Image

İlk filozoflar kimlerdi ve nerede yetiştiler?

Sokrates öncesi çağın ve felsefe tarihinin İlk filozofları olan Thales, Anaksimandros ve Anakslmenes’e geçmeden önce, evrenin ve tanrıların ortaya çıkışına ve ahlaksal konulara değinmiş bazı ozandüşünürlerden ve bilgelerden kısaca söz etmek gerekecek. Bunların yapıtları ve sözleri, mitosçu düşünce İle doğa üzerine düşünen İlk filozoşarın görüşleri arasında bir bağ oluşturmuş; bir geçit ödevi görmüştür.

Ozan düşünürlerin yapıtları «thegonla» (tanrıların doğuşu) ve «kosmogonla» (evrenin doğuşu) adlarını taşır. Bildiğimiz en eski thegonla yorarı Heslodos'tur ' (IÖ. 700 yılları). Tanrıları İşe karıştırmadan vo görüp öğrendiklerine dayanarak varolanları açıklamaya çalışan bu ozan, başlangıçta bir boşluğun (Khaos) bulunduğunu; bunun yanında «analaranası Toprak» ile Tanrı Eros'un yer aldığını söylüyor. Kaos İle, doğurucu İlke Toprak ve doğurtucu ilke Eros'tan, tanrılarve bütün öteki varolanlar türüyor. Syros'lu Pherekydes'ln (l.ö. 550 yılları) de. düzyazıyla bu tür bir yapıt verdiğini biliyoruz.

Ahlaksal konulara değinen özdeyişler, öğütler vo kurallar ortaya koyan İlk Yunan düşünürleri İse, «Yedi Bilgelen diye tanınır. Kim oldukları kesin olarak saptanamamakla birlikte, Yedi Bilgeler olarak en çok Atina'lı Solon'un, Lindos'lu Kleobulos'un, Isparta'lı Khilon’un. Milet'li Thales’ln, Lesbos'lu Pittakos'un, Priene’ll Blas'ın ve Korlnthos'lu Perlandros'un adları anılır. Heslodos da, İşler vo Günler adlı yapıtında, ahlak konularını ele alır. Bilgelerin öğütlerine örnek olarak şunları gösterebiliriz: «Hiçbir şeyde aşırı olma» (Solon); «Kendini bil», (Khüon); «Yaptığını düşün. Çok dinle, yerinde konuş» (Blos); «Yasaların eski, yemeğin taze olsun» (Perlandros); «Kendine kötülük hazırlar, başkalarına kötülük hazırlayan» (Heslodos).

Evren, tanrılar ve ahlak üzerinde düşünen ama din vo mitos öğrelerinden tam anlamıyla yine de sıyrılamayan bu ozan ve bilgelerin temsil ettiği geçiş döneminden sonra ilk filozoların, yani Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes’in ortaya çıktığını görüyoruz. Bu üç filozof da, İzmir'in güneyinde bulunan Milet’te yetiştiler. O çağlarda Milet, Yunanistan yönetimindeki lonia'nm yani İzmir Söke bölgesinin kıyı kentlerinden biriydi.

Sözünü ettiğimiz üc filozof da, bütün varlıkların temelinde bulunan ve onlora kaynaklık eden «anamadde»nin ya da «temel varlığın» ne olduğunu bulmaya çalıştılar. Evrende, birbirinden farklı sonsuz sayıda varolan bulunduğunu görüyorlardı. Acaba bütün bu varolanarın, bu çokluğun temeli, kaynağı ve ilkesi neydi? Bunlar hangi İlk ve tek varlıktan (birlikten) türemişti?

Aşağı yukarı i.ö. 625-545 yılları arasında yaşadığı sanılan Thates, bu anamaddenln, «su» olduğunu söyledi. Çağının bilgilerini öğrenmiş olan Thales, özellikle gökyüzünde ve yeryüzünde ortaya çıkan olayları açıklamaya çalışmış ve bu olaylarda suyun cok önemli bir rol oynadığını görmüştü. Bundan ötürü varolanların oluşumunda ve çeşitli olayların kaynağında değişmez bir anamadde olarak suyun bulunduğunu ileri sürdü. Varolanlar, bu anamaddeden türüyor ve sonunda yine ona dönüyordu. Demek kİ Thales, evrendeki cisimleri ve olayları önce gözleyip İnceliyor, daha sonra akıl ve mantık yoluyla bunları genel bir ilkeye bağlıyor ve bu genel İlkeyle açıklıyordu. Bü çabasından ötürü Thales, filozofların ilki sayıldı ve felsefe tarihinin başında yer aldı.

Anakslmondros (l.ö. 611545) İse, varolanların kaynağında ve (emelinde, tsınırsız ve sonsuz bir İlk madde» bulunduğunu söyledi. Anamadde, sınırsız ve sonsuz bir yaratıcılık gösteriyordu; bundan ötürü, kendisinin de sınırsız ve sonsuz olması gerekliydi. Bülün evrenin kaynağı ve sonu olan bu anamaddeye Anaksimondros, (Apeironi («sınırıolmayan») adını verir. Dikkat edilecek olursa Anaksimondros, Thalos'in yaptığı gibi, somut ve sonlu bir maddeyi, yani suyu anamadde olarak kabul etmiyor. Çünkü su, öteki maddelerden türemekte ya da öteki maddelere dönüşmektedir. Örneğin katı bir cisim, su haline gelmekte ya da su, katı bir cisme dönüşmektedir. Bundan ötürü su, siniri dir. Oysa anamaddenin sınırsız olması gereklidir: Anakslmandros'un bu düşüncesi, Ihales’in düşüncesine oranla büyük bir İlerlemedir: Çünkü Anakslmandros’ta, çeşitli somut cisimlerin, soyut, sınırsız ve sonsuz bir varlık kavramı İle açıklandığını görüyoruz. Bu kavramsal açıklama, felsefesel düşüncenin ilerlemesi yönünde ileri atılmış çok önemli bir adımdı.

Anaksimenes (İ.Ö. 585525) do, anamaddenin, «hava» olduğunu ileri sürüyor ve bir hava (soluk) olan ruhumuz, bizi nasıl bir bütün olarak ayakta tutuyorsa, soluk ve hava da, tüm evreni öylece sarıp tutar» diyordu. (") Anaksimandros’un, evrenin kaynağını açıklarken, Thalos’e oranla çok daha boyut bir kavramı (Apeiron) İleri sürdüğünü ve bundan ötürü, telselesel düşünce bakımından büyük bir İlerleme gerçekleştirdiğini söyledik. Oyso Anaksimenes'ln, yeniden somut bir varlığa yani «hava»ya döndüğünü görüyoruz. Anaksimandros'un öğrencisi olduğu halde bu filozof, varolanların temelinde havanın bulunduğunu söyleyerek, Thales'in İlkel açıklamasına yaklaşıyor. Bununla birlikte Anaksimenes'in de, felsefesel düşüncenin İlerlemesine iki bakımdan katkıda bulunduğunu belirtmeliyiz. Bunlarıh birincisi, Anaksimenes’in «ruh» kavramını İlk olarak ortaya atmasıdır. Filozof, bir hava (soluk) olarak gördüğü ruhun, canlı bir şey olduğunu düşünmüş ve böylece onun, bedeni, dağılmaktan ve cansız bir madde haline gelmekten kurtardığını; etkileyici ve düzenleyici bir İlke olduğunu söylemiştir. Canlı, etkileyici, düzenleyici ve toparlayıcı bir İlke olarak «ruh» kavramının, felsefe tarihinin daha sonraki aşamalarında büyük bir önemle ele alındığını göreceğiz.

Anaksimenes’in felsefesel düşünceye getirdiği. İkinci yenilik, anamaddenin nasıl değişikliğe uğradığı ve birçok varlığı nasıl ortaya çıktığı sorusu üzerinde durmasıdır. Thales, canlı medde ile cansız madde arasında bir ayırım yapmıyordu. Onun gözünde anamadde kendiliğinden değişen canlı bir varlıktı. (Maddenin canlı olarak düşünülmesine «hylozoizm» denir. Bu görüş, yani hylozoizm, İle felsefe tarihinde daha sonra ortaya çıkan ve ruha karşıt olarak düşünülen madde» kavramı ve «maddecilik» görüşü arasında büyük fark vardır.) Bu ayırımı İlk olarak ortoya koyan Anaksimenes, anamaddenin. hem kendisiyle özdeş kalıp, hem de çeşitli görünüşlere bürünerek, değişik biçimlerde nasıl ortaya çıktığını sordu. Bu soru, evrendeki değişikler ve «oluş» üzerine, bağımsız bir sorun olarak dikkati çekmesi bakımından önem taşıyordu. Filozof, havanın, çeşitli dorecolerdo yoğunlaşması ve gevşemesi sonucunda; ateş, rüzgâr, bulutlar, eu, toprak ve taşların ortaya çıktığını söyleyerek, bu soruyu çözmeye çalıştı.


Bilimler, felsefeden ne zaman ayrıldı?

Bilimler, felsefeden ne zaman ayrıldı?

17 Nisan 2017 Pazartesi

Bilimlerin, inceledikleri olaylar ve bunların ilişkileri konusunda sağlam ve kesin bilgiler verdikleri, ama felsefenin bu çeşit bilgilere ulaşamadığı ve bundan ötürü artık aşılmış ve işe yaramaz bir araştırma tarzı olduğu da ileri sürüldü.Hele felsefenin, evren, Tanrı ve insan ruhu konusunda bilgi vermeye çalışan bölümünün yani “metafizik” bilgi bakımından hiç bir değer taşımadığı söylendi.

Elea Okulunun, Herakleitos’a karşı savunduğu görüşler nelerdir?

Elea Okulunun, Herakleitos’a karşı savunduğu görüşler nelerdir?

11 Nisan 2018 Çarşamba

Herakleitos, varlığın temelinin «değişme, «oluş» ve akış olduğunu İleri sürmüştü. Bu filozofa göre, «kendi kendisiyle özdeş kalan (aynıkalan)» ve (değişmeyen» varlık kavramı bir kuruntudan ve yanılgıdan başka şey değildi.

Felsefe, günümüzde ne gibi anlam ve önem taşır?

Felsefe, günümüzde ne gibi anlam ve önem taşır?

16 Mayıs 2017 Salı

Felsefe sözcüğünün, dil acısından taşıdığı kök anlamı ele alarak, “bilgiyi ve bilgeliği sevmek; doğruluğu (hakikati) araştırmak, özgür düşünce ve eleştirmeyle, sağlam bilgilere ulaşıp, eylemlerimizi bunlara göre düzenlemek ve gerçekleştirmek” demek olduğunu belirttik.Felsefenin yalnızca bir soyut ve kuru bilgi değil, bir doğru yaşama ve mutluluğa ulaşma çabası olduğunu belirttik.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi