Image

Egzistansiyalist Eğitim Felsefesi

Klasik eğitim felsefesinde modern zamanlardan başlayarak ama özellikle de yirminci yüzyılda etkili olan yaklaşımlardan biri de egzistansiyalizmin bireyci yaklaşımıdır. Söz konusu yaklaşım çok paradoksal olarak hümanizm çağında yitip giden bireyin savunuculuğunu yapar. Kökleri on sekizinci yüzyıla kadar geri gitse de esas itibarıyla egzistansiyalist filozoflar tarafından geliştirilen söz konusu yaklaşım, nesnel hakikat çağında unutulan öznel hakikate dönüşün önemine vurgu yaparken bireyden hareket eder. O, ahlaklılığın kişiliğin en temel karakteristiği ya da en önemli potansiyeli olduğu inancıyla, esas olarak ahlak üzerinde yoğunlaşır; sahiciliğe ve kendiliğindenliğe verdiği büyük önemle moral eğitimi öne çıkartır.  Eğitime bireyci yaklaşımı önemli hale getiren pek çok husus vardır. O, her şeyden önce kitleler içinde kaybolup giden bireyi sorumluluk almaya davet etme noktasında çağın ruhunu yansıtan bir anlayışı temsil eder. Egzistansiyalist eğitim felsefesi, klasik eğitim anlayışlarına dönük bir tepkiyi, yirminci yüzyılda eğitimden daha ziyade meslek eğitimini anlayan yaklaşıma ve dolayısıyla pozitif bilim ve tekniğe dayalı bir eğitim telakkisine yönelik bir protestoyu ifade eder. O, bu yüzden kendisine aynı zamanda çağa özgü bir eleştirel yaklaşım içinde yer verilebilecek olan bir bakış açısını ifade eder.  Egzistansiyalist eğitimin öncelikle hümanist bir eğitim felsefesi olduğu ve öğretmen, öğrenci ve belli bir bilgi içeriği ya da müfredattan meydana gelen üçlü eğitim ilişkisinde ağırlığı tamamen öğrenciye verdiği söylenebilir. O, gerçek bir eğitimin öğretmenler ya da eğitimciler, öğrencilerini birtakım mekanik usullerle, gayrı insani kimi yapılar üzerinden toplumun ve teknik kurumların ihtiyaçlarına uydurmaktan, bütün öğrencilerin bir örnek şekilde başarılı, zeki, uyumlu ve başkaları tarafından takdir edilen kimseler olmalarını istemekten vazgeçtikleri zaman ortaya çıkacağını savunur. Egzistansiyalist eğitim hümanist bir karaktere sahip olmakla birlikte, aşırı bireyci bir eğitim anlayışı ortaya koymaz. Bunun da en önemli nedeni, onun öğrenci ya da bireyi belli bir tarihsel süreç ve kültür içinde cisimleşmiş bir varlık olarak ele almasıdır. Söz konusu eğitim anlayışı, öte yandan insanı, birtakım nesnel ve kişiler arası geçerli doğruları ve normları kavramsal olarak bilme durumuna gelen salt bir bilgi varlığı olarak görmez, dolayısıyla eğitimi, sadece belli türden bilgilerin aktarılması olarak değerlendirmez.

Egzistansiyalist eğitim anlayışında en yüksek amaç, öğrenciyi kendisine döndürmek, bireyin varoluşunun tüm yükü ve sorumluluğunu üzerine almasını sağlamak ve bir kişisel kimlik bilinci kazanarak kaderinin belirleyicisi olmasını temin etmektir. Onda her şey bu amaca, yani öğrencinin kitlenin sorumsuz bir parçası veya üyesi olmak yerine, sahici bir varoluş ve yaşayışa ulaşmasını temin etmek amacına dönük olarak tasarlanır.  Söz konusu genel amaç, egzistansiyalist eğitimde gerçek anlamda eğitimli bir kişi idealine bağlı olarak beş alt başlık altında ifade edilir. Bu amaçlar da, daha sahici olmak, daha manevi bir şekilde yaşamak, eleştirel bir bakış açısına sahip olmak, bir kişisel kimlik duygusu oluşturmak ve nihayet, başkalarına karşı empatik bir bilinç geliştirmek olarak sıralanabilir. Bunlardan birincisinde, kişinin başkalarından sorgulanmadan miras alınmış birtakım normlar üzerinde yaşamak yerine, eğitim yoluyla kendi özgür seçimlerini yapması ve hayatını bu şekilde anlamlı hâle getirmesi amaçlanır. İkincisinde ise kişinin hayatına bir anlam katması ve değer yaratması hedeflenir. Buna mukabil üçüncüsünde, kişinin yeni değerler üzerinden sahici bir yaşama ulaşma amacı doğrultusunda kendisine yardım etmesi gereken eğitim sistemiyle eğitim programına karşı eleştirel bir tutum takınması amaçlanır. Öte yandan anlayan, sorgulayan, özgür seçimde bulunan ve değer yaratan kişi, elbette kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini bilen, var olmanın ne anlam ifade ettiğini kavramış olan kişi olmak durumundadır. Var olmayı öğrenmiş, değer bilincine sahip insan, nihayet kendi hayatı için olduğu kadar başkaları için de kaygılanan, onlara gerçek anlamda alaka gösteren insandır.  Egzistansiyalist eğitim felsefesi, söz konusu eğitimsel amaçlara ulaşma noktasında belli bir müfredat öne sürer. Onun eğitim programı, her şeyden önce ilgili programın öğrenciyle ilişkisi noktasında önem kazanır. Gerçekten de egzistansiyalist eğitim anlayışı müfredatı belirleyen en önemli şeyin onun kendi varlığını tanıma, özünü yaratıp kendisini anlamlandırma sorumluluğuyla yüklenmiş öğrenciye doğrudan hitap etmesi olduğunu belirtir. O, insanın ihtiyaçları, özlemleri ve koşullarıyla ilişkisiz bir programın öğrenciyi boş bir hamallıktan başka hiçbir şeye götürmeyeceğini, ondaki yabancılaşmayı artırmaktan başka hiçbir işe yaramayacağını savunur.

Egzistansiyalist eğitim anlayışı, insan gerçeğinin anlaşılmasının, insani durumun kavranmasına ve insanlık hallerine ışık tutulmasına katkıda bulunan tüm disiplinlere eğitim programında yer olduğunu savunur. Onda, bu yüzden normatif bilim ya da disiplinlere olduğu kadar, bilişsel boyutu öne çıkan bilimlere de yer verilir. Durum böyle olmakla birlikte, egzistansiyalist eğitim anlayışında normatif disiplinlere eğitim programında daha büyük bir ağırlık ve önem verilir. Onun müfredatında, baş sırayı insan bilimleri alır. Manevi ve insanı eğitici, dönüştürücü bir güce sahip olduğuna, bireyleri çeşitli hayat tarzları ve insanlık durumlarıyla temasa soktuğuna inanılan söz konusu beşeri disiplinler arasında şiir, roman, tragedya, müzik ve felsefe bulunmaktadır. Bireye geleceği şekillendirme açısından sorumluluklarını hatırlatması noktasında tarih de ayrı bir önem taşır. Egzistansiyalist eğitim anlayışı, bu disiplinlerde de belirleyici olan şeyin öğrencinin dönüşümü olduğunu kabul eder.  Egzistansiyalist müfredatta, ikinci sırada bireyin başkalarına olan bağımlılığını, onlara karşı olan yükümlülüklerini göstermesi açısından büyük bir önem arz eden toplum bilimleri yer alır. Bu bilimlerin önemi, insanlara birtakım etkilere maruz kalan pasif varlıklar olmayıp, sorumlu failler olduklarını göstermelerinden kaynaklanır. Ben bilgisinin evrensel bilgiden, öznel hakikatin nesnel hakikatten önce geldiğini söyleyen varoluşçu eğitim anlayışı, eğitim programında matematik ve doğa bilimlerine bir yer verir, ama onların bir ağırlıkları yoktur. Egzistansiyalist eğitim anlayışı, özellikle ilk iki kategoride yer alan disiplinlerin insana sınır durumları gösterme ve bu durumlar üzerinde düşündürtme açısından önem taşıdığını belirtmeye büyük bir özen gösterir.


Natüralist Eğitim Felsefesi

Natüralist Eğitim Felsefesi

22 Temmuz 2016 Cuma

Realizmin modern versiyonu natüralizmdir. Natüralizm, bilimin en büyük güç haline geldiği modern uygarlığın felsefesini ifade eder. On altıncı yüzyıldan başlayıp önce İngiliz Aydınlanmasının Francis Bacon, Hobbes, Locke ve Hume gibi filozoflarıyla Fransız Aydınlanmasının Voltaire ve Rousseau benzeri düşünürleri tarafından ortaya konan natüralizm, doğanın gerçekliğin tamamı ya da tümü olduğu kabulüne dayanır.

Egzistansiyalist Eğitim Felsefesi

Egzistansiyalist Eğitim Felsefesi

7 Nisan 2017 Cuma

Söz konusu yaklaşım çok paradoksal olarak hümanizm çağında yitip giden bireyin savunuculuğunu yapar. Kökleri on sekizinci yüzyıla kadar geri gitse de esas itibarıyla egzistansiyalist filozoflar tarafından geliştirilen söz konusu yaklaşım, nesnel hakikat çağında unutulan öznel hakikate dönüşün önemine vurgu yaparken bireyden hareket eder.

İdealist Eğitim Felsefesi

İdealist Eğitim Felsefesi

14 Ekim 2015 Çarşamba

Klasik eğitim felsefesinde gündeme gelen yaklaşımların hem önem hem de zaman açısından en önde geleni Sokrates, Platon, Kant benzeri filozoflar tarafından temsil edilen idealist yaklaşımdır. Eğitime idealist yaklaşım, bir takım ahlaki amaçlara veya moral ilkelere dayanır ve ideal bir varlık alanına bağlı olarak aşkınlık zemini üzerinde veya transendental bir tarzda temellenir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi