlam Kuramları

10 Mayıs 2018 Perşembe

Son olarak “anlam” denen şeyin varlığını tamamen reddeden görüşleri kısaca ele alalım.

Anlamın Nesnelliği

Anlamın Nesnelliği

20 Haziran 2018 Çarşamba

Dili, düşünmeyi ve iletişimi olanaklı kılan anlam Locke’ta olduğu gibi zihnimizde yer alan öznel bir varlık değildir Frege’ye göre.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi