Image

Etik sözcüğünün kökeni ve anlamı nedir ?

Etik sözcüğü köken olarak eski Yunanca bir sözcük olan ethos sözcüğünden gelir. Bu sözcüğün kökeninde  ethika sözcüğü vardır. Buradaki ethika sözcüğü, ethos sözcüğünün çoğulu olan “ethe’ye ilişkin konular” anlamına gelmektedir. Ethos’un çoğulu olan ethe, en eski anlamıyla söylenirse, “canlı bir varlığın ‘mekân’ı, ‘hep gittiği, sığındığı yer’ anlamına” gelmektedir. İlk anlamıyla “bir canlının barındığı, sığındığı yer,ortam” anlamına ethe tekili olarak ethos sözcüğü de karakter, huy demektir. 

Kökeninde bu anlamı taşıyan ‘etik’ sözcüğünün, daha sonra Batı dillerinde bir bilgi alanının, bir felsefe disiplininin adı olması, tekil olarak kullanılan ethos sözcüğündeki “karakter” anlamına dayanmaktadır. Kökenindeki anlamı bakımından “karakter” veya “huy” demek olan ‘etik’ sözcüğü aslında kişiye bağlı, kişiyle ilgili bir durumu, ona özgü olan bir yanı ifade etmektedir. Bununla birlikte ethos’un çoğulu olan ethe’nin, “gelenek, görenek” anlamına da geldiği, “belli bir grubun, bir topluluğun yaşama biçimini” de ifade etmektedir. 

Ancak, ethos sözcüğü temelde, bir insanın, bir kişinin karakterini, huyunu ifade eden bir anlam taşımaktadır. Böyle dendiği zaman da o kişinin, o insanın huyu, yapısı, etik karakteri söz konusu edilmektedir. Nitekim Herakleitos, “huy, insan için daimondur” , “bir insanın ethos’u  huyu  onun daimon’udur”demiştir. Stoalılar ise ethosu (huyu), davranışların kaynağı saymışlarıdır. Platon, ethos’a, insan karakterinin bütününün oluşmasında etken olan şey anlamında “alışkanlık” demiştir (1998: 792e). Aristoteles de benzer şekilde insan karakterleri veya huyları olarak ethos’un türlerini ele almış ve ayrıntılı şekilde incelemiştir.

Yunanca ethosun Latincesi mos,mosun çoğulu da morestir. Latincede bu sözcük, hem töre hem de karakter anlamını içermektedir. Gerçi eski Yunancada da bir topluluğun yaşama tarzını ifade eden bir anlamı taşımaktaydı. Ama Eskiçağda filozoşarın ele alış tarzları, ethos sözcüğünü,  töre anlamından ayrı ve bağımsız tutuyordu. Daha sonra eski Yunancadaki ethikos sözcüğünün yerine Latince moralis sözcüğü kullanılmaya başlamıştır.Moralis sözcüğünü ilk kullanan Cicero’dur. Günümüzde de etkisini sürdüren bu anlam dönüşümünün yolunu açan anlama biçimi ilkin Latincede göstermiştir kendini. Bu fark, yani ethikos ile moralis arasındaki fark önemli midir peki? Önemlidir, çünkü terimdeki bu değişim, etik ile ahlâk kavramlarının çoğu durumda aynı içerikte kullanıl masının yolunu açmıştır. Oysa bu iki terim arasında, daha sonra değinileceği gibi, kavramsal bakımından önemsenmesi gereken bir fark vardır

Çoğul anlamıyla ethos sözcüğü her ne kadar “bir grubun, bir topluluğun yaşama biçimini” de ifade edebilecek şekilde anlaşılmaya açık ise de, kökeni bakımından etik sözcüğünün asıl anlamı kişiyle ilgilidir ve bugün etik dendiğinde onu tam ve doğru olarak ifade eden anlamı da budur. Nitekim etiği felsefenin temel bir alanı olarak kurup geliştiren Eskiçağ filozofları, sözcüğün bu anlamına bağlı bir anlama çerçevesine dayanmışlardır. Örneğin etiğin temellerini atan filozof olarak kabul edilen Sokrates (MÖ.469-399), sorgulanmamış bir yaşamın yaşanmaya değmediğini söylemiştir (Platon, 1989, 38a). Burada söz konusu olan şey, kişinin kendisinin ve kendisiyle ilişkisinin ne durumda olduğudur. Başka deyişle kişinin, kendinden yola çıkarak diğer insanlarla, dünyayla, yaşamla kurduğu ilişkileri gözden geçirmesinin, kendi hakkında bilgi edinmesinin, kendini bilerek yaşamasının önemi vurgulanmaktadır. Daha açık deyişle söylenirse, bunlar kişinin ne şekilde yaşadığı, ne yapıp ettiği, kararları, yaşamda nelere önem ve öncelik verdiği; bunların değerinin veya anlamının ne olduğu gibi günlük yaşamın içinde yer alan ve hepimizin bir şekilde ilişkili olduğu sorulardır. Bu bakımdan bir araştırma alanı olarak etiğin çıktığı nokta, insanın kendini bilmesiyle veya insan için “doğru” ve “iyi” bir yaşamın ne olduğu, “doğru” ve “iyi” bir yaşamın nasıl yaşanabileceğiyle ilgili sorulardır denebilir bunlara. Bu sorular, neredeyse her insanın şöyle ya da böyle, yaşamın bir anında karşılaşabildiği sorulardır. İnsan olmak ve yaşamak, böyle bir sorgulama yapmak demektir. Böyle bir sorgulamayı, hemen her insan kimi durumlar da bir bakıma kaçınılmaz olarak yapmaktadır

Bir bilgi alanı olarak etiğin temellerini atan filozof Sokrates olmakla birlikte,Sokrates öncesi filozofların da etik sorunlar üzerinde durdukları, “doğru” ve “iyi” yaşamın ne olduğu konusunda önemli düşünceler belirttikleri görülmektedir. Örneğin Demokritos (MÖ. 460/70370), “doğru yaşamın koşulları” üzerine düşünmüştür. Burada “doğru yaşam”dan anlaşılan şey, “dinginlik”, “esenlik” ve “huzur” içinde bir yaşamdır; bunların hepsini içeren anlamda “mutlu” ya da “iyi” bir yaşamdır. Bu anlamda “mutlu” ve “iyi” yaşamı ya da bir bütün olarak “mutluluğu” ifade eden üç ana kavram şudur: Ruhun, yani iç dünyamızın  iyi durumda olması (euthymia), sarsılmaz halde olması ( ataraksia) ve bu ikisinin birlikteliğinden gelen mutluluk (eudaimonia). Burada öncelikli ve önemli olan şey, kişinin kendisi ve onun yaşamının değeri, yani onun doğru bir yaşam içinde olmasıdır. Bu sorgulamada filozofun sorusu, “ahlâkın” veya “ahlâklılığın” ne olduğu konusunda değil, kişinin yaşamla bağını doğru şekilde nasıl düzenleyeceği konusundadır. İnsan ve yaşamla ilgili sorunları felsefî araştırmanın ana konusu haline getiren Sofistlerin sorunlaştırdığı ve aradığı şeyin yine yaşamla, genel olarak doğru ve  iyi yaşamla ilgili olduğu belirtilebilir. Gerçi Sofistler doğru yaşam sorusunu fayda ile bağıntılı bir “iyi” anlayışıyla ele almışlardır. Ama geçerlikte olan kuralları sorgulamaları ve “iyi yurttaş” yetiştirmenin yollarını aramaları, etiğin kimi temel sorularını tartışma ortamı sağlamıştır.


Kaynak : İyi, Sevgi (2015). Etik Nedir? İoanna Kuçuradi, Demet Taşdelen (Eds.). Etik. 5. Baskı. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayın No: 2356. ISBN: 978-975-06-1030-1.
 


Etiğin Temel Soruları

Etiğin Temel Soruları

1 Temmuz 2016 Cuma

Eskiçağdan günümüze uzanan tarihinde etik, tarihsel dönemlere bağlı şekilde çeşitlenen farklı türden soruları ele almıştır. Başlı başına bir bilgi alanı olarak kurulduğu Esk çağda etiğin temel sorusu pratik yönüyle söylenirse, “doğru, âdil, iyi” anlamında mutlu (eudaimonia) yaşamın ne olduğu sorusudur. Teorik yönden dile getirilirse bu soru, “adalet nedir?”, “erdem nedir?” şeklinde araştırılmıştır.

Etik sözcüğünün kökeni ve anlamı nedir ?

Etik sözcüğünün kökeni ve anlamı nedir ?

10 Ekim 2015 Cumartesi

Etik sözcüğü köken olarak eski Yunanca bir sözcük olan ethos sözcüğünden gelir. Bu sözcüğün kökeninde ethika sözcüğü vardır. Buradaki ethika sözcüğü, ethos sözcüğünün çoğulu olan “ethe’ye ilişkin konular” anlamına gelmektedir. Ethos’un çoğulu olan ethe, en eski anlamıyla söylenirse, “canlı bir varlığın ‘mekân’ı, ‘hep gittiği, sığındığı yer’ anlamına” gelmektedir.

Uygulamalı Etik

Uygulamalı Etik

15 Mart 2018 Perşembe

Etiğin, şimdiye kadar ele alınan teorik boyutu yanında, bir de uygulamalı boyutu vardır. Uygulamalı etik 1970’li yıllarda ortaya çıkmıştır.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi