Image

Felsefe, günümüzde ne gibi anlam ve önem taşır?

Felsefe sözcüğünün, dil acısından taşıdığı kök anlamı ele alarak, “bilgiyi ve bilgeliği sevmek; doğruluğu (hakikati) araştırmak, özgür düşünce ve eleştirmeyle, sağlam bilgilere ulaşıp, eylemlerimizi bunlara göre düzenlemek ve gerçekleştirmek” demek olduğunu belirttik. Felsefenin yalnızca bir soyut ve kuru bilgi değil, bir doğru yaşama ve mutluluğa ulaşma çabası olduğunu belirttik. Bir bilgi dalı olarak felsefenin, evren, Tanrı, insan ruhu ve insanın yazgısı gibi konulara ilişkin genel ve bütünsel bir bilgi vermeye yöneldiğini; ilk nedenleri ve ilkeleri araştırdığını söyledik. Metafizik adı altında, bu en genel ve derin konuları ele aldığını belirttik.

Türk Dil Kurumu'nun Türkçe Sözlük ’ünde, “Felsefe” şöyle tanımlanmış: “Madde ve yaşamayı ve bunların acun, toplum, ruh gibi türlü belirtilerini neden, ilke, erek bakımından inceleyen zihin çalışması ve bu çalışmanın verimi” Bu tanımda, “acun, toplum, ruh gibi türlü belirtilerin”, maddenin belirtileri olduğu, yani maddeden kaynaklandığı söyleniyor. Oysa böyle bir ileri sürüşü, ancak maddeci felsefeyi benimseyenler kabul edebilirler; idealistler ve ruhçular ise reddederler. Demek ki, sözlük ’teki tanım, felsefenin tümünü değil, sadece belli bir çığırını, tok ve belirli bir felsefe anlayışını kapsıyor.

Ayrıca tanımda, “acun, toplum, ruh gibi belirtilerin”, “yaşama”nın belirtileri olduğu da söyleniyor. Yaşamanın, acun’a nasıl kaynaklık ettiğini; acunun nasıl olup da onun bir belirtisi olduğunu anlamak hayli güç,  yaşama sözcüğü, yine sözlükte tanımlandığı anlam içinde göz önüne alınınca, yani “yaşamak eylemi” ve “canlı varlıkların, bulundukları çevrenin her türlü zorluğu karşısında yaşayabilmek için yaptıkları aralıksız didinme” olarak anlaşılınca, karşımıza anlamsız bir tanımlama çıkıyor. Ne var ki, bütün bunlara karşılık okur, Prof. Bedia Akarsu'nun yine avnı Kurum tarafından yayımlanan Felsefe Terimleri Sözlüğünde, felsefenin kültür dilimizde taşıdığı genel anlamı ve çeşitli anlam ayırımlarını sağlam ve apaçık bir biçimde tanımlanmış olarak bulacaktır.

Bilimlerin gelişerek, kendi alanlarında, bir zamanlar felsefenin sunduğu açıklamalardan çok daha sağlam ve denetlenebilir bilgiler verdiğini ve bundan ötürü, felsefenin, insan zihnine ve ürünlerine yönelerek, bilgiyi ve değer yargılarını, araştırmasının ağırlık noktası yaptığı üzerinde durduk. Felsefenin, yeniden eleştirici bir derin - düşünmeye kaydığını: bilimlerle yeni bir İşbirliğine girdiğini; onların verdiği bilgilere dayanarak yine de genel bir varlık tablosu çizmeye, kapsayıcı bir açıklama yapmaya yöneldiğini ileri sürdük.Böylece felsefenin, bütün çağlarda, hem elde edilmiş bilgiler, hem de kendisi konusunda, daha eleştirel, daha acık ve bilinçli bir kavrayışa ulaşmaya yönelen bir çaba olduğunu anlatmak istedik.

Gerçekten de, felsefenin özü ve ölümsüz yanı, tarih boyunca kurulup, zamanla ve koşullar değiştikçe yıkılan felsefe sistemlerinde değil, bu sistemleri yaratan çaba ve yöneliştedir. Felsefe, yeni gerçeklere açık olan, onları irdeleyen ve eleştiren; her konuyu kökünden ele alarak aydınlığa kavuşturmak isteyen derinlemesine düşüncenin çabasıdır. Başka bir deyişle, varlığın tümü gibi, felsefenin bulguları ve açıklamaları da sürekli olarak ortaya çıkan, değişikliğe uğrayan, bir bölümü ortadan kalkan ve bir bölümü bir başka biçimde varlığını sürdüren şeylerdir. Ama bütün bu değişmenin altında, süregelen ve kalan bir şey de vardır. Bu kalan şey, son sözü söylediklerini ileri süren çeşitli felsefe sistemlerini yaratarak İlerleyen ve sürekli bir eleştiriyle, kendi kendini daha fazla açıklığa ve bilince kavuşturan insan düşüncesidir; bilgileri, yaratışları, umutları, özlemleri üzerinde sürekli olarak derinleşen insanoğlunun düşünsel çabasıdır. Felsefe tarihini kısaca gözden geçirirken, bu sürekli eleştirme, derinleşme, bilinçlenme ve özgürleşme çabasını göreceğiz. Bu süreklilik dolayısıyla, felsefe, her zamanki önemini, bugün de çok daha yoğunlaşmış olarak korumaktadır.


Felsefe, günümüzde ne gibi anlam ve önem taşır?

Felsefe, günümüzde ne gibi anlam ve önem taşır?

16 Mayıs 2017 Salı

Felsefe sözcüğünün, dil acısından taşıdığı kök anlamı ele alarak, “bilgiyi ve bilgeliği sevmek; doğruluğu (hakikati) araştırmak, özgür düşünce ve eleştirmeyle, sağlam bilgilere ulaşıp, eylemlerimizi bunlara göre düzenlemek ve gerçekleştirmek” demek olduğunu belirttik.Felsefenin yalnızca bir soyut ve kuru bilgi değil, bir doğru yaşama ve mutluluğa ulaşma çabası olduğunu belirttik.

Felsefe ve feylesof(filozof) sözcükleri dilimizde hangi anlamlara gelir?

Felsefe ve feylesof(filozof) sözcükleri dilimizde hangi anlamlara gelir?

16 Mayıs 2017 Salı

Felsefe yapmak ya da felsefe günlük dilimizde, derin ve anlaşılması güç sözler söylemek demektir. Çoğunlukla, alaycı ve küçük düşürücü bir anlamda kullanılır. Yani boş ve anlaşılmaz şeyler söylemek: “safsata” ya da “mugalata” yapmak anlamına gelir. “Feylesof” sözcüğü ise, “felsefeyle uğraşan kimseden başka, “dünyayı umursamayan kişi” ve “dinsiz” demektir.

Eski Yunan'dan önce felsefesel ve bilimsel düşünce kesinlikle yok muydu?

Eski Yunan'dan önce felsefesel ve bilimsel düşünce kesinlikle yok muydu?

29 Ocak 2018 Pazartesi

Eski Çin, Hint ve Iran dinlerinde ve mitoslarında, hem doğa henf de İnsan yaşamı konusunda derin felsefesel düşünceler bulunduğu bir gerçektir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi