Image

Dini Etik

Deontolojik etiğin ilk ve en iyi örneğini, İslam veya Hristiyan etiği benzeri, kaynağında Tanrı’nın iradesinin bulunduğu dini etik oluşturur. Söz konusu etik anlayışta, ahlaki açıdan doğru olan şey Tanrı’nın emirlerine uygun davranmaktan, O’nun “Yap!” dediği şeyleri yapmaktan, “Yapma!” dediği şeyleri yapmamaktan oluşur. Buna göre “doğru” Tanrı’nın irade ettiği şey anlamına gelirken “yanlış” da O’nun iradesine aykırı olanı ifade eder.  Dini etiğin kaynağında her ne kadar Tanrı’nın iradesi ve insanlara gönderdiği evrensel ahlak yasası bulunsa da temelinde belli bir insan tasarımı bulunur. Dinî etik açısından insan, “ilk insan” diye bilinen Âdem’de karşılığını bulan bir varlık olarak Tanrı tarafından yaratılmış, dolayısıyla O’nun rehberliğine ihtiyaç duyan sınırlı bir varlık olmak durumundadır. Dahası insan, yine kendisine Tanrı tarafından verilmiş bir yetenek olarak “şeyleri adlandırma” yeteneğine ve dolayısıyla, dilsel olarak tanımlanmaya ve kodlanmaya elverişli olan bilgiyi kavrama ya da elde etme kapasitesine sahiptir.

Bu yaratıcı kapasite, insana daha başkaca şeyler yanında, öncelikle kendini bilme ve sınırlarını hiçbir şekilde aşmama yükümlülüğü getirir. Âdem’in hatası, işte bu görev ya da yükümlülüğü unutmaktan oluşur. Çünkü Âdem, Tanrı’nın belirlediği sınırları aşmış ve O’nun yasaklarına uymayarak Tanrı’ nın cennetinden atılmıştır. Bu yüzden, Âdem’e düşen önce hatasını kavramaktır; sonra da aklı bir tarafa bırakıp, ilahî emir tarafından ortaya konan sınırları sınama dürtüsünü aşarak, doğru eylem tarzına dönmek ve eski statüsüne kavuşmak için mücadele etmektir. Âdem’in öyküsü şu halde, insanlık durumuna baştan beri dâhil edilmiş iyilik ya da kötülük için çalışma potansiyelini ve insanın, elbette ilahî ölçülere bağlanmak suretiyle hayata geçirebileceği dengeli eylem ve yaşayışın unsurlarını keşfetmek için vermekle yükümlü olduğu mücadeleyi bütün boyutlarıyla yansıtır. Buna göre, dinî etiğin temelinde eksik ve kusurlu bir varlık olarak insan tasarımı vardır. İnsan, bu yüzden dünyadaki yaşayışı sırasında Tanrı’nın rehberliğine ihtiyaç duyar. Tanrı, ona bu rehberliği sağlamak amacıyla bir ahlak yasası gönderir. Burada ahlaklılık, şu halde insanın kendisi dışındaki bir otorite, yani Tanrı tarafından konulmuş evrensel ahlak yasasına veya verilmiş mutlak emirlere tam bir teslimiyet içinde itaat etmesinden oluşur.


Etik sözcüğünün kökeni ve anlamı nedir ?

Etik sözcüğünün kökeni ve anlamı nedir ?

10 Ekim 2015 Cumartesi

Etik sözcüğü köken olarak eski Yunanca bir sözcük olan ethos sözcüğünden gelir. Bu sözcüğün kökeninde ethika sözcüğü vardır. Buradaki ethika sözcüğü, ethos sözcüğünün çoğulu olan “ethe’ye ilişkin konular” anlamına gelmektedir. Ethos’un çoğulu olan ethe, en eski anlamıyla söylenirse, “canlı bir varlığın ‘mekân’ı, ‘hep gittiği, sığındığı yer’ anlamına” gelmektedir.

Dini Etik

Dini Etik

4 Mayıs 2017 Perşembe

Söz konusu etik anlayışta, ahlaki açıdan doğru olan şey Tanrı’nın emirlerine uygun davranmaktan, O’nun “Yap!” dediği şeyleri yapmaktan, “Yapma!” dediği şeyleri yapmamaktan oluşur. Buna göre “doğru” Tanrı’nın irade ettiği şey anlamına gelirken “yanlış” da O’nun iradesine aykırı olanı ifade eder.

Normatif Etik - Erdem Etiği

Normatif Etik - Erdem Etiği

15 Şubat 2018 Perşembe

Erdem etiği, söz konusu iki etik anlayışına, yani teleolojik etikle deontolojik etiğe, esas olarak da yararcılıkla Kantçılığa gerçekten alternatif olan üçüncü bir etik teori meydana getirir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi