Image

Estetik Özne ve Estetik Tutum

Estetik özne, estetik nesne karşısında estetik tavır alabilen kişiyi tanımlar. Estetik özne, her şeyden önce estetik alanı ve bu arada estetik öznenin kendisini anlamaya yönelmiş filozofun kendisidir; o, belli bir sanat eğitimi almış, sanata dair bir kavrayışı olan bir sanat eleştirmeni olabilir. Ve estetik özne, nihayet belli bir beğeniye, bir sanat duyarlılığına sahip sıradan bir insan veya bir estet olabilir. Demek ki estetik özne, nesnenin taşıyıcısı olduğu güzellik değerini alımlayan kişidir. O, belirli bir estetik değere sahip sanat eseri veya doğal güzellik karşısında etkilenmeden geçemeyen kimse olmak durumundadır. Estetik öznenin söz konusu değeri veya güzelliği alımlayabilmesi içinse belli bir beğeni duygusuna sahip olması gerekir.

Hatta pek çok filozofa göre haz duygusunda temellenen bu beğeninin belirli bir eğitim yoluyla gelişmesi gerekir. Estetik özneyi belirleyen temel özelliklerden biri, onun bir beğeni duygusuna sahip olmasıysa ikincisi, estetik bir tutum geliştirmiş olmasıdır. Buna göre, estetik özne bir estetik nesneyi algılayan, algılamakla kalmayıp onu kavrayan ve ondan estetik olarak hoşlanan, estetik haz duyan bilinç ve beğeni varlığıdır.

Estetik özneyi estetik nesneye bağlayan, onunla büyük ölçüde özel diyebileceğimiz bir ilişki tesis etmesini mümkün kılan şey estetik tutumdur. Estetik özneyi belirleyen özsel özellik olarak estetik tutum, bununla birlikte öyle kolayca tanımlanabilecek bir şey değildir. Bu yüzdendir ki o ya sanat eserlerine veya güzel diye nitelenen doğal ürünlere yaklaşmanın estetik olmayan yolları da olduğundan hareketle, ne olmadığı gösterilerek olumsuz bir biçimde tanımlanma yoluna gidilmiştir. Bu açıdan bakıldığında, estetik tutumun yarar amacına dönük pratik tavrın tam karşıtı olduğu söylenebilir. Söz gelimi bir kır manzarasına, onun sergilediği doğal güzelliği temaşa etmek amacıyla değil, gelecekte buraya yapacağı yatırımlar açısından bakan bir arsa spekülatörü veya tüccarın tutumu pratik bir tavırdır. Aynı şekilde, yayınlaması için önüne gelen şahane bir romana, taşıdığı estetik değeri pek dikkate almadan salt ticari kaygılarla yaklaşan bir yayıncının eser karşısındaki tavrı, yine pratik bir tavırdır. Estetik tutum, bilişsel tutumdan da farklılık gösterir. Söz gelimi bağlamcılar her ne kadar sanat eserine ancak bütünsel bağlamı ışığında, onun yaratılmış olduğu çağın koşullarına ilişkin tarih ve sosyoloji bilgisi, eserin kendisiyle ilgili teknik bilgi ve yaratıcının kendisine ilişkin otobiyografik bilgi sayesinde değer biçilebileceğini söyleseler bile, sanat eserine bilgi elde etme amacıyla bakmayız. Baksak bile, bunun estetik tutumla doğrudan hiçbir ilişkisi yoktur.

Hatta böyle bir bilişsel tavır, estetik tutuma bazen zarar da verebilir. Estetik tutumun kişisel tavırla da ilişkisinin olmaması gerekir. Başka bir deyişle, bir sanat eserini kendi hayatıyla ilişkisi ekseninde ele alan, bir tiyatro oyununu veya bir filmi bir yerinde kendisini görmek için seyreden birinin tavrı, kişisel bir tavır olup onun estetik tavırla ilişkisi yoktur. Buna göre, bir şeye estetik bir perspektiften bakmak demek, estetik nesnenin hayatlarımızla olan ilişkisine değil de onun bize sunduğu şeye tepki vermek demektir.

Estetik tutumun söz konusu pratik, kişisel veya bilişsel tutumlardan farklı olduğu gösterildikten sonra, onu belirleyen en önemli özelliğin, buradan hareketle, çıkar gözetmeyen bir tavır olması olduğu söylenebilir. Başka bir deyişle, bir sanat eserine estetik bir tutumla yaklaşan kişi, eseri başka herhangi bir amacın aracı haline getirmeden, ona kendi içinde bir amaç olarak yaklaşan kişidir. Buna göre, estetik tavrın amacı kendindedir; onun kendi dışında bir amacı yoktur. “Amacı kendinde” (auto telos ) diye bilinen bu özelliği ilk kez ve en açık bir biçimde, güzellik karşısında duyulan hoşlanmanın her tür arzu, ilgi ve çıkardan bağımsız olduğunu dile getiren Kant ortaya koymuştur.

Çıkar gözetmeyen bir tavır olarak estetik tavırda, özne, kendisini karşısındaki nesneye tamamen verir. Böyle bir yaklaşımın sonucu olarak öznenin bütün dünyası estetik nesne olur. Tutumun bu ikinci özelliği, seyir ve temaşa olarak gerçekleşir. Bireysel ve öznel bir tavır olarak estetik tutumun bir diğer özelliği, onda belli bir estetik haz ve hoşlanmanın söz konusu olmasıdır. Estetik haz, tutumun kendisinde olması bakımından amaçsız, böyle bir tavır almaya yönelmek açısından ise amaçtır. Estetik haz ya da hoşlanma, işte bu şekilde amaçsız bir amaçlılık taşıma durumuna gelir. Elbette estetik haz alma diye özel bir duyusu veya melekesi olmayan insan, sahip olduğu doğal hoşlanma duygusunu eğitimle geliştirerek kendisine estetik nesne karşısında estetik haz verecek duyguyu kazanır.


Estetik Nesne

Estetik Nesne

17 Kasım 2015 Salı

İnsanın estetik ilgisinin veya tutumunun konusu olan her şey, estetik nesne kategorisi içine girer. Estetik nesne, bir sanatkâr tarafından yaratılmış bir sanat yapıtı olabileceği gibi, insanın yaratıcı etkinliğinin sonucu olmayıp tam tersine onun verili ya da hazır bulduğu doğal bir şey, söz gelimi bir doğa manzarası ya da insan bedeni benzeri bir doğal ürün olabilir.

Estetik Özne ve Estetik Tutum

Estetik Özne ve Estetik Tutum

14 Kasım 2016 Pazartesi

Estetik özne, estetik nesne karşısında estetik tavır alabilen kişiyi tanımlar. Estetik özne, her şeyden önce estetik alanı ve bu arada estetik öznenin kendisini anlamaya yönelmiş filozofun kendisidir; o, belli bir sanat eğitimi almış, sanata dair bir kavrayışı olan bir sanat eleştirmeni olabilir.

Formalist Sanat Anlayışı

Formalist Sanat Anlayışı

5 Mart 2018 Pazartesi

Sanatın, mimetik sanat teorisinin ardından modern dönemdeki özgürleşme ya da özerkleşme sürecinde, bir başka önemli uğrağı da formalist sanat kuramını meydana getirir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi