Image

Pythagoras ve Pythagorasçılık

Pythagorasçılık adını kurucusu olan Pythagoras’tan alan bir Antik Yunan düşüncesidir. Düşünceleri zamanla bir okul disiplini içinde yayılmış ve korunmuştur. Bu okulun öğretilerinin önemli bir kısmı gizli olduğu için öğretinin derinlerine nüfuz edebilmek zordur. Pythagorasçılık İyonya geleneğini Atina’ya taşımıştır. Perslerin İyonya’yı fethetmelerinin ardından Milet felsefesi sona ermişti. Pythagoras’ın 580’li yıllarda doğmuş olabileceği sanılıyor. Philosophia (bilgelik sevgisi) ifadesinin ilk kez Pythagoras tarafından kullanıldığı söylenir. Sophos kelimesi Homeros’ta da karşımıza çıkmaktadır fakat bu sözcüğü ileride felsefe disiplininin ismi hâline gelecek olan philosophos anlamında kullanan ilk kişi Pythagoras olmuştur. Homeros’a göre sophos, bir konudaki becerikabiliyetbir şeyi sırf o bilgiden haz duymak için yapmak, ayrıca bilgelik anlamına gelmekteydi. Pythagoras da varlığın, oluşun ne olduğunu sormuş, felsefenin bir yaşam biçimi olduğunu düşünmüş, bu yaşam biçimini ifade etmek için theorikos bios (teorik yaşam) terimini kullanmıştır. Ptyhagoras’a göre 3 çeşit insan vardır: Şan, şöhret peşinde koşanlar; maddiyat peşinde koşanlar; bilgi peşinde koşanlar. Pythagoras kendisinin bilgi seven, yani philosophos olduğunu söylemiştir. Ona göre felsefe teorik bir yaşam (theorikos bios) biçimidir. Pythagoras’ın ve genel hatlarıyla Pythagorasçılığın felsefi görüşlerini dört ana başlık altında inceleyebiliriz:

1. Bilgelik ve Felsefe Anlayışı.

2. Ruh Öğretisi.

3. Sayı Öğretisi (varlık anlayışı)

4. Evren Bilimi (kozmolojisi)

Pythagorasçıların Bilgelik ve Felsefe Anlayışı
Pythagorasçılık belli yaşam kurallarına dayalı bir tür inanç tarikatıdır. Bu yaşam kuralları arasında fasulye ya da et yememek, demir ile ateşi karıştırmamak gibi ilginç kurallar da bulunmaktaydı. Bu tutumları Antik Yunan filozoflarının artık ahlak problemleriyle ilgilendiklerini gösterir. Pythagorasçıların bu yaşama geleneği daha sonraları Harokies’te, Sokrates’te ve Stoa’da da karşımıza çıkmaktadır. Bu anlayışa göre felsefe insanın kendi sorumluklarına sahip çıkabilmesidir. Burada insanın ahlaki bir sorumluluk yüklendiğini görüyoruz. Demek ki bu insanlar birtakım teorik çalışmalar yaparken bir yandan da pratik hayatta nasıl yaşayacakları hakkında çalışma yapmışlardır. Buna bilgiyi yaşamak denebilir. O hâlde Pythagoras ile birlikte felsefenin bir yaşama biçimi hâline geldiği söylenebilir.

Pythagorasçı Ruh Öğretisi
Felsefe insanın yaşama biçimidir. Pythagorasçılara gelene kadar ruh anlayışının Homeros’ta kullanıldığını görüyoruz. Homeros ruhu bir gölge gibi görüyordu. İnsan öldüğü zaman ruh ağzından çıkıyor, havaya karışıyordu. Bu ruh ince havadan oluşmuştu. Yani ruhun bir cismi vardı. Homeros’ta ruh yeniden başka bir bedene girmiyordu. Pythagoras ruhun tekrar bedene girdiğini savunuyor. Ona göre ruh bu dünyada sürekli dolaşır ve her defasında başka bir bedene girer. Öğretilerinin temel; budur. Ruh insandan hayvana da geçer. Bu yüzden et yemiyorlar, ruh ölümsüz bir yapıya sahiptir. Bu fikirleri doğudan aldıkları, Pythagoras’ın Zerdüşt ile konuştuğu söylenir. Bunlara göre ruh birtakım olaylardan arınması gereken bir yapıdır. Ruhun hürlenmiş olduğunu ve arınması için felsefe yapmak gerektiğini söylüyor. Ruhu temizlemek için felsefe yapılacak, ruh bilgiyi taşıyacak, kötülükler ortadan kalkacak. Pythagoras’la beraber felsefeye ilk defa bilen özne getirilmiştir. Ruh bilgi edinebilen bir mekanizmadır. İlk defa özne ve nesne ayrımı yapılıyor. Pythagoras’ın deyimiyle; bir yanda mikrocosmos (nesne), bir yanda makrocosmos (özne) karşı karşı ya geliyor. Bilgi problemlerinin meydana gelmesinde aşama oluyor. “Bilgi nedir?” sorusu makro ve mikro cosmosa dayanır. Onun bir öğretisine göre bilinen mikro cosmos ile bilen makro cosmos aynı yapıdan meydana gelmiştir. İkisi de ince, sınırsız havadan oluşmuştur. Bizim lociğimiz ve dünyanın lojiği aynı yerden gelir. Bizim bilgi düzeneklerimiz öyle bir yapı gösterir ki gerçekliğin yapısı benzeşir. Felsefe tarihinde;

1. Bilginin olabilmesi için benzer benzeri algılar.

2. Bilginin olabilmesi için algılayan ile algılanan farklı şeyler farklı şeyler olması gerekir.

Bu görüş özneyi ön plana çıkarır. Pythagorasçılarda özne birdenbire karşımıza çıkıyor. Miletoslular ise özneyi varlığın içinde eritmişlerdir. Miletoslular niye bilgilerinin doğru olup olmadığını sormadılar? Çünkü özne yok. Bunlar bilgilerini eleştirmemişlerdir. Bu dogmatik bir görüştür. Bunlarda sadece kozmogonik açıklamalar vardır. Pythagoras eleştiri yapmamıştır fakat yapılması için zemin hazırlamıştır. Miletos okulunda hatta Homeros’ta ruh hareket ettirici olarak görülmüştür. Pythagoras ruhun bu özelliğinden söz ederken bilim ve sorumluluk alabilme yönüne ağırlık vermiştir. Buradaki problem:

1. Ruh bireyliliği gösterir mi?

2. Değişik ruhlar var mıdır?

Bireylik varsa ruh da vardır. Sorumluluk varsa bu geçerli insanın kendi hünerinin olması gerekir. Eğer benim özdeşliğim yoksa sorumluluk olamaz.

Pythagorasçı Sayı Öğretisi (Cosmopolisi)
Felsefe tarihinde ilk kez kosmos (her şey) kelimesini kullanan da Pythagoras’tır. Ona göre kosmos mantıkça düzenlenmiş bir yapıdır. Bunun matematiksel olarak düzenlenmesini Pythagoras yapmıştır. Ona göre her şeyin temelinde, kökeninde iki madde vardır: 1 Peros: Sınırlı sınırlayan “ateş” 2 Apeiron: Sınırsız “hava.” Bunları kütlesel varlık olarak görmüştür. Pythagoras’ın evren tablosu her şeyi kaplayan sınırsız hava ile merkezde olan sınırlı ateşten oluşur. Pythagoras’a göre sayı sınırlı ile sınırsızın, ‘tek ile çok’un birleşmesinden meydana gelir. Yani buna göre sayı fiziksel bir nesneye benzer. Ateş ve havadan oluşmuştur. Her şeyin temeli sayı, sayının temeli de sınırsız ve sınırlıdır. Sayının temeli hava ve ateştir. Sınırlı (ateş) aktif olandır. Sınırsız (hava) daha pasif olan şeyleri temsil eder. Bu örneği sperm ve yumurtadan alır. Spermin yumurtayı döllemesi gibi. Ateş onlarda aktif maddedir.Sınırlı ile sınırsız birleşerek 1’i oluşturur. Fakat bu sayının kütlesi vardır, nesnedir.

1 sayısı noktayı oluşturur.

2 sayısı doğruyu oluşturur.

3 sayısı üçgeni oluşturur.

4 sayısı reflaksı oluşturur.

5 sayısı ateşi oluşturur.

6 sayısı suyu oluşturur.

Küp Pythagoras’ta toprağa karşılık gelir. Sınırsız hava ile sınırlı ateşten sayılar oluşur. Pythagoras niceliksel değişiklikleri matematiksel sayılara bağlıyor. Yani biz evreni matematiksel sayılarla açıklayabiliriz. Pythagoras’ta:

1. Sayı denilince bugünkü sembolik anlamdaki sayı düşünülmemiştir.

2. Matematik yerine geometrik düşünme vardır.

3. Sayılar belli bir şekilde açıklanmıştır. Sayılar evren dizgisini açıklamak için temel öge olarak görülmüştür.

a) Sınırlı (ateş) ile sınırsız (hava)nın bir araya gelmesinden sayılar oluşmuştur.

Bu düşüncesinin kaynağında döllenme olayı vardır.

b) Sayıların bir araya gelmesinden şekiller,

c) Şekillerin bir araya gelmesinden cisimler oluşmuş,

d) Cisimlerden de tek tek nesneler oluşmuştur.

Miletos okulunda canlı-cansız, hareketli-hareketsiz ayrımı yapılmamıştı. Burada sanki yapılmış gibidir. Pythagoras,

1. Ruhun havadan yapıldığını, havanın pasif, ateşin aktif olduğunu söylüyor.

2. Ruhun sayılardan yapılıp yapılmadığı belli değildir.

Pythagoras’ta monizmin yıkılması belirgin bir hâle gelmiştir. Aktif madde, pasif madde, düşünme özelliğine sahip madde, düşünme özelliğinden yoksun madde gibi ayrımlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır. Pythagoras’ta ruh havadan yapılmıştır. Pythagoras’ın felsefesine tam bir felsefe diyemiyoruz. Sanki uykudan yeni uyanmış gibi. Pythagoras’ın felsefe tarihine iki önemli katkısı olmuştur.

1. Geometri fikrini getirmiştir,

2. Astronomiye önemli katkılarda bulunmuştur.

Pythagoras’a göre: Her şey sayıdan meydana geldiyse bunun bir düzeni olması gerekir. Bu düzeni de nicelikleri ölçen bir bilgiye bağlamıştır. Zıtlıkları uyum içinde karşılamıştır. Sınırlı-sınırsız, iyi-kötü, birçok olan. Hava pasifse ruhun da pasif olması gerekir. Çünkü ruh havadan oluşmuştur.

Pythagoras’ın Evren Tablosu
Pythagorasçı evren tablosunun merkezinde ateş vardır. Ateşin çevresinde dönen bir karşı dünya vardır. Karşı dünyanın dış çevresinde dünya dönmektedir. Dünya yalnız kendi etrafında dönmemektedir. Dünya küre biçimindedir ve merkezin çevresinde döner. Böylece Dünya evrenin merkezi olmaktan çıkmıştır. Dünyanın baktığı yüzeyde Ay vardır. Biz öbür yüzeyi göremiyoruz (karşı dünyayı göremiyoruz). Ayın dışında Güneş vardır. Güneşin dışında 5 gezegen, onun da dışında sabit duran yıldızlar vardır. Bu tablo;

1. Dünyanın evrenin merkezi değil, bir gezegen olarak gösterilmiş olması nedeniyle,

2. Dünyanın bir yörüngesi olduğunu öngörmesi nedeniyle,

3. Dünyanın bir küre şeklinde olması nedeniyle,

4. Değişik yönlerde hareket tespit edilmiş olması nedeniyle

Dönemin astronomi bilgisi adına son derece önemlidir. Pythagoras’ın öğretilerine bir bütün olarak bakıldığında son kertede düşünce tarihine şu önemli katkılarda bulunduğu tespit edilebilir:

1. Astronomide önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

2. Matematik, geometri gibi bilimlerin rasyonalize edilmesini sağlamıştır. Nitekim Pythagorasçı düşüncede matematiksel açıklamanın bilimsel açıklamanın temeline döşendiğini görmekteyiz.

3. Düalist bir felsefi görüş geliştirmiştir. Çünkü iki şey bir arada işlenmiştir: Ateş ve hava. Böylece Antik Yunan’ın doğa felsefesinde karşımıza çıkan monizm, Pythagoras ile bir anlamda sona ermiştir.

4. Pythagoras’la karşımıza bilen özne çıkmıştır. Bilen özne (ruh) ile bilinen şey arasında mantıksal bir ayrım yapıldığı yolunda izlenimler edinilmektedir.

5. Canlı-cansız ayrımına doğru bir gidiş vardır. Bu ayrım Pythagorasçılıkta nüve hâlinde ve bulanık biçimde de olsa bulunmaktadır.

6. Pythagoras’ta karşımıza, geleneksel dört unsura, yani toprak, su, hava ve ateşe ilaveten beşinci bir unsur daha çıkmış gibi görünmektedir. Bu beşinci madde bir anlamda evreni bir arada tutan maddedir. Bu madde sınırsızdır ve muhtemelen Tanrı olarak düşünülmüştür. Böylece tek tanrıcı düşüncenin de Pythagorasçılıkla birlikte başladığı iddia edilegelmiştir. Fakat bu, tek tanrılı dinlerde karşımıza çıkan Tanrı anlayışına benzer bir anlayış değiştir. Çünkü beşinci unsur evren ile özdeş tutulmuştur.

Thales dışında kalan diğer tüm Antik Yunan düşünürlerine hakim olan kıyamet düşüncesi Pythagorasçı düşüncede de bir yer edinmiştir. Örneğin; Anaksimandros adalet bozulursa ateş ortalığı kavuracak, başka bir düzen gelecek demiş, Pythagoras ise ateşin her şeyi yok edeceği ve evrenin yeniden vücut bulacağı kehanetinde bulunmuştur.


Milet Okulu ve Arkhe Sorunu

Milet Okulu ve Arkhe Sorunu

22 Eylül 2015 Salı

Miletos Okulu, bugün Aydın ili sınırları içinde bulunan Miletos şehrinde etkinlik göstermiş bir felsefe okuludur. Bu okulun temsilcileri olan Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes, gösterdikleri düşünsel etkinlikle ve yöneldikleri sorunlarla felsefe tarihinin ilk filozofları olmuşlardır.

Yunan Mitosunun Genel bir Değerlendirmesi ve Felsefe ile İlişkisi

Yunan Mitosunun Genel bir Değerlendirmesi ve Felsefe ile İlişkisi

28 Ağustos 2015 Cuma

Mitolojik düşünme biçiminde ortaya konan kabuller pek az sorgulanırken felsefede farkında olunmadan, en ufak şeyin bile soruşturması yapılır. Fakat felsefenin de temel birtakım kabulleri vardır.

Pythagoras ve Pythagorasçılık

Pythagoras ve Pythagorasçılık

6 Aralık 2016 Salı

Pythagorasçılık adını kurucusu olan Pythagoras’tan alan bir Antik Yunan düşüncesidir. Düşünceleri zamanla bir okul disiplini içinde yayılmış ve korunmuştur. Bu okulun öğretilerinin önemli bir kısmı gizli olduğu için öğretinin derinlerine nüfuz edebilmek zordur.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi