Image

Ontoloji Olarak Metafizik ve Töz Metafiziği

Var olmanın ne olduğunu, neyin gerçekten var olduğunu araştıran metafizik türünü ontoloji olarak tanımlamıştık. Ontolojide gerçekleştirilen araştırmalar varlığa, varoluşa ve değişmeye ilişkin araştırmalardan meydana geldiği için, ontoloji olarak metafizik karşımıza üç farklı şekilde, sırasıyla bir töz metafiziği, bir süreç felsefesi ve bir varoluş felsefesi olarak çıkar. Bunlardan töz metafiziğinde, gerçeklik veya gerçekten var olana ilişkin araştırma töz kavramı üzerinden yürütülür. Töz metafiziği, bununla birlikte statik bir varlık anlayışı üzerine yükselir. Söz konusu töz metafiziğinin değişmeyi, varlığın değişen yüzünü atladığı gerekçesiyle geliştirilen varlık görüşüne, oluş ya da değişme temelli bir varlık anlayışı üzerine yükseldiği için bu kez oluş ya da süreç felsefesi adı verilir. Gerek töz metafiziği gerekse süreç felsefesi insanın dışındaki nesnel varlık alanına, doğal dünya ile ilgili nesnel hakikatlere yöneldiği için, onların beşeri gerçekliği atlayan, insanı da neredeyse taş, toprak benzeri bir varlık olarak ele alan felsefeler oldukları söylenebilir. İşte bu duruma bir tepki olarak gelişen ve varlığı insani bir perspektiften ele alan metafizik anlayışına egzistans ya da varoluş felsefesi adı verilir.

Kökleri aslında antik Yunan’a kadar geri giden töz metafiziğinin düşünce tarihinde iki ana dönemi bulunur. Bunlardan birincisi Rönesans felsefesine veya daha doğrusu on yedinci yüzyılın bilimsel devrimine kadar olan tarihsel dönemde hüküm sürmüş olan klasik töz metafiziğidir. İkincisi ise Yeni Çağ’da, modern bilimsel devrime temel teşkil eden yeni kozmolojiyle birlikte gündeme gelen modern töz metafiziğidir.

Töz metafiziğinin söz konusu iki temel döneminin sadece ana kavramsal yapı bakımından veya terminolojik yönden bir benzerliği vardır. Bunun dışında ikisi pek çok bakımdan farklılık gösterir. Buna göre, gerek klasik gerekse modern töz metafiziği, her şeyden önce metafiziksel açıdan realist bir perspektife sahiptir; yani, dış gerçekliğin zihinden bağımsız olduğunu kabul eder. Başka bir deyişle, her iki dönemde de varlık, var olana indirgenir ve varlığı anlamanın, yorumlamanın veya sınıflamanın anahtarının töz kavramı olduğuna inanılır. Nitekim varlık “var olmak için kendisinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan şey” diye tanımlanan töz kavramı içine sıkıştırılır. Bu yüzdendir ki söz konusu töz metafiziği her iki dönemde de statik bir varlık anlayışını ifade eder. Bu statik varlık anlayışı, doğallıkla “bir şeyin her ne ise o olduğunu”, “kendisiyle bir ve aynı olduğunu” dile getiren özdeşlik ilkesine dayanır. Varlık felsefesi veya Batı metafizik geleneğinin egemen anlayışını oluşturan söz konusu töz metafiziği, elbette her iki versiyonuyla da aynı zamanda bir “görünüş-gerçeklik” ayrımı benimser. Veya başka bir deyişle, Heidegger’in de belirttiği üzere, o, değişme veya oluş dünyasının sanıdan öte bir anlam taşımadığı, dolayısıyla kesin bilginin görünüşler dünyasında değil de, bu dünyanın ötesinde aranması gerektiği anlayışıyla, bütün bir Batı metafizik geleneğinin hâkim anlayışını şekillendirmiştir.

Metafizik, tüm değişmelerin ardında değişmeyen bir temel arayışını ifade eder. Töz metafiziğinde, işte bu temele töz adı verilir. O, var olmak için kendisinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan varlıktır. Klasik töz metafiziğiyle modern töz metafiziği arasında genel perspektif, strateji ve metodoloji bakımından bu noktaya kadar geçerli olan ortaklık, bundan sonra tamamen ortadan kalkar. Zira klasik töz metafiziğinde, bir çok tözlülük söz konusudur veya onda çok sayıda tözün varoluşu kabul edilir. Ve bu tözler, İlk ve Orta Çağ’ın “en yüksekte olanın en gerçek olduğu” kabulüne bağlı olarak Platon’un İyi İdeası’ndan, Aristoteles’in Hareket Etmeyen Hareket Ettiricisi’nden ve Hristiyanlığın Tanrı’sından aşağıya doğru inen hiyerarşik bir varlık anlayışına vücut verir. Modern töz metafiziği, bir tözler çokluğunun varlığına işaret eden klasik töz metafiziğinin tersine, ya salt madde ya da yalnızca ruhun varlığını öngören tek tözlü ya da varlığın hem madde hem de zihinden oluştuğunu varsayan iki tözlü bir metafiziğe karşılık gelir.


Metafizik Nedir ?

Metafizik Nedir ?

11 Eylül 2015 Cuma

Felsefenin önemli disiplin ya da alt dallarından bir başkası, şimdilik oldukça genel bir biçimde “varlığa ilişkin genel ve rasyonel soruşturma” olarak tanımlayabileceğimiz metafiziktir.

İlk İlkelerin Bilimi Olarak Metafizik

İlk İlkelerin Bilimi Olarak Metafizik

1 Şubat 2018 Perşembe

Metafiziğin üçüncü bir alanı ilk ilkelere ilişkin soruşturmalardan oluşur veya metafiziksel problemlerin üçüncü bir öbeği, doğayla ilgili araştırmalardan kaynaklanan problemlerin oluşturduğu öbektir.

Varlık Sorusu

Varlık Sorusu

12 Kasım 2015 Perşembe

Gündelik hayatımızın akışı içinde, istek ve çıkarlarımızın baskısı altında, “varlık bilmecesi” çoğunlukla aklımızın ucundan bile geçmez. “Neden hiçbir şey yok değil de bir şeyler var?” sorusuyla varlığın anlamının ne olduğu sorusuna bir yanıt bulmaya çalışmak, insan hayatının en temel ve kalıcı problemlerinden birini meydana getirir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi