Image

Eğitim Nedir? Eğitim Teriminin Anlamı

Analitik eğitim felsefesi, eğitim felsefesinin ikinci türü ya da şeklini ifade eder. Söz konusu eğitim felsefesi, elbette klasik eğitim felsefesinin yaptığı gibi, eğitimle ilgili olarak normatif birtakım önermeler ortaya koymaz; eğitimin nasıl ve hangi amaçlara göre şekillendirilmesi, ne tür bir müfredat ile donatılması gerektiğini söylemez. O, kendi görevini bunun yerine bir analiz faaliyeti olarak algılar. Gerçekten de analitik eğitim felsefesi kendisini, en başta eğitim kavramı gelecek şekilde, öğretim, beyin yıkama benzeri eğitim kavramlarını analiz etme; “Konuları değil, çocukları öğretin!” benzeri sloganları açıklayıp aydınlığa kavuşturma; eğitim üzerinde düşünülürken kullanılan metafor veya modelleri açıklama; eğitimle ilgili birtakım sonuçlara ulaşma sürecinde, öğretmenler, eğitimciler veya yöneticiler tarafından kullanılan kavram, argüman ve yöntemleri analiz edip değerleme işiyle sınırlar.

En azından 1980’li yıllara kadar “eğitim”, “öğretim”, “öğrenme” ve “anlama” benzeri kavramların analiziyle meşgul olan analitik eğitim felsefesinin tarihsel olarak yirminci yüzyılın ikinci yarısının hemen başında ortaya çıktığı söylenebilir. O, analitik felsefenin etkisi altında, kavram analizi yöntemi aracılığıyla ve bu arada felsefenin diğer yerleşik disiplinlerinde elde edilen bulgulardan da yararlanarak eğitime ilişkin sistematik bir soruşturma işiyle meşgul olmuştur. Analitik eğitim felsefesi söz gelimi eğitim konusunu ele aldığı zaman, öncelikle onun farklı disiplinlerin bakış açısından farklı şekillerde anlaşıldığına işaret eder.

Buna göre analitik eğitim felsefesi açısından eğitimin iki temel yönü olmak durumundadır. Bunlardan birincisi beşeri durumla ve toplumun mevcut yapısı ya da arzulanan doğrultusuyla ilgili kuşatıcı bir açıklama ya da yoruma ayrılmazcasına bağlı bulunan bir değerler manzumesi veya kümesinden, söz konusu değerlerin kazandırılmasından meydana gelir. Onun ikinci yönü ise söz konusu değerlerin kendileriyle aktarıldığı, hayata geçirildiği veya en azından hayata geçirileceklerinin varsayıldığı bir kurumlar ve başkaca işlemsel düzenlemeler kümesinden oluşur. Eğitim, öyleyse hem ahlaki ve teknik değerleri aktarmakla, uygun bilgi ve becerileri bir yandan kazandırıp bir yandan da dönüştürmekle ilgili normatif bir sistemdir ve hem de idari bir sistem olarak söz konusu değerleri ifade etmek yanında, tarihsel koşullar tarafından yaratılmış büyük ölçekli sosyal ve kültürel üstyapıları yansıtan okullar toplamıdır. Eğitim söz konusu ikili bağlamda, oldukça geniş kapsamlı üç temel işlevle karakterize olurken eğitim terimi de üç farklı şekilde kullanılır.  Eğitim teriminin farklı kullanımlarından, analitik felsefecilere göre birincisi, sosyolojik kullanımdır. Burada sosyologlar, eğitim terimini bir halkın veya bir toplumun çocuk yetiştirme pratiklerini tanımlamak için kullanırlar. Böyle bir tanım, elbette veya çoğu zaman okullaşmayı, çocukların okula gitmelerini içerir ama bunda hiçbir zorunluluk yoktur. Toplumun küçük üyeleri, bu yolla çeşitli araçlar veya yöntemler yelpazesi kullanılarak eğitilirler, yani kültürlenir veya sosyalleştirilirler. Eğitim teriminin söz konusu sosyolojik kullanımı içinde, sadece çocuğu sosyalleştirici, onun kültürlenmesini temin eden pratik ya da uygulamalara vurgu yapılır. Burada sadece zihin veya karakterin şöyle ya da böyle, ama muhakkak toplumun taleplerine göre şekillenmesine önem verilirken iyi karaktere veya sosyalleştirmenin ya da kültürlemenin meşru yollarına hiçbir şekilde değinilmez. Eğitimden yine aynı bağlamda, ikinci olarak toplumda iş bölümünün oluşturulmasına katkı yapması beklenir. Toplumsal tabakalaşma ama özellikle de seçkinlerin formasyonu, modernleşme öncesinde, doğuş, karizma veya askeri cesaret benzeri birtakım mekanizmalar tarafından belirleniyordu. Oysa günümüz modern toplumuna özgü profesyonelleşme ya da uzmanlaşmanın anahtar bileşeni eğitim olmak durumundadır. Yine modernleşmenin bir sonucu olarak teknolojinin giderek karmaşıklaşması, her geçen gün biraz daha gelişerek komplike bir yapı kazanması, her aşamada daha belirgin ve hatta mutlak hale gelmesi, giderek daha fazla güçlenip belirginleşen bir iş bölümüne yol açarken uzmanlığın tecrübe üzerinde kazandığı mutlak zafer de eğitime söz konusu iş bölümünü belirleme noktasında oldukça önemli ve merkezi bir rol yüklemiştir. Eğitim teriminin bir başka kullanım şekli, onun eğitim müesseselerinde gerçekleşen boyutuna gönderme yapan kurumsal kullanımdır.

Gerçekten de “eğitim” teriminin okulla ilgili veya kurumsal kullanımı, bir kimsenin okullardan ya da formel eğitim kurumlarından aldığı etkilerin bir sonucu olan gelişimine gönderme yapar. Terimi gündelik hayatta genellikle bu anlam içinde kullanır, eğitimle de genellikle okulda geçirilen yılları anlatmak isteriz. Eğitim kavramının anlamını en azından bir yere kadar eğitim teriminin söz konusu anlamından aldığı, eğitimin çok büyük ölçüde eğitim kurumlarında gerçekleşen bir şey olduğu açık olmakla birlikte, gerçek anlamda eğitimin eğitim teriminin söz konusu kurumsal kullanımıyla tam olarak örtüşmediğini kabul etmek yerinde olur. Bir eğitim kurumunda bulunma, temel bir eğitimin ardından mesleki bir eğitim almış olma da eğitimli olmaya, eğitimi tanımlamaya yetmeyebilir. İşte bu durum bizi eğitim teriminin üçüncü kullanımına, eğitimi genel bir aydınlanma haliyle ilişkilendiren kullanımına götürür. Eğitim teriminin bu sonuncu kullanımında altı çizilen en önemli husus, insanın bilgi ve kavrayış ile karakterize olan zihinsel gelişimi ve değer bilincine ek olarak doğru pratikler içinde olmaya bağlı karakter gelişimiyle sonuçlanan eğitimin, insanoğlunun en görkemli başarısı olduğudur. Söz konusu zihinsel gelişim ile karakter gelişimi, her şeyden önce bilgiye dayanmak durumundadır. Fakat terimin entelektüel aydınlanmayı temele alan bu üçüncü kullanımı, bilgiye dayalı zihinsel gelişim ile yetinmeyip, tarihsel Aydınlanmaya dönük Rousseaucu veya romantik eleştiriden ilham alarak ya da günümüz probleminin bir bilgi probleminden ziyade bir değer problemi olduğu inancından hareket ederek, bilgisel gelişimi moral gelişim ve uygun bir karakter formasyonuyla tamamlamaya çalışır.


Eğitim Nedir? Eğitim Teriminin Anlamı

Eğitim Nedir? Eğitim Teriminin Anlamı

Monday, May 8, 2017

Buna göre analitik eğitim felsefesi açısından eğitimin iki temel yönü olmak durumundadır. Bunlardan birincisi beşeri durumla ve toplumun mevcut yapısı ya da arzulanan doğrultusuyla ilgili kuşatıcı bir açıklama ya da yoruma ayrılmazcasına bağlı bulunan bir değerler manzumesi veya kümesinden, söz konusu değerlerin kazandırılmasından meydana gelir.

Egzistansiyalist Eğitim Felsefesi

Egzistansiyalist Eğitim Felsefesi

Friday, April 7, 2017

Söz konusu yaklaşım çok paradoksal olarak hümanizm çağında yitip giden bireyin savunuculuğunu yapar. Kökleri on sekizinci yüzyıla kadar geri gitse de esas itibarıyla egzistansiyalist filozoflar tarafından geliştirilen söz konusu yaklaşım, nesnel hakikat çağında unutulan öznel hakikate dönüşün önemine vurgu yaparken bireyden hareket eder.

Realist Eğitim Felsefesi

Realist Eğitim Felsefesi

Wednesday, November 18, 2015

Realizm, ideal ya da aşkın bir dünyanın varlığını öne süren idealizmin tersine, zihinden bağımsız bir dış dünyanın varlığını kabul eden felsefe görüşüdür. Söz konusu felsefe görüşünün eğitim alanındaki en önemli temsilcisi Aristoteles olmuştur.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

Thursday, May 4, 2017

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

Thursday, May 4, 2017

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

Friday, March 3, 2017

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

Monday, November 23, 2015