Image

Normatif Etik - Erdem Etiği

Erdem etiği, söz konusu iki etik anlayışına, yani teleolojik etikle deontolojik etiğe, esas olarak da yararcılıkla Kantçılığa gerçekten alternatif olan üçüncü bir etik teori meydana getirir. Yirminci yüzyılda geliştirilen erdem etiği, temelde, ahlaki ödevin kaynağı olarak ilahi bir yasa koyucunun varoluşuna genel bir inançsızlığın hüküm sürdüğü bir çağda, ahlakı “yükümlülük” ya da “ödev” benzeri birtakım hukuki kavramlarda temellendirmeye kalkışmanın bir hata olduğu düşüncesine dayanır. O, bu yüzden öncelikle yararcılığa ve Kantçı ödev etiğine yönelik bir eleştiriyle karakterize olur. Yararcılık sadece faydayla ilgilenir, ahlaki eylemi başka her şeyden tecrit ederek onu eylemden etkilenen herkesin mutluluk ya da yararını en yüksek düzeye çıkaran eylemle özdeşleştirir ve erdemli bir biçimde eylemeyi sadece fayda temeli üzerinde savunabilir. Oysa erdem etiği yalıtılmış müstakil eylemlerden ziyade failin karakteriyle ilgilenir, ahlaklı bir kimse olmanın önemine vurgu yapar.

Kantçı ödev etiğini benimsemiş bir kimse “doğru söyleme”nin gerekçesi olarak kişinin kategorik buyruğa veya ahlak yasasına uymasını verirken, ahlaki failin motivasyonunu tamamen göz ardı ederek, tam bir kişisizlik ve tarafsızlığı ahlaklılığın zorunlu koşulu haline getirir. Duyguları dışlayan ödevci etiğe karşı, erdem etiği failin sadece duygularına değil, başkalarına yönelik duygusal bir alaka haliyle harekete geçirilmesine de özel bir önem verir. O, geleneğin rehberliğinden kopuk bir evrenselliğin hiçbir işe yaramayacağı inancıyla, evrensel olana karşı yerel ve tikel olanı, genel olana karşı özgül olanı, soyuta karşı cisimleşmiş olanı, bireye karşı cemaatin etik değerlerini öne çıkarır. Geleneksel olana büyük bir önem atfeden, tarafsı z olana karşı erdem ve ahlaktan yana olanı, çıplak rasyonaliteye karşı da ahlaki duyarlılığı öne çıkaran erdem etiği, erdemli bir kişinin ahlaken iyi biri olduğunu öne sürer. Erdem etiği, erdemli karakter özellikleri ve beşeri erdemler insanın gençliğinde kazanıldığı için, ahlak eğitimine ve karakter formasyonuna özel bir önem verir ve gelenekle yetişkinlerin gençlere ahlaki erdemleri aktarmakla yükümlü olduklarını savunur.

Kökeni Antik Yunan filozofu Aristoteles’te bulunan erdem etiğini yirminci yüzyılda geliştirenlerin en başında Alasdair MacInytre (1929 ) gelir. Aydınlanma sonrası dünyada büyük bir ahlaki kriz yaşandığını öne süren MacIntyre söz konusu modern ahlaki krize ancak, ahlakı bir cemaate aidiyet ilişkisi içerisinde değerlendiren Aristotelesçi gelenekten beslenecek bir erdem etiğiyle cevap verilebileceğ i kanaatinde olmuştur. MacIntyre’a göre, böyle bir etik görüşü, yani erdem etiği sadece belli bir beşeri iyi anlayışı değil, aynı zamanda anlamlı bir hayat telakkisi temin eder. Gerçekten de o, bu anlamda hayatın anlamının bir kişinin, her bir hayat için bir anlatı düzeni temin etmekle kalmayı p varoluşu için belirli pratiklerdeki yetkinlik standartlarına bağlı olan bir ahlak geleneğine bağlandığı zaman ortaya çıktığını söyler.

Bu yüzden erdem etiğinin MacIntyre’daki versiyonunda “pratik”, “gelenek”, “anlatı” gibi üç temel kavram öne çıkar. Pratik, toplumsal olarak tesis edilmiş, iş birliğine dayalı, tutarlı ve karmaşık her türlü insan faaliyetine işaret eder. Kişi, erdem etiğinin savunucularına göre, bir pratik içerisinde tarihsel olarak üretilmiş, üzerinde uzlaşılmış normlar ve mükemmellik standartlarının genel çerçevesi içinde faaliyette bulunur. Bu açıdan bakıldığında her pratik, bir geleneğin taşıyıcısı olmak durumundadır. İşte bu gelenek çağdaş dünyada erdem etiğine ihtiyaç duyduğu rasyonalite zeminini sağlar.

Anlatı kavramı ise hayatın ancak bir bütünlük olarak algılandığı zaman anlamlı olabileceğine işaret eder. Ona göre, tıpkı bir eylemi bir öyküye yerleştirerek anlamlı kılabilmemiz gibi, bir hayatı da ancak ona önemini veren anlatısal yapısını bularak anlamlı kılabiliriz. Kişiler, iyi arayışıyla belirlenen hayat hikayelerini kendileri yazmazlar; tam tersine, kişiler hayatlarını bir bütünlük olarak algılarken belirli pratikler ve gelenekler içerisinde hareket ederler. Erdemlerin sadece belli toplumlarda gelişebileceğini öne süren MacIntyre, bu yüzden ahlaki nihilizm sorununun aşılmasında, modern yaşamın baskılarına direnerek ayakta kalabilmiş olan cemaatlerin canlandırılmasının önemli olduğunu düşünür.


Yararcılık

Yararcılık

22 Mart 2017 Çarşamba

Yararcılık, on dokuzuncu yüzyılda önce Jeremy Bentham (1748-1832) tarafından ortaya konmuş fakat John Stuart Mill eliyle geliştirilmiştir. Özellikle AngloSakson dünyada iki yüzyıl boyunca çok etkili olan ve bir anlamda liberal ve kapitalist dünya görüşünün değer anlayışını temsil ettiğini söyleyebileceğimiz yararcılık, aslında yaklaşık iki yüzyıl kadar önce Hobbes tarafından geliştirilmiş olan etik egoizmin epeyce yumuşamış ve rafine hale gelmiş versiyonudur.

Teolojik Etik veya Mutluluk Etiği

Teolojik Etik veya Mutluluk Etiği

13 Ocak 2017 Cuma

Mutluluk etiğinin kurucusu, bütün bir Grek etiğinin yörüngesini belirlemiş düşünür olarak Sokrates’tir. O, insan hayatının, ahlaki yapıp etmelerinin nihai amacını, en yüksek iyiyi ifade edecek şekilde eudaimonia olarak tanımlamıştı.

Etik ve Ahlak

Etik ve Ahlak

14 Kasım 2015 Cumartesi

Her şeyden önce bu iki kavramın birbirinden farklı iki varolana işaret ettiğini belirtmek gerekir.Etik terimi, bir bilgi alanını adlandırmaktadır. Ahlâk terimi ise tarihsel ve toplumsal nitelikli bir olguyu adlandırmaktadı

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi