Image

Herakleitos Kimdir? Yaşamı ve Felsefesi

Herakleitos felsefe tarihinin adından en çok söz edilen, en çok sevilen filozoflardan biridir. Görüşleri, aralarında Hegel ve Marx gibi önemli isimlerin de bulunduğu birçok düşünürü etkilemiş, bunlar görüşlerini önemseyip kullanmış olsalar da belki de kullandığı kapalı üsluptan dolayı, onu doğru anlayamamış, doğru yorumlamamışlardır. Herakleitos’un düşüncelerini anlayabilmek için Eski Yunan felsefesinin en önemli sorun alanlarından biri olan değişim olgusuna odaklanmak gerekir.

Bilindiği üzere Yunan felsefesinin yöneldiği başlıca amaçlardan biri de değişim olgusunun özünü anlamaktı. Herakleitos’un felsefi görüşlerinin önemli bir kısmının doğadaki değişim olgusunun özünü ortaya koymak amacını güttüğü hatırdan çıkarılmamalıdır. Herakleitos dendiğinde akla gelen bir diğer önemli şey de onun o ünlü logos öğretisidir. Bu öğreti, bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğunda, yukarıda ifade edilen amaçla, yani doğadaki değişim olgusunu açıklamak amacıyla ilişkilendirilebilir. Öğretinin detaylarına inildiğinde Herakleitos’un doğrudan ve çiğ bir doğa felsefesi yapmanın ötesine geçtiği ve logos öğretisinin, tipik Herakleitos okurlarının tüm öngörülerini aşan bir derinliği olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar aşağıdaki bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınmaya çalışılacaktır.

Bütün bunlar bir tarafa, Herakleitos’un görüşlerini doğru biçimde anlayabilmek için onun mizacını, hayat felsefesini iyi anlamak gerekir. Çünkü Herakleitos, felsefe tarihinde, teoriası (düşünceleri) ile hayatını birleştirmeyi, onları âdeta özdeş şeyler hâline getirmeyi başarmış üç beş düşünürden biridir. Bu yüzden her şeyden önce hayat öyküsüyle ilgili bazı ayrıntılara odaklanmakta yarar vardır. Herakleitos aristokratik bir aileden gelmekteydi. Sinirli bir mizaca sahipti ve ailesinin ilk çocuğuydu. Eski Yunan dünyasında ailenin ilk çocuğu mirasa hak kazandığı hâlde Herakleitos bu mirası geri çevirmiş ve tüm haklarını kardeşine devretmiştir.

Bu elbette bugün birçoklarımıza yadırgatıcı gelecek bir davranıştır. Fakat Herakleitos’a göre yaşam ya da zaman kimini kral yapar, kimini ise köle. Herkes buna razı olmalıdır. Herakleitos’un yaşadığı dönemde sırf belli soylardan gelen aristokrat kişiler oldukları için zenginleşen sosyal sınıflarla geniş halk kesimleri arasında büyük bir siyasi mücadele dönmekteydi. Aristokratlar soylu oldukları için yönetme hakkının kendilerinde olduğunu iddia ediyor, halk kalabalıkları ise toplumun geniş kesimlerine yönetime bir şekilde dahil olma hakkı tanıdığı için demokrasiyi savunuyorlardı. Kölelerinse demokratik düzende dahi oy verme hakları yoktu. Aristokratlar, sahip oldukları geniş toprakları satmaya yanaşmıyor, diğerleri ise bu toprakları almak için kavga ediyorlardı. Çünkü toprak sahipliği beraberinde doğal olarak birtakım siyasal haklar getiriyordu. Herakleitos bu grupların her ikisindende hoşlanmıyordu. Demokratları çok gürültülü buluyor, aristokratları ise fazla seviyesiz oldukları için eleştiriyordu. Bu tutumunun kuşkusuz evren düzenine yönelik görüşlerinde belli bir etkisi olmuştur ve bu etkiyi ortaya koymak azımsanacak bir şey değildir.

Öte yandan Herakleitos, doğrudan doğruya öğretici bir tarzda yazmayı da reddetmiştir. Bu yüzden onun metinleri pasif bir öğrenme süreciyle değil, aktif bir katılımla takip edilebilirler. Bu yüzden okur, Herakleitos’tan günümüze kalan parça yazıları (fragmanlar) yorumlamaya çalışırken muammalar çözen, herhangi bir anlama ulaşabilmek için kafasını her dem çalıştırmak zorunda kalan bir giz çözücü gibi hareket etmek zorundadır. Şark kültürlerine özgü bu kapalı ve gizemli üslubundan dolayı onu peygamber olarak niteleyenler bile çıkmıştır. Fakat buradaki peygamber ifadesini Farsçadan dilimize geçmiş olan bildik anlamıyla ele almamak gerekir. Yunan dünyasında elbette peygamber gibi bir sözcük yoktu fakat peygamberlerin yerini tutacak büyüklükteki din adamlarının maniaya sahip insanlar oldukları düşünülmekteydi. Mania tanrısal bir vecd hâlinde kendinden geçmek anlamında kullanılmaktaydı ve mania hâlinin bir tür büyülenme olduğu düşünülmekteydi. Tamamen Eski Yunan kültürüne dayanan bu olgu öylesine önemsenmekteydi ki Eski Yunan’da maniası olmayan bir insanın yüksek hakikatlere varma yetisinden mahrum olduğu düşünülmekte ve bu tür insanlar genelde bilgi ile ilgili konularda hor görülmekteydi. Bugün bazı felsefe tarihçileri Herakleitos’un sara hastası olduğunu iddia etmekte ve saralı insanlarda da bu tip kendinden geçme durumlarının görülebildiği gerçeğinden yola çıkarak Herakleitos’un eserlerine damgasını vuran mania özelliklerini biyolojik esaslı bir hastalıkla açıklamaya çalışmaktadırlar.

Bunun yanı sıra Herakleitos’un bazen “ağlayan filozof” olarak da anıldığı görülür. Çünkü kendisi koparılıp atıldığı, uzaklaştırıldığı bir ülkeye, varlık ülkesine gitmeye, daha doğrusu dönmeye çalışan bir insanın hüznü ile düşünmüş ve yazmıştır. Bu yüzden eserlerine tam bir melankolinin hakim olduğu söylenir. Yaşama karşı genel tutumunu anlamaya çalıştığımızda, onun, insanların kurtuluşunun, içinde bulundukları koşullara tevekkül etmelerinden geçtiği düşüncesine dayanan bir yaşayış biçimini savunduğunu görmekteyiz. Bu yaşayış biçiminin detaylarına dikkat kesildiğimizde bedensel hazlardan uzak durulmasını öneren bir insan çıkmaktadır karşımıza. Belki de bu özelliğinden dolayı kendisine budala denmiştir. Savunduğu bu genel yaşayış ilkesine uygun yaşadığı ve agoradaki zenginleri, bedensel şeylere olan aşırı düşkünlükleri nedeniyle sık sık aşağıladığı bilinmektedir. Tüm bu görüşleri ve yaşayış özellikleriyle döneminde birçok kişi tarafından deli olarak nitelenmiştir. Tarihsel kaynakların aktardığı bir rivayete göre o dönemde yaşayan bir deliye Herakleitos adı takılmış ve Herakleitos’un cismani varlığı bazen bu deli insanınkiyle karıştırılmıştır.


Herakleitos Kimdir? Yaşamı ve Felsefesi

Herakleitos Kimdir? Yaşamı ve Felsefesi

21 Şubat 2017 Salı

Herakleitos felsefe tarihinin adından en çok söz edilen, en çok sevilen filozoflardan biridir. Görüşleri, aralarında Hegel ve Marx gibi önemli isimlerin de bulunduğu birçok düşünürü etkilemiş, bunlar görüşlerini önemseyip kullanmış olsalar da belki de kullandığı kapalı üsluptan dolayı, onu doğru anlayamamış, doğru yorumlamamışlardır.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi