Image

Mantıkçı Pozitivist Bilim Anlayışının Eleştirisi

Mantıkçı pozitivizmin, bilim felsefesi tarihinin klasik, kurucu dönemini şekillendiren bilim görüşü, 1950’li fakat esas itibarıyla da 1960’lı yıllardan itibaren sıkı ve yoğun bir eleştirinin konusu olmuştur. Mantıkçı pozitivizmin yaygın bilim kavrayışını veya bilim imgesini sorgulayanlar arasında, hemen tamamı sonradan mantıkçı pozitivizminkine alternatif bir bilim felsefesi geliştirecek olan bilim filozofları olarak Karl Raimund Popper, Thomas Kuhn, Paul Feyerabend benzeri isimler bulunur. Bu eleştirilerden birincisi, bilim ile bilim olmayan, önermeleri doğrulanabilir bilim ile önermeleri ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilir olan metafizik arasına bir sınır çekmeye yarayan bir ilke ve bir anlamlılık ölçütü olarak doğrulanabilirlik ilkesiyle ilgili eleştiridir. Eleştiri, esas itibarıyla ilkenin statüsü, anlamı ve makuliyeti gibi üç nokta etrafında döner. Buna göre, doğrulanabilirlik ilkesinin statüsü, hiçbir şekilde açık değildir. Doğrulanabilirlik ilkesinin kendisi, deneyim veya gözlem yoluyla doğrulanabilir bilimsel bir önerme olmadığı gibi mantıksal olarak doğrulanabilen bir totoloji de değildir. İlkenin anlamıyla ilgili güçlük ise ilkenin neye uygulanacağı konusundaki belirsizlikten kaynaklanan bir güçlüktür. Nihayet, doğrulanabilirlik ilkesi sıkı sıkıya uygulandığı zaman, bütün bilimsel yasalar anlamsız oldukları gerekçesiyle bir tarafa atılmak zorunda kalır. Zira bilimsel yasalar, doğaları gereği, hiçbir zaman kesin sonuçlu olarak doğrulanamazlar.

Mantıkçı pozitivist bilim anlayışının yoğun bir şekilde eleştirildiği bir başka husus da onun gözleme ve gözlem önermelerine bakışından oluşur. Söz konusu klasik bilim anlayışı, gerçekten de gözlemin teoriden bağımsız olduğunu, mantıksal ve epistemolojik olarak teoriden önce geldiğini ve ona temel teşkil ettiğini öne sürer. Buna göre bilim adamları, gözlemlerini açıklayan teoriler formüle etmezden önce, işe ön yargısız ve tarafsız bir biçimde, teoriden bütünüyle bağımsız gözlemler yaparak başlarlar. Bilgimizin ve beklentilerimizin gözlemler üzerinde bir etkisinin olmadığını, tamamen tarafsız gözlemler yapmanın mümkün olduğunu varsayan bu görüş, teoriden bağımsız nesnel gözlem olamayacağı, bütün gözlemlerin teori yüklü olduğu öne sürülerek eleştirilmiştir. Bilimsel bilginin gözlem önermelerinden hareketle, tümevarım yoluyla elde edildiğini savunan mantıkçı pozitivizmin, bununla birlikte esas büyük güçlüğü, tekil gözlem önermelerinden sınırlanmamış genellemeler olarak hipotezlere, bilimsel yasa ve teorilere geçişin mantıksal olarak meşru bir geçiş olmadığını bir şekilde dile getiren tümevarım probleminden meydana gelir. Problemi ortaya koyanlar, “çok sayıda X’in gözleminden ve gözlemlenen tüm X’lerin istisnasız Y özelliğine sahip olmalarından hareketle, tüm X’lerin Y özelliğine sahip olduğu” sonucunun çıkarsana bileceğini dile getiren tümevarım ilkesinin hiçbir şekilde doğrulanamayacağını dile getirirler. Bunun nedeni tümevarımsal bir argümanda öncüllerin geçmiş ve şimdide geçerli olan iddialar öne sürdüğü yerde, sonucun tüm zamanlar için geçerli olacak bir iddiada bulunmasıdır. Bu ise tümevarımsal bir argümanın öncüllerinin doğru fakat sonucunun yanlış olabilmesinin mümkün olduğu ve bunda da bir çelişki bulunmadığı anlamına gelir.

Tümevarımın temellendirilememesi bizim, ya dünyanın bilgisine sahip olamayacağımız ya da dünyanın deneyime, yani gözlem ve deneye dayalı bilgisine tümevarım dışında bir yolla eriştiğimiz anlamına gelir. Nitekim postpozitivist düşünürler bunlardan ikinci alternatifi seçmiştir. Örneğin Popper, tarafından savunulan bu görüş, bilimin tümevarıma dayandığı düşüncesini reddeder.


Yanlışlamacı Bilim Görüşü

Yanlışlamacı Bilim Görüşü

Wednesday, March 22, 2017

Gerçekten de tümevarım problemini çok ciddiye alan Karl Popper (1902-1994) bu durum karşısında bilimin, yalnızca doğanın düzenliliğine duyduğumuz inançla var olabileceğini, gel gelelim bu inancı kanıtlamanın mümkün olmadığı gibi, kapı dışarı edilen metafiziği bir şekilde çağırma gibi bir sonuca yol açtığını çok açık olarak görmüştü.

Doğrulanabilirlik İlkesinin Reddedilemesi

Doğrulanabilirlik İlkesinin Reddedilemesi

Thursday, May 4, 2017

Gerçekten de Popper’ın bilim anlayışına vücut veren ilk ve en önemli şey, bilime bir sınır çekme, onu genel olarak sözde bilimden ve özel olarak da metafizikten ayırma problemine kazandırdığı yeni dönüşüm veya getirdiği alternatif çözüm oldu.

Bilim Felsefesi Nedir ?

Bilim Felsefesi Nedir ?

Friday, September 11, 2015

Bilim felsefesi,felsefenin bilimi konu edinen alt dalı ya da disiplinidir. Bu disiplin, bilimin doğasına ve özellikle de yöntemlerine, kavramlarına, ön kabullerine ve bu arada, bilimin entelektüel disiplinlerin genel şeması içindeki yerine ilişkin araştırmalardan oluşur.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

Thursday, May 4, 2017

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

Thursday, May 4, 2017

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

Friday, March 3, 2017

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

Monday, November 23, 2015