Image

Kültür Çeşitleri

Alt Kültür

Sosyolojide alt kültür kavramı genellikle bir toplumda azınlıkta olan grupların değer, tutum, inanç ve yaşam tarzına işaret etmek için kullanılır. Alt kültür üyeleri toplumdaki ortak kültürü önemli ölçüde paylaşmasına rağmen gündelik yaşam içinde farklı inanç, pratik ve tarzları kabul ederler. Alt kültür grupları göreceli olarak farklı yaşam tarzları geliştirdiğinden hakim grubun kültürüyle ilişkili olsa da ondan önemli ölçüde farklılaşır. Altkültür, kimi zaman karşı kültüre benzer bir şekilde gençlik kültürleriyle özdeş gibi düşünülse de aynı zamanda toplumdaki etnik, dinsel ya da cinsel gruplara ilişkin olarak da kullanılabilir. Farklı bir ifadeyle, belirli bir müzik zevkini paylaşan ve o tarza göre yaşayan gençlik gruplarında olduğu gibi, belirli bir tarzda yaşayan etnik gruplar ya da toplumsal cinsiyet grupları için de alt kültür kavramı kullanılabilir. Dolayısıyla, punk ve rock altkültürlerinden bahsedilebileceği gibi, çingene ya da eşcinsellik alt kültürlerinden de bahsedilebilir (Bilton, 2003: 537; Edgar ve Sedgwick, 2007: 358).

Karşı Kültür

Karşı kültür, egemen kültürel değerlere topyekûn bir şekilde karşı gelen grupların yaşam biçimlerine işaret etmek üzere kullanılır. Esas olarak 1960’lı yıllarda, özellikle 1968’de hippiler gibi gençlik hareketleri için kullanılmaya başlandı. Hippi karşı kültürü bir taraftan Vietnam savaşına karşı güçlü bir muhalefet gerçekleştirirken diğer taraftan tüketimcilik ve teknolojiye bağımlılık gibi kapitalizmin egemen değerlerine karşı alternatif bir yaşam biçimini hayata geçirmeye çalıştı. Bugün ise genel olarak karşı kültür kavramı egemen kültürel değerlerin önemli bir bölümünü benimsemeyen ve bunu açıkça gösteren toplumsal gruplar için kullanılabilir. Karşı kültür zaman zaman altkültürle karıştırılır. Ancak, karşı kültür, egemen kültüre karşı oluşturduğu açık siyasal ve ideolojik muhalefet biçimleri, “komün hayatı” gibi alternatif yaşam biçimlerine verdiği önem gibi faktörler sayesinde altkültürden ayırt edilebilir (Hebdige, 2004: 138; Edgar ve Sedgwick, 2007: 90-1).

Karşı kültür, egemen kültürel değerlere topyekûn bir şekilde karşı gelen grupların yaşam biçimlerine işaret etmek üzere kullanılır. Esas olarak 1960’lı yıllarda, özellikle 1968’de hippiler gibi gençlik hareketleri için kullanılmaya başlandı. Hippi karşı kültürü bir taraftan Vietnam savaşına karşı güçlü bir muhalefet gerçekleştirirken diğer taraftan tüketimcilik ve teknolojiye bağımlılık gibi kapitalizmin egemen değerlerine karşı alternatif bir yaşam biçimini hayata geçirmeye çalıştı. Bugün ise genel olarak karşı kültür kavramı egemen kültürel değerlerin önemli bir bölümünü benimsemeyen ve bunu açıkça gösteren toplumsal gruplar için kullanılabilir. Karşı kültür zaman zaman altkültürle karıştırılır. Ancak, karşı kültür, egemen kültüre karşı oluşturduğu açık siyasal ve ideolojik muhalefet biçimleri, “komün hayatı” gibi alternatif yaşam biçimlerine verdiği önem gibi faktörler sayesinde altkültürden ayırt edilebilir (Hebdige, 2004: 138; Edgar ve Sedgwick, 2007: 901).

Kitle kültürü, yine geniş halk kesimlerinin tükettiği kültüre karşılık gelse de halk kültüründen oldukça farklıdır. Çünkü halkın, yani insanların kendilerinin ürettikleri bir kültürü değil, aksine kitleler için kitlesel bir şekilde ve kültür endüstrisi tarafından ticari kaygılarla üretilen ama kitlesel düzeyde tüketilen kültür için kullanılan bir terimdir. Bu nedenle, folk kültürüne kıyasla çok daha değersiz olarak nitelendirilir.

Frankfurt Okuluna ilişkin bölümde göreceğimiz gibi, kitle kültürü, esas olarak endüstriyel kapitalizme ait olan, büyük ölçüde kitle medyası tarafından üretilen bir kültürdür. Hem daha çok tüketimi ve kârı, hem de kapitalist değerlerin yeniden üretimini hedefler. “Kitle kültürü kuramı” adlı 1957 tarihli çalışmasında MacDonald’ın belirttiği gibi, halk kültürü “aşağıdan” üretilen bir kültürken, kitle kültürü “yukarıdan dayatılan” bir kültürdür. Temel özelliği daha çok tüketim ve azami kâr olduğu için “en düşük ortak payda”yı hedeşer, sıradan ve bayağı denilebilecek ürünler üretir. Bundan dolayı, kitle kültürü ürünleri, yüksek kültür ürünlerinde hakim olan estetik ve sanatsal değerden çok uzaktır. Aynı zamanda, kitle kültürü ürünlerinin kitlesel tüketimini sağlayabilmek için egemen kültürel/siyasal değerlere dayandığı, böylelikle siyasal tahakkümün önemli bir aracı olduğu da göz ardı edilmemelidir. (Aktaran Strinati, 2004:9-14).

Folk Kültür ya da Halk Kültürü

Folk kültür veya halk kültürü özellikle endüstri öncesi toplumlardaki geniş halk kesimlerinin gündelik kültürüne işaret eder. Bugün genel olarak kültürel olarak türdeş bir topluluk içinde genellikle anonim olarak üretilen ve nesilden nesile sözlü olarak aktarılan kültür anlamında kullanılmaktadır. Halkın yaşamını ve deneyimlerini doğrudan yansıtan halk türküleri ya da halk hikâyeleri halk kültürünün en tipik örnekleridir.

Halk kültürü sanat ya da yüksek kültür olmaya heves etmez, ancak onun kendine özgü farklılığı olduğu kabul edilir ve saygı duyulur. Kaldı ki on yedinci yüzyıldan beri birçok ülkede halk türkülerinin sanat müziği bestecilerine esin kaynağı olduğu unutulmamalıdır (Strinati, 2004: 9; Edgar ve Sedgwick, 2007:140-141).

Yüksek Kültür

“Kültürün Estetik Tanımları ya da Yüksek Kültür olarak Kültür” başlıklı bölümde de belirttiğimiz gibi, yüksek kültür insan yaratıcılığının estetik mükemmellik ile özdeş olan en üst düzey örneklerine işaret eder. Çeşitli sanat biçimleri, edebiyat, klasik müzik, opera yüksek kültüre örnekler olarak sıralanabilir. Bir toplumun ya da medeniyetin estetik olarak en güzel ya da muhteşem ürünlerine yüksek kültür olarak nitelendirilir.

Konuya ilişkin tartışmalarda yüksek kültür, estetik olarak kendisinden daha düşük olan kültüre kıyasla kullanıldığından, yani onun dışında kalan diğer kültürel biçimler “aşağı kültür” (ya da kitle kültürü veya popüler kültür) olarak yaftaladığında, seçkinci bir yaklaşım da ortaya çıkar. Yaygın olarak beğenilen ve tüketilen bir kültür ürünü mutlaka değersiz ve niteliksiz olmayabilir. Kaldı ki aşağıda popüler kültür bölümünde göreceğimiz gibi, yüksek kültür ve popüler kültür arasındaki ayrım da günümüz kültür endüstrisinin kültürel alanda edindiği muazzam “kapsama alanı” göz önüne alındığında giderek silikleşmeye başlamıştır. Gans da (1999) Popüler Kültür ve Yüksek Kültür adlı meşhur kitabında, yüksek kültürle popüler kültür arasındaki farkların abartıldığını benzerliklerin ise azımsandığını öne sürmektedir.

Popüler Kültür

Genel olarak baktığımızda popüler kültürün genellikle kitle kültürüyle eş anlamlı sözcükler gibi kullanıldığını görürüz. Özellikle Frankfurt Okulu eksenli eleştirilerde, yüksek kültüre karşıt olarak konumlandırılan popüler kültür ya da kitle kültürü küçümsenerek olumsuzlanır. Popüler kültür ile kitle kültürünün benzeştiği noktalar olsa da popüler kültür ve kitle kültürünü eş anlamlı terimler olarak görmek sakıncalıdır. Çünkü kitle kültürü kavramı büyük ölçüde kitle toplumu paradigmasıyla bir arada kullanılan bir kavramdır. Kitle toplumu paradigmasının terk edilmesiyle birlikte sorgusuz sualsiz kullanımı zorlaşmıştır. Ayrıca, kitle kültürü “yukarı dan dayatılan” bir kültür olduğu için önsel olarak olumsuz bir anlama sahiptir.

Popüler kültür de büyük ölçüde kültür endüstrisi ürünlerinden oluşur. Bu anlamda, geniş halk kesimlerinin tüketimi için üretilen ve yaygın olarak tüketilen bir kültürdür. Kısaca, toplumda büyük çoğunluklar tarafından beğenilen, tercih edilen kültürdür. Günümüzde kültür endüstrisi hem niteliksel hem de niceliksel olarak olağanüstü büyümüştür. Bu durum göz önüne alındığında, artık düne kadar var olan popüler kültüryüksek kültür ayrımının da geçmiş dönemde olduğu kadar önemli bir ayrım olmadığını görürüz. fiüphesiz popüler kültür ve yüksek kültür arasında hâlâ bir fark vardır; ancak günümüzde bu iki kültür biçimi arasındaki sınır önemli düzeyde belirsizleşmeye başlamıştır. Bu durum ne tüm “kültürel/sanatsal ifadenin eşit kalitede veya değerde olması ne de toplumdaki tüm insanların kültüre eşit ulaşması demektir. İyi popüler sanat ve kötü popüler sanat, iyi klasik müzik ve kötü klasik müzik vardır” (Edles, 2002:8).


Küreselleşme, Ulus-Devlet ve Avrupa Birliği

Küreselleşme, Ulus-Devlet ve Avrupa Birliği

18 Temmuz 2018 Çarşamba

Küreselleşme olgusu tüm dünyada ekonomik, kültürel alanlarda son derece önemli etkileri olan bir süreçtir.

Toplumsal Değişmeyi Etkileyen Faktörler

Toplumsal Değişmeyi Etkileyen Faktörler

8 Haziran 2018 Cuma

Toplumsal değişmeyi etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerin bir kısmı, diğerlerinden daha fazla belirleyici role sahip olmasına rağmen hepsi de birbirleriyle ilişkilidir.

Modern Sosyolojinin Gelişimi

Modern Sosyolojinin Gelişimi

10 Nisan 2018 Salı

Modern sosyolojideki teoriler teknoloji, üretim ve örgüt biçimi açısından daha gelişmiş, karmaşık ve dinamik bir yapıya sahip olan yirminci yüzyıl toplumları ile ilgili olduklarından klasik sosyolojideki teorilere nazaran daha karmaşık toplum analizleri sunarlar.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi