Image

İslam Dünyasında Ortaya Çıkan Felsefe Ekolleri

İslam düşüncesinin Grek felsefe ekolleri arasından ilk tanıştığı ekol ve akımlar Yeni Eşâtunculuk, Yeni Pisagorculuk ve Hermetik din felsefesi olmuştur. Aristo felsefesinin tanınması ise yaklaşık bir asır sonra gerçekleşecektir. Aristo ve Eşatun diye Aristo’dan sonra tarih sahnesine çıkan bu akım ve ekollerin onun sistemleştirdiği mantık yöntemiyle herhangi bir bağlantıları da bulunmuyor, daha çok ilahiyat, tabiat ilimleri ve matematikle ilgileniyorlardı. Dolayısıyla İslam düşüncesi Aristo’dan önce Yunan felsefesinin hermetik, gnostik ve mistik yanı ağır basan akımlarını tanımış; Aristo mantığı ve felsefesini tanımak için Halife Me’mun dönemini beklemek durumunda kalmıştır. Nitekim Câbirî’nin aktarımına göre İbnü’n Nedîm el-Fihrist adlı eserinde şöyle bir anekdota yer verir: “Felsefe ve benzeri eski ilimlere ait kitapların bu diyarda çoğalmasının sebeplerinden biri de Halife Me’mun’un rüyasıdır. Me’mun rüyasında hafifçe kızıla çalan beyaz tenli, geniş yüzlü, bitişik kaşlı, saçları dökülmüş, ela gözlü ve fiziği düzgün yaşlı bir adam gördü. Yaşlı adam, Me’mun’un yatağının üstünde oturuyordu. Me’mun şöyle der: “Onun huzurundayken karşısında ezildiğimi hissettim ve ‘Sen kimsin?’ diye sordum. O: ‘Ben Aristo’yum’ dedi. Buna çok sevindim ve şöyle dedim: “Ey filozof, sana soru sorabilir miyim?” “Sor” dedi. “Hüsn (:iyilik güzellik) nedir?” diye sordum. “Akılda iyi ve güzel olan” dedi. “Sonra nedir?” diye sordum. “fieriatta iyi ve güzel olandır” dedi. “Sonra nedir?” diye sorduğumda “Çoğunluğun nezdinde iyi ve güzel olandır” dedi. “Sonra nedir?” dediğimde “Sonra, sonra yoktur” dedi. Aristo’nun kitaplarının çevrilmesinde bu rüyanın büyük rolü olmuştu. Me’mun, Roma imparatoruyla yazışıyordu. Bu rüyadan sonra ondan yardım isteyerek, Roma’nın sahip olduğu eski ilimlere ait kitaplardan bir derlemeyi göndermesini rica etti. Roma imparatoru bir süre tereddüt ettikten sonra onun bu isteğini yerine getirdi.”

İslam toplumunun kendi iç dinamiklerinin sonucu olarak ortaya çıkan kelâm ve tasavvuftan farklı olarak felsefe, Antik ve Helenistik düşünce mirasına dayanmaktaydı. Bununla birlikte İslam dünyasındaki yaklaşık beş yüz yıllık serüveninde felsefe gerek ontolojik ve teolojik, gerekse epistemolojik ve etik sorunların ele alınışı ve çözümleri bakımından bu dünyaya özgü sonuçlara ulaşmıştır. Buna bağlı olarak birçok yeni felsefe ekolü ortaya çıkmıştır. İslam düşüncesi tarihinde felsefe denince her ne kadar Kindî’den İbn Rüşd’e kadar İslam coğrafyasında yetişen filozofların ürettiği felsefi birikim akla geliyorsa da felsefenin, bir sorunu eleştirici, sorgulayıcı ve temellendirici bir tavırla ele alıp tutarlı bir çözüme kavuşturma etkinliği olduğu dikkate alındığında kelâm ve nazari tasavvuf kadar fıkıh usulü de İslam felsefesi kapsamında değerlendirilebilir.

VIII. yüzyıldan itibaren üç asır boyunca ilim ve düşünce ürünlerinin Grekçe, Süryanice, Farsça ve Sanskritçeden Arapçaya kazandırılmasını sağlayan tercüme faaliyetinin kurumsallaştığı Beytül Hikme kadrosunda yer alan ilk İslam filozofu Kindî ile başlayan felsefe hareketi XIII. yüzyıla kadar devam etmiş, bu süre zarfında İbnü'r Râvendî nin temsil ettiği Dehriyye; Cabir ibn Hayyân ile Ebû Bekir Zekeriyyâ Râzî’nin sistemleştirdiği Tabîiyye; Kindî, Farâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd gibi ünlü filozoflarca temsil edilen Meşşâiyye;  X. yüzyılda düşüncelerini ansiklopedik mahiyetteki Resâil ’de ortaya koyan İhvânı Safâ; Şihabüddin Sühreverdî’nin kurduğu İşrâkiyye gibi ekoller ortaya çıkmış, ayrıca bu ekollerden hiçbirine mensup olmayan bağımsız düşünür ve bilim adamları yetişmiştir.


İslam Düşünce Tarihindeki Felsefe Ekolleri Nelerdir?

İslam Düşünce Tarihindeki Felsefe Ekolleri Nelerdir?

2 Mayıs 2017 Salı

İslam Düşünce Tarihi Felsefe Ekolleri : Dehriyye , Tabiiyye , Meşşaiyye , İhvan-ı Safa, İşrakiyye

Tercüme Hareketi ve Felsefesinin İslam Dünyasına Aktarılması

Tercüme Hareketi ve Felsefesinin İslam Dünyasına Aktarılması

6 Ocak 2017 Cuma

Kelâm ve tasavvufun ortaya çıkışıyla paralellik gösteren bir diğer gelişme ise “tecüme hareketi”nin başlamasıdır.

İslam Felsefesinin Doğuşuna Etki Eden Faktörler

İslam Felsefesinin Doğuşuna Etki Eden Faktörler

1 Ekim 2015 Perşembe

İslam dinin Sünni ve Şii mezheplere bölünmesinin yarattığı ayrılığın ardından, felsefenin doğuşunda bu kez dinde ve dilde birliği/arınmayı temin etme çabaları ve Sünni İslam kelamında özellikle akılcılarla gelenekçiler tarafından verilen ortodoksi mücadelesi etkili olmuştur.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi