Image

Komüniteryanizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Liberalizmin karşısında, onun değer sistemi ve politik analizin merkezine bireyi koyduğu yerde, cemaat ya da topluluğu koyan komünoteryanizm bulunur. Sadece bireysel özgürlüğü korumayı ve kollamayı gözeten bir toplumda yok olup gittiklerine inandığı, kültürel veya ulusal değerler benzeri kolektif bir doğaya sahip değerlerle amaçların önemini büyük bir güçle vurgulayan siyaset felsefesi veya toplum teorisi olarak komünoteryanizm 1980 ve 1990’larda ortaya çıkmıştır. Onun biri negatif diğeri pozitif olmak üzere iki boyutu olduğu kabul edilir.

Bunlardan negatif komünoteryanizm ya da cemaatçilik, esas itibarıyla bir bireycilik ya da liberalizm karşıtlığıyla belirlenir. Gerçekten de negatif komuniteryanizm, hakların soyut taşıyıcısı olarak gördüğü bireyi ahlaki ve politik analizin merkezine geçiren, insanları devletin kontrolünden kurtarmaya çalışırken bireysel özgürlüğ e bütün toplumsal hedeşeri bir tarafa bırakarak yüksek bir değer veren liberal bireyciliğin, cemaate ve bireysel özgürlükten çok daha değerli olan kimliğe duyulan ihtiyaca kayıtsız kaldığını söyler. Cemaat, en genel anlamıyla belli bir mekândaki insan topluluğunu ifade eder. Fakat o, politik düşüncede genellikle toplumsal grup, kasaba, bölge ve işçi grupları benzeri, üyeleri arasında güçlü bağları n bulunduğu ve kolektif bir kimliğe sahip topluluklara gönderme yapan daha derin anlamlara sahiptir. Gerçek cemaat dostluk, sadakat ve görev bağları ile kendini gösterir. Cemaat, işte bu anlamıyla bireysel kimliğin toplumsal köklerini ifade eder. Cemaate dönük bu ilgi, aslında sadece komünoteryanizmde değil, sosyalistlerin kardeşlik ve iş birliği iddialarında, Marksistlerin komünist toplum ihtiyacında, toplumu karşılıklı sorumlulukların bir arada tuttuğu bir bütün olarak gören muhafazakârlı kta ve hatta faşizmin milli topluluğun bölünmezliğine yaptığı vurguda da görülebilir. Bununla birlikte komünoteryanizm, başta sosyalizm olmak üzere söz konusu görüşlerin, çok hatalı bir şekilde devletin insanın komünal kimliğini koruyabileceğ ini varsaydıklarını ve bu yüzden devlete aşırı bir güç verirken sıradan insanı n veya ortalama yurttaşın politik açıdan yabancılaşmasına neden olduklarını dile getirir.

Komünoteryanizm, devlet tarafından yönetilmek veya kontrol edilmek yerine, kendisini meydana getiren bireylerin toplamının üstünde ve ötesinde bir şey ola 152 Felsefe Liberalizmin bireyi temele alıp öne çıkardığı yerde, komünoteryanizm gerçekten var ve değerli olanın bütün olduğu inancıyla cemaati temele alır. rak var olup bireysel hayata bir amaç yükleyen, bireylerin kendi doğalarına uygun olarak gelişmelerini temin eden bir anlam ve değer kaynağı olarak sivil toplum veya cemaati, en yüksek ideal haline getirir. O, toplumdan soyutlanmış bir kişi tanı mının imkânsızlığına vurgu yaparken kişinin her zaman bir parçası olduğu cemaat veya toplum tarafından inşa edildiğine işaret eder. Komünoteryanizm gerçekten de bireyin, bireysel kimliği yapılandıran veya şekillendiren somut bir ahlaki, toplumsal, politik ve tarihsel bağlam içine doğduğu gerçeği üzerinde ısrar eder. Bundan dolayı da atomistik kişi anlayışı yerine bağlamcı bir kişilik ve faillik telakkisini geçirir. Buna göre, onun gözünde liberalizmin en büyük kusuru bireyi asosyal, atomize ve toplumdan soyutlanmış kişi olarak görmesidir.

Komüniteryanizm, bu yüzden seçim özgürlüğünün yerine, hayatın sosyal özünü ve bu özü oluşturan ilişkileri öne geçirir. Komünal iyinin, sosyal değerlerin bireysel haklardan önce geldiğini söylerken de adaletin sadece gelenekle ve herkes tarafından paylaşılan bir iyi telakkisiyle ilişki içinde meşrulaştırılabileceğini savunur. O, şu halde öncelikle insan yaşamının ve insanın kimliğinin, insanlar arasındaki ilişkilerle kurumların sosyal doğasını ön plana çıkarır. Komünoteryanizm, buna göre, soyut ve atomize bireyi temele alan liberal düşüncenin tam tersine, bireyin cisimleşmiş ve sosyal hayatta kökleşmiş doğasının önemini vurgular. O, yine bireyin haklarını temele alıp, onu değerin nihai kaynağı ve dayanağı olarak gören liberalizmin tam tersine, kamusal ve komünal iyilerin değerini vurgularken, değerlerin cemaat hayatının veya topluluğun pratiklerinde kökleştiğini savunur. Komünoteryanizm, tarihsel ve bireysel kişinin merkeziliğini vurguladığı için, kendisiyle yalnızca liberalizm arasına değil, sosyalizm, Marksizm benzeri kolektivist görüşler arasına da bir mesafe koyabilmiştir.

Pozitif yönüyle ele alındığında, komüniteryanizmi ortaya çıkaran iki farklı tez vardır. Bunlardan değer biçici veya normatif olan birincisine göre, insan hayatı cemaatin değerleri, kolektif ve kamusal değerler tarafından inşa edildiği ve yönlendirildiğ i zaman kesinlikle daha iyi, daha sağlam ve daha nitelikli bir hayat olur. Bu açıdan bakıldığında bireyi, cemaate ilişik bir varlık olarak öne süren komünoteryanizm, arzuları, değerleri ve amaçları toplum tarafından şekillenen bireyin bir anlamda toplumun cisimleşmiş veya somutlaşmış şekli olduğunu dile getirir. Bu yüzden daha ziyade betimleyici bir tez olan ikincisine göre ise komünoteryanizmin cisimleşmiş ve cemaat içinde kökleşmiş birey anlayışı, liberal bireyciliğin atomize ve soyut birey telakkisinden daha doğru ve daha sağlam bir model olup daha iyi bir gerçeklik anlayışına tekabül eder.

Komüniteryanizm işte bu temel üzerinde, günümüz koşulları veya dünyası dikkate alındığında, belirli sosyal, politik ve normatif düzenlemelerle değerlerin kaçı nılmaz olduğunu iddia eder. Bu koşullar, kendisini atomize ve özerk bireylerden meydana gelen bir yapı olarak gören ve bu tür bir özerkliğe çok yüksek bir değer biçen bir toplumun yetersiz, köksüz ve olumsuz bir toplum olduğunu göstermektedir. Komünoteryanizm veya cemaatçiliğe göre, değerleri yukarıdan aşağı adeta silah zoruyla dayatılmış veya bireyi devlete tabi kılan bir anlayışın da başarısız olacağı nı yaşadıklarımız fazlasıyla kanıtlamıştır. Önde gelen temsilcileri arasında Alasdair MacIntyre ve Charles Taylor (1931 ) gibi şahsiyetlerin bulunduğu cemaatçiler, bu yüzden toplumsal sorumluluk ve ahlaki yükümlülüklerden azade bireylerin sadece kendi çıkar ve haklarını dikkate almaya teşvik edildikleri modern toplumla siyaset düşüncesindeki dengesizliği düzeltmeyi amaçlarlar. Böylesi bir ahlaki boşlukta toplumun çözülme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı inancıyla toplumun ahlaki vicdanını onarmak isterken bir yandan bir erdem etiği geliştirir, bir yandan da kamu yararı siyasetini yeniden inşa etme çabası verirler.


İnsan, Toplum ve Devlet

İnsan, Toplum ve Devlet

16 Kasım 2015 Pazartesi

Aristoteles Politika adlı yapıtının hemen başında insanı “zoon politikon” olarak tanımlar. Bununla kastettiği şey insanın toplumsal bir varlık, devlet kuran bir varlık, siyaset yapan bir varlık olduğudur.

Siyaset Felsefesinin Epistemolojik Boyutu

Siyaset Felsefesinin Epistemolojik Boyutu

16 Şubat 2018 Cuma

Felsefenin önemli dallarından bir başkası, bilgi kavramını çözümleyen, bilgiye nasıl ulaşılacağını araştıran epistemoloji ve epistemolojinin bir dalı olarak bireyin karşı karşıya kaldığı problemleri hangi araçları kullanarak çözmesi gerektiğini tartışan metodolojidir.

Demokrasinin Temel Özellikleri, Meziyetleri ve Kusurları

Demokrasinin Temel Özellikleri, Meziyetleri ve Kusurları

4 Nisan 2017 Salı

Demokraside serbest seçimler yoluyla, çoğu zaman bir çoğunluk yönetimi tesis olunur. Onda hemen her konuda çoğunluğun tercihi esas alınmakla beraber, demokrasi hiçbir zaman çoğunluğun azınlığa tahakküm etmesi olamaz.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi