Image

Eğitimin Amaçları Nelerdir?

Analitik eğitim felsefesinin analizini yoğunlaştırdığı konulardan bir diğeri de “eğitimin amaçları”dır. Analitik filozoları gerçekten de fazlasıyla meşgul etmiş olan bu tartışmada, amaçlarla elbette eğitimsel faaliyetler sonunda varılması istenen hedeşer kast edilir. Söz konusu amaçlar asli ve arızi ya da özsel ve araçsal amaçlar olarak ikiye ayrılır. Bunlardan asli ya da özsel amaçta eğitim alan kişiye gönderimde bulunulurken eğitim bizatihi kendisi için istenir. Buna mukabil, arızi amaçlar söz konusu olduğunda, eğitimin kendisi eğitim dışı bir amacın, söz gelimi iyi yurttaşlar yetiştirme veya endüstriye kalifiye eleman yetiştirme amacının aracı haline getirilir. Bunlardan birincilerin çoğunluk bireysel, ikincilerin ise kamusal veya sosyal amaçlar oldukları kabul edilir.

Eğitimde özsel ya da asli veya bireysel amaçlar birincil amaçlar, buna mukabil arızi ya da kamusal amaçlar ikincil amaçlar olarak da kategorileştirilir. Birincil amaçlar esas itibarıyla bireyle ilgili amaçlar oldukları için, eğitimin daha ziyade modern amaçları olarak kategorize edilir. Bunlar dahası, hem Avrupa’da modern eğitimin liberal bir gelenek üzerine inşa edilmesi hem de eğitimin amacının özgürleşme olması nedeniyle, liberal amaçlar olarak anlaşılır. Söz konusu bireysel veya özsel amaçlar arasında en baş sırada, özerklik, eleştirel düşünme ve ahlak eğitimi gelir.

Bunlardan özerklik, kişinin dış güçler, toplumsal faktörler tarafından belirlenmek yerine, bizzat kendisi tarafından belirlenmesidir. Burada söz konusu olan iki koşuldan birincisi, toplumun liberal olmasıdır. Yani toplumun bireyleri, seçimlerinin başkalarının hayatlarına hiçbir şekilde zarar vermemesi koşuluyla, benimsenecek amaçlar ve söz konusu amaçlara götürecek araçlar açısından tamamen serbest bırakmasından oluşur. İkinci koşul ise bireyin kendisini aklıyla veya üst doğası üzerinden belirlemesidir. Bu açıdan bakıldığında, eğitimin en temel amacını oluşturan özerkliğin rasyonalite veya akılsallık ile yakından ilişkili olduğu, eğitim ile özerklik amacının rasyonalite üzerinden meşrulaştırıldığı kolaylıkla görülebilir.

Bu durum eğitimin ikinci özsel amacı olarak görülen eleştirel düşünme için de geçerlidir. Başka bir deyişle, eleştirel düşünme de rasyonalite ile yakından ilişkilidir. O, başka her şey bir yana açık fikirli olma, öne sürülen iddiaların temellerini soruşturma, önyargılardan ve klişelerden uzak durma, ben merkezli kabullerden sakınma, düşünceleri mantık kurallarına sadık kalarak ve sağlam bir şekilde temellendirerek öne sürme benzeri özelliklerden oluşan entelektüel tutumu ifade eder. Öte yandan eleştirel düşünmenin, eğitimin sadece amacı değil, zorunlu koşulu da olduğunu söylemek gerekir. O, gerçek eğitimin önemli bir koşuludur çünkü eleştirel düşünebilme yeteneğine sahip öğrenciler, kendilerini her tür aşılamadan koruyarak daha sağlam ve daha iyi bir şekilde öğrenebilirler; öğrendiklerini daha iyi özümseyip hayatlarına uygulayabilirler. Eleştirel düşünme, aynı zamanda hakiki eğitimin temel amaçlarından biridir. Gerçekten de eğitimin amacına ancak eğitim yoluyla eleştirel zihniyete sahip insanlar yetiştirildiği zaman ulaştığı kabul edilir. Zira eleştirel düşünme özelliğine sahip insanlar söz konusu düşünmeye özgü ilkeleri hem özel hayatlarına hem de sahip oldukları mesleki bilgilere uygulamak suretiyle daha iyi bir yurttaş olabildikleri gibi işlerinde de daha başarılı olup içinde yaşadıkları topluma daha iyi katkılar yapabilirler. Aldıkları eğitim sayesinde, kritik zihniyete sahip olan insanlar, başkalarıyla empati kurmayı, farklı düşüncelere saygı göstermeyi, meselelere çok yönlü bakmayı, geliştirilen strateji ve politikaları sorgulamayı başardıkları için, açık toplumun ve dolayısıyla demokrasinin gelişimine katkıda bulunurlar.

Eleştirel düşünmenin genellikle, biri teknik veya mantıkla diğeri ise zihniyetle ya da biri sadece düşünsel beceri ve özelliklerle diğeri de tutumla ilgili olan iki temel boyutu olduğu kabul edilir. Bunlardan eleştirel düşünmenin daha ziyade teknik veya mantıksal boyutu söz konusu olduğunda, onun her şeyden önce hemen her alanda problem görebilmeyi, soru sormayı, söz konusu problem ve soruları olabilecek en açık şekilde ifade etmeyi ihtiva ettiği söylenebilir. O, bütünüyle yı kıcı ve negatif bir düşünme türü olmadığı için, buna ek olarak ortaya konan problemleri düşünceli, sabırlı ve etraşı bir biçimde ele almayı gerektirir. Eleştirel düşünme, problemler için işe yarar veya doğru çözümler bulmaya çalışmayı, bu uğurda uygun bilgileri bir araya getirip tartışmayı, söz konusu bilgileri yorumlamada, hem sağlam deliller aramayı hem de soyut fikirleri etkin bir şekilde kullanmayı gerekli kılar. Onda, bütün bu süreçler boyunca ve özellikle de iyi temellendirilmiş sonuçlara, sağlam akıl yürütmelere dayalı çözümlere ulaşılırken düşüncelerin uygun ölçütlerle ve karşı argümanlarla sınanması söz konusu olur.

Eleştirel düşünme, kişinin başkalarını olduğu kadar, kendisini de eleştirebilmesini gerekli kılar. Bu ise bizi eleştirel düşünmenin teknikmantıksal özelliklerinden ziyade, tutum ve karakter özellikleriyle ya da zihniyetle ilgili olan boyutuna götürür. Buna göre, eleştirel düşünen kişi, her şeyden önce hemen herkesin bilinçaltı na kök salmış ön yargıları veya kör noktaları olduğunu bilerek yanılabileceğini peşinen kabul eden ve dolayısıyla istisnasız hiçbir şeyi mutlaklaştırmayan kişidir. Eleştirel düşünmenin bu boyutu, kişiden kibirli, anlayışsız, hoşgörüsüz, sonuçlara ilgisiz, yeni bilgilere kayıtsız ve hüküm verirken tedbirsiz biri olmak yerine, araştırıcı ve hakikati arayan, açık fikirli, gerçeğe saygılı, akla güvenen, delillere karşı tarafsız, tedbirli, analitik düşünen ve sistematik biri olmasını ister. Eleştirel düşünmenin sadece teknik ve mantıksal özellikleriyle yetinme bize, eleştirel düşünmenin zayıf anlamını veya dar tanımını verir. Onun zihinsel donmuşlukla veya başka türden yanılgılarla, yani zeki ama yönlendirici bir öznel düşünce tutumuyla sonuçlanmaması için, tevazu, empati, sebat, disiplin, özerklik, cesaret ve saygı benzeri davranı ş özellikleri veya entelektüel alışkanlıklarla tamamlanması gerekir. Bu da bize, eleştirel düşünmenin güçlü anlamını verir.

Buradan eğitimin üçüncü amacına, ahlak eğitimine geçmek mümkündür. Çünkü eğitimle bireysel düzlemde gözetilen nihai amaç bütünlüklü ve birlikli insanların yetiştirilmesi veya ortaya çıkarılmasıdır. Bunlardan özerklik ve eleştirel düşünme amaçları, beşeri rasyonalitenin teorik veya entelektüel yönüne işaret ederken tamamlayıcı pratik boyutu ahlak eğitimi temin eder. Başka bir deyişle, eğitimle sadece özerk ve eleştirel düşünen insanlar değil, aynı zamanda ahlaklı, erdemli ve karakter sahibi insanların yetiştirilmesi amaçlanır. Ahlak eğitimini karakterize eden en önemli şeyin, dürüstlük, sorumluluk, başkalarına saygı benzeri ahlaki erdemlere dönük bir ilgi olduğu söylenebilir. Bu açıdan bakıldığında, ahlak eğitiminin çocuklara, hem kendilerinin iyi ve ahlaki bir hayat sürmeleri hem de üyesi oldukları topluma katkı yapan üretken ve sorumlu bireyler olmaları noktasında yardı m edecek ahlaki düşünce ve alışkanlıklarla değerlerin kazandırılmasını ifade ettiğini söylemek doğru olur. Gerçekten de ahlak eğitimiyle çocuklara veya genç insanlara ahlaki eylemin temel ilkeleri veya moral değerlerin aktarılması amaçlanır. Bu tür bir eğitimle dürüstlük, sadakat, cesaret, saygı ve adalet benzeri erdemleri kazandırma amacı güdülür.

Eğitimin ikincil amaçlarıyla, onun bireyden ziyade toplumu gözeten amaçları anlatılmak istenir. Aslında neyin birincil ve ikincil olduğu meselesi, büyük ölçüde göreli bir konu olup onu belirleyen en önemli şey uzlaşım olmak durumundadır. Nitekim klasik dönem ile Orta Çağ’da eğitimin bugün ikincil addedilen amaçları birincil veya özsel amaçlar olarak görülmekteydi. Fakat özne ya da bireyin modern dünyanın hemen her alanında kurucu veya en temel öğe olarak öne çıkmasıyla birlikte, eski dönemin birincil amaçları arızi ya da ikincil amaçlar haline gelmiştir. Bunlardan ilk ve en önemli amaç, toplumun bekası ve kültürel geleneklerin korunmasıdır. Gerçekten de her toplum yeni kuşaklara ana dili, sosyal örgütlenme tarzı, fenomenleri açıklama şekli de dâhil olmak üzere, kültürünün tarihini ve egemen dünya görüşünü aktarma amacı güder. Burada, eğitimin ikinci önemli amacı, yeni kuşaklara yurttaşlığı öğretmek, onlarda yurttaşlık bilinci yaratmak olarak görülür. Buna göre bir toplumun yönetim biçimi ya da sistemi insanların bir yurttaş olarak rol ve işlevleri noktasında bilme ihtiyacı duydukları şeyleri eğitim yoluyla öğretir. Eğitimde üçüncü amaç, bir kez daha toplumla ilgili bir amaç olacak şekilde, meslek eğitimi olarak ortaya çıkar. Buna göre her toplum temel ihtiyaçlarını karşılamak ve biraz daha ileri bir noktada, toplumda bir bolluk ve refah sağlamak için, yurttaşlarına kaçınılmaz olarak bir meslek eğitimi verir. Eğitimin dışsal veya ikincil amaçları arasında, nihayet sağlıklı bireyler yetiştirmek amacının bulunduğu kabul edilir. Bu durum toplumun bekası, zenginliği ve gelişimi açısından vazgeçilmez olduğundan, eğitim yoluyla bireylerin hem zihinsel hem de fiziksel yönden sağlıklı olmaları amaçlanır.


Egzistansiyalist Eğitim Felsefesi

Egzistansiyalist Eğitim Felsefesi

7 Nisan 2017 Cuma

Söz konusu yaklaşım çok paradoksal olarak hümanizm çağında yitip giden bireyin savunuculuğunu yapar. Kökleri on sekizinci yüzyıla kadar geri gitse de esas itibarıyla egzistansiyalist filozoflar tarafından geliştirilen söz konusu yaklaşım, nesnel hakikat çağında unutulan öznel hakikate dönüşün önemine vurgu yaparken bireyden hareket eder.

Pragmatist Eğitim Felsefesi

Pragmatist Eğitim Felsefesi

24 Ocak 2017 Salı

Klasik eğitim felsefesinin önemli ve etkili kuram ya da okullarından biri de pragmatizmin eğitim felsefesidir. Pragmatizm aslında büsbütün yeni bir felsefe değildir. O, klasik natüralizmin ve liberal dünya görüşünün, sanayileşme sonrasında Amerikan ruhunda ortaya çıkan yeni bir versiyonu olmak durumundadır.

Eğitime Kültürel Yaklaşım

Eğitime Kültürel Yaklaşım

16 Kasım 2016 Çarşamba

Klasik eğitim felsefesinde temel yaklaşımlardan bir başkası da karşımıza kültürel yaklaşım olarak çıkar. Kültürel yaklaşım, kültürden yola çıkar ve dolayısıyla eğitimi öğrencinin insanlığın dil, edebiyat, felsefe ve bilim gibi yüksek değerlerinin dünyasına dâhil edilmesini, onun manevi formasyonu olarak değerlendirir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi