Image

Kültür

Kültür terimini gündelik yaşamda ne kadar çok ve farklı şekillerde kullandığımıza hiç dikkat ettiniz mi? Çoğu zaman “kültürlü olmanın” erdemlerinden bahsederiz, zaman zaman bir tanıdığımızdan “çok kültürlü bir kişi” diye söz ederiz. Bazen “Anadolu kültürü” ya da “Batı kültürü” üzerine sohbet ederiz, bazen “Mutfak kültürü” ya da “Rakı kültürü”nden dem vururuz. Kimi zaman “Rock (müzik) kültürü” ya da “Arabesk kültür” olarak karşımıza çıkar kültür, kimi zaman da “Çerkez kültürü” ya da “Alevi kültürü” olarak. Kâh “Popüler kültür” hakkında tartışırken buluruz kendimizi, kâh “tüketim kültürü” hakkında. Bazen bir “KültürSanat” festivalinde izlediğimiz bir klasik müzik konseri, bazen de “siyasal kültürümüz” hakkında konuşuruz. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama sözü uzatmamak için gelin kültürü ne kadar farklı şekillerde kullandığımızı anımsayalım ve birer kelime ile sıralamaya çalışalım: fiiddet kültürü, Amerikan kültürü, İslam kültürü, Katolik kültürü, halk kültürü, elit kültürü, kurum kültürü, fakirlik kültürü, linç kültürü, kent kültürü, futbol kültürü, medya kültürü, barış kültürü, köy kültürü, tuvalet kültürü, doğu kültürü, demokrasi kültürü, kitle kültürü, yemek kültürü, Avrupa kültürü, hamam kültürü, caz kültürü, mahalle kültürü, burjuva kültürü, yerel kültür, milli/ulusal kültür, laik kültür, kırsal kültür, evrensel kültür, alt kültür, modern kültür...

Herhâlde listeyi daha fazla uzatmaya gerek yok. Gördüğümüz gibi, kültür teriminin hem günlük yaşamda hem de sosyologlar tarafından akademik literatürde kullanım alanı muazzam bir genişliktedir. Kültür, bir taraftan çok tanıdık ve bildik, bir taraftan da ele avuca gelmez bir olgudur.

Kültürü kısaca ve basitçe tanımlamak oldukça zordur. Kültür özel olarak sosyolojinin, genel olarak sosyal bilimlerin en ilginç, tartışmalı, geniş kullanı mlı ve belirsiz kavramlarından biri olagelmiştir. Ünlü kültür kuramcısı Raymond Williams (1921-1988), kültür terimine dair yüz altmış dört farklı tanım olduğunu belirterek İngiliz dilindeki en karmaşık ikiüç kelimeden birisi olduğunu belirtir. fiüphesiz bu durum sadece İngiliz diline özgü değildir, aksine birçok dilde kültür’ün tanımı ve anlamına ilişkin bu karmaşa ve belirsizliği yoğun olarak gözlemek mümkündür.

Peki, tüm bu karmaşa ve belirsizliğe rağmen kültür denince genel olarak ne anlamamız gerekiyor? Kavrama ilişkin çeşitli yaklaşımlar ve çok sayıda farklı tanım olduğu hâlde, Parekh’in (2000: 184) kültür tanımı bu aşamada bizim için yararlıdır: “Kültür, tarih içerisinde yaratılan bir anlam ve önem sistemi, ya da başka bir deyişle, bir grup insanın bireysel ve toplu yaşamlarını anlamada, düzenlemede ve yapılandırmada kullandıkları bir inançlar ve adetler sistemidir. İnsan yaşamını anlamanın ve düzenlemenin bir yoludur.” Yazar, kültürümüzün yaşamlarımıza tutarlılık verdiğini, bize dünyaya anlam vermemiz için gereken kaynakları sağladığını, değerleri ve ideallerinin bize ilham vererek ahlaki pusulamız şeklinde yaşamda bize rehberlik ettiğini de ayrıca vurgular. Diğer taraftan, kültürün “sanatı, ayinleri, şarkıları, hikâyeleri ve edebiyatı bize neşe verir, hayatlarımıza renk ve güzellik katar; ahlaki ve ruhsal bilgeliği bizi rahatlatarak yaşamdaki kaçınılmaz trajedilerle başa çıkmamızı sağlar” (205). Türkiye’de de sosyolojinin öncü isimlerinden Ziya Gökalp kültür ve medeniyet arasında bir ayrım yaparak kültürü tanımlamıştır. Ona göre kültür “(hars) halkın ananelerinden, eğilimlerinden, örşerinden, sözlü ve yazılı edebiyatından, estetik ve iktisadi ürünlerinden oluşur.” Mümtaz Turhan’a göre de kültür, “bir cemiyetin sahip olduğu maddi ve manevi öğelerden oluşan bir bütündür” (Akt, Bostancı, 2003:111).

Bu açıklamalar şimdilik yol gösterici olsa da bu karmaşık olguyu tam olarak anlayabilmemiz için yeterli değildir. Kültürü anlayabilmek için onunla ilgili farklı yaklaşımları da bilmemiz gerekir. Ama öncelikle onun tarihsel gelişimine bir göz atmamızda fayda var.


Sosyoloji Nedir ?

Sosyoloji Nedir ?

24 Eylül 2015 Perşembe

Sosyolojik düşünmenin bireye sağladığı en önemli fayda, şimdiye kadar düşünmediği farklı bir şekilde düşünmeye başlamasını ve böylece o güne kadar tanıdığını düşündüğü dünyanın şimdi olduğundan daha farklı bir dünya olabileceğini keşfetmesini sağlamasıdır.

Çağdaş Eleştirel Yaklaşımlarda Kültür

Çağdaş Eleştirel Yaklaşımlarda Kültür

31 Ağustos 2018 Cuma

1920’lerin başlarında Frankfurt’ta kurulan Sosyal Araştırmalar Enstitüsü sosyal bilim literatüründe kısaca Frankfurt Okulu olarak bilinmektedir.

Kültürün Dinamikleri

Kültürün Dinamikleri

6 Eylül 2018 Perşembe

Bir toplumun kültürüyle ekonomik, politik ve diğer kurumlarının birbirleriyle yakından ilişkili olduğunu görmüş durumdayız.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi