Image

Özdeşlik Problemi

Matematiğin temellerini araştırmak üzere yola çıkan Frege, bunun sonucu olarak günümüzde Anlam ve Gönderme Kuramı olarak anılan felsefe tarihinin ilk kapsamlı dil kuramını geliştirmiştir. Bu kuramın en ayrıntılı tartışmasını bulduğumuz “Anlam ve Gönderme Üzerine” adlı başyapıtına Frege bir soruyla başlar: Özdeşlik ilişkisi neyle ne arasında bir ilişkidir? Daha önce de Ünite 1’de kısaca tartıştığımız bu soruyu anlamak için önce özdeşlik nedir onu anımsayalım. Matematik ve mantık dilinde “=” imiyle dile getirdiğimiz eşitlik kavramı özdeşlik ilişkisinin temelidir. Örneğin matematikte “5+7=12” türünde bir tümce iki şeyi eşitler; diğer bir deyişle, iki şeyin aynı, ya da özdeş olduğunu ifade eder. Ancak özdeşlik ilişkisi yalnızca matematik ya da mantık diline ait bir kavram değildir. Gündelik dilde de bu kavramı sıklıkla kullanırız. Frege’nin kendi örneğinde “Akşam Yıldızı Sabah Yıldızı’dır” dediğimizde, tümcenin sonundaki dır sonekiyle yine iki şeyin özdeş olduğunu söylemiş oluruz. Ya da “Her sabah doğan güneş aynı güneştir” tümcesinde geçen “aynı” sözcüğü yine özdeşlik ilişkisini ifade eder. fiimdi soruya dönelim: özdeşlik ilişkisi neyle ne arasında bir ilişkidir? Frege’nin bu soruya daha önceki bir çalışmasında verdiği yanıta göre özdeşlik dilsel imler, ya da kendi deyimiyle nesnelerin “adları” arasında bir ilişkidir. Öncelikle Frege’nin bu görüşe daha önce nasıl vardığına bakalım. (Unutmayın bu görüşü önce açıklayıp sonrasında nasıl daha önce yanıldığını açıklayacak Frege.)

Önceki görüşü: Dilsel bir im sayesinde bir nesneye gönderme yapıp onun hakkında bir şey söyleriz. Dilsel ime en basit örnek bir özel addır. Örneğin “Akşam Yıldızı” Venüs gezegenine eskilerde verilmiş bir özel addır, “Sabah Yıldızı” adı da yine Venüs’ün bir başka adıdır. İşte Frege’nin eski çözümlemesine göre özdeşlik imler arasında bir ilişki kurar. “5+7=12” dediğimizde “5+7” imiyle, “12” iminin aynı sayının imleri olduğunu ifade etmiş oluruz. Aynı şekilde “Akşam Yıldızı Sabah Yıldızı’dır” dediğimizde de “Akşam Yıldızı” ile “Sabah Yıldızı” adlarının aynı şeyin adı olduğunu ifade ederiz. Frege önceki çalışmasında bu savına nasıl vardığını şu şekilde açıklar: Özdeşlik ilişkisi nesnelerin imleri değil de nesnelerin kendileri arası nda bir ilişki ifade etmiş olsaydı, bir özdeşlik yargısının nasıl olup da öğretici olduğ unu açıklayamazdık. Örneğin “Akşam Yıldızı Sabah Yıldızı’dır” tümcesine bakalım. Bu tümce gökbilime dair önemli bir doğruluğu dile getiriyor ve bu doğruluk önceleri bilinmiyordu. Örneğin Babilliler Akşam Yıldızı ile Sabah Yıldızı’nın farklı gök cisimleri olduğuna inanmışlardı. Kısaca Akşam Yıldızı’nın Sabah Yıldızı olduğunu zaman içinde öğrendik. Eğer özdeşlik ilişkisi nesneler arasında bir ilişki olsaydı bunu nasıl açıklardık? “Sabah Yıldızı Sabah Yıldızı’dır” dediğimizde öğretici bir şey söylemiş olmuyoruz, ama “Akşam Yıldızı Sabah Yıldızı’dır” dediğimizde öğreti bir şey söylüyoruz. Eğer ki özdeşlik nesneler arası bir ilişki ise, doğru bir özdeşlik yargısı bir nesne ile kendi arasında bir ilişkiyi ifade ederdi. Ortada iki değil tek bir nesne vardır. “Akşam Yıldızı” denen gök cismi, “Sabah Yıldızı” denen gök cismiyle aynıdır, kısaca ikisi de Venüs gezgenidir. Normalde iki şey arasında kurulan ilişkilerde durum böyle değil. “Ali Ayşe’de daha uzun” dediğimizde, Ali ile Ayşe arasında bir ilişkiyi dile getiririz. Ama özdeşlikte durum farklı: iki nesne değil bir nesnenin kendisiyle girdiği bir ilişki olur özdeşlik. Bu durumda da “a=a” ile “a=b” formundaki özdeşlik tümceleri arasındaki farkı açıklamak olanaklı olmaz. Frege eski çözümünde bundan dolayı özdeşlik ilişkisinin nesneler arası değil nesnelerin adları arasında bir ilişki olduğu sonucunca varmıştır.

Yeni görüşü: Eski görüşünü ve bu görüşe nasıl varmış olduğunu bu şekilde özetledikten sonra, bu görüşü sorgulamaya başlar Frege. Özdeşlik ilişkisini adlar arası bir ilişki olarak düşünürsek, “Akşam Yıldızı Sabah Yıldızı’dır” tümcesi gökyüzüne dair değil, dilimize ve kullandığımız adlara dair bir yargı dile getirmiş olurdu. Halbuki bu tümce gökyüzüne dair bir yargıyı dile getirir, dile veya adlara dair değil. Hangi cisme ne ad vereceğimiz büyük ölçüde rastgele bir seçimdir Frege’ye göre. Ancak Akşam Yıldızı’nın Sabah Yıldızı ile aynı gök cismi olması bizim dilsel seçimlerimize bağlı bir olgu değildir. Bundan dolayı Frege eski çözümünün doğru olmadığını kabullenip, özdeşlik ilişkisinin bir nesnenin kendisiyle arasında bir ilişki olduğunu savunur. Bu durumda özdeşlik yargılarının nasıl olup da öğretici olduğunu açıklaması gerekir. İşte günümüzde Anlam ve Gönderme Kuramı olarak anılan Frege’nin temel dil kuramı bu problemin çözümüyle ortaya çıkar. Birazdan daha ayrıntılı bir şekilde tartışacağımız üzere Frege özdeşlik problemini çözmek için adların anlamları ile göndergeleri arasındaki ayrımı yapar. “Akşam Yıldızı” ve “Sabah Yıldızı” adlarının göndergeleri aynıdır: ikisi de Venüs gezegenine gönderme yaparlar. Ancak bunu farklı biçimlerde gerçekleştirirler, Venüs gezegenini farklı biçimlerde temsil ederler. İşte bu temsil etme biçimlerine Frege “anlam” der. Kısaca göndergeleri aynı olmakla birlikte, “Akşam Yıldızı” ve “Sabah Yıldızı” farklı anlamlar dile getirirler. “Akşam Yıldızı Sabah Yıldızı’dır” tümcesinin ifade ettiği anlam ile “Sabah Yıldızı Sabah Yıldızı’dır” tümcesinin ifade ettiği anlam farklıdır; bundan dolayı birincisi öğretici ikincisi ise öğretici değildir. fiimdi anlamın ne olduğu, göndermeden nasıl ayrıldığı ve aralarında nasıl bir ilişki olduğuna bakalım.


Matematiğin Temelleri

Matematiğin Temelleri

11 Mayıs 2018 Cuma

Ünlü Alman düşünür Gottlob Frege’nin dil felsefesi büyük ölçüde matematiğin temellerini araştırırken ortaya çıkmıştır. Bundan dolayı öncelikle kısaca Frege’nin matematik felsefesine bakalım.

Özdeşlik Problemi

Özdeşlik Problemi

7 Haziran 2018 Perşembe

Matematiğin temellerini araştırmak üzere yola çıkan Frege, bunun sonucu olarak günümüzde Anlam ve Gönderme Kuramı olarak anılan felsefe tarihinin ilk kapsamlı dil kuramını geliştirmiştir.

Özel Ad / Yüklem ve Nesne / Kavram Ayrımları

Özel Ad / Yüklem ve Nesne / Kavram Ayrımları

29 Haziran 2018 Cuma

Sözcükler belirli mantıksal ulamlar içerisinde anlam kazanırlar. Bu ulamlar arasında iki tanesini temel alır Frege: özne ve yüklem.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi