Image

Siyaset Felsefesinin Epistemolojik Boyutu

Felsefenin önemli dallarından bir başkası, bilgi kavramını çözümleyen, bilgiye nasıl ulaşılacağını araştıran epistemoloji ve epistemolojinin bir dalı olarak bireyin karşı karşıya kaldığı problemleri hangi araçları kullanarak çözmesi gerektiğini tartışan metodolojidir.

Siyaset felsefesinin epistemoloji ve metodolojiyle de yakın bir ilişkisi vardır; yani onun metafiziksel olduğu kadar epistemolojik bir boyutu da bulunmaktadır. Siyaset felsefesiyle epistemoloji arasındaki en önemli temas noktası, aklın toplumsal meselelerde ve politik hayattaki rolüyle ilgili olmak durumundadır. Burada karşı mıza temel bir zıtlık, rasyonalizm ve irrasyonalizm karşıtlığı çıkar. Politik rasyonalizm, toplumsal düzenin tesisi ve politik hayatın kuruluşunda akla başat bir konum yükleyen tutumdur. O, bu noktada bireylerin kendi öznel veya kültürel ön yargı ları yerine, aklın evrensel mantığına tabi olmaları gerektiğini öne sürer. Rasyonalizmin liberalizmde, liberalizmin insan davranışının rasyonel olduğu varsayımı üzerinde yükselen ekonomi modelinde ya da rasyonel tercih teorisinde ve sosyalizmde cisimleştiği söylenebilir.

İrrasyonalizm, toplumsal meselelerde aklın etkinliğinin olmaması veya sınırlı olması gerektiğini öne sürerek aklın yerine duyguları, kültürel veya dinî değerlerle beklentileri, sembolleri ya da mistik sezgi formlarını ikame eder. İrrasyonalistler, politik rasyonalistleri, çağdaş toplumun temelinde veya akıl yürüten bireysel zihnin art alanında bulunmak durumunda olan entelektüel ve sosyal mirasın engin bilgeliğini göz ardı ettikleri için eleştirirler. Onlar, burada kalmayıp aklın evrensel olduğuna inanılan taleplerinin, aslında belli bir kültürün, yani modern Batı kültürünün rasyonalizasyonundan veya meşrulaştırılmasından başka bir şey olmadığını öne sürerler. Söz konusu irrasyonalistlerin bakış açısından, bir grup ya da kültüre rasyonel görünen çözümlerin başka bir grup ya da kültür için geçerli ya da doğru bir çözüm olması gerekmez. İnsan zihninin dünyanın farklı yerlerinde farklı mantı klar geliştirdiğini veya insan eyleminin yeryüzünün çeşitli yerlerinde, farklı tarihsel koşullar altında alternatif yaşama tarzları ya da yöntemleri geliştirebildiğini savunan politik irrasyonalizm muhafazakârlık olarak bilinir.

Muhafazakârlık

Gerçekten de muhafazakârlık insani, sosyal ve politik alanda veya siyaset felsefesinde soyut, a priori akıl yürütme ve devrimlere hiçbir şekilde güvenmez. O, geleneğ i ve insanoğlunun yıllardır çeşitli vesilelerle test edilmiş deneyim ve düzenlemelerini temele alır. Muhafazakârlık deyince akla daha çok kurucu babalar olarak Edmund Burke, Alexis de Tocqueville, Joseph de Maistre ve Hegel isimleri gelir. Bu listeye S. T. Coleridge, William Wordsworth, Friedrich Novalis ve Michael Oakeshott gibi çok sayıda muhafazakâr düşünür de eklenebilir. Bu düşünürler tarafı ndan temsil edilen gelenekçi, romantik, paternalist, liberal ve yeni muhafazakârlı k gibi en az beş farklı muhafazakârlık türünün hepsinde ortak olan şey, beşeri ve politik meselelerin çözümünde, insan aklının gücüne kuşkuyla bakan bir yaklaşı mdır. Gerçekten de muhafazakârlığın temelinde, ampirik ve kuşkucu bir tavır bulunur. O, soyut fikirlerden ziyade denenmiş ve test edilmiş düzenlemelere inanırken bireylerin içinde üyesi oldukları toplum ve toplumların da tarih tarafından biçimlenmeleri olgusuna özel bir önem atfeder. Bu açıdan bakıldığında insan doğası ndaki çatlakların bilincinde olup onun gerçek iyiyi hayata geçirme potansiyeli konusunda şüpheleri bulunan muhafazakârlık, uygarlaşmış hayatın düzen ve geleneğe olan ihtiyacına vurgu yapar. Buna göre muhafazakârlık, diğer politik ideoloji veya siyasi geleneklerin bağlandığı soyut teorilerle ilkelere güvenmeyip gelenek, tarih ve tecrübeyi esas alır. Başka bir deyişle o, aklın politik dünyadaki rolüne baştan beri kuşkuyla bakarken gerek toplumsal ve gerekse politik alanda akıldışı kaynaklara daha büyük bir önem verir.

Aslında muhafazakârlığın, politikada akla büsbütün karşı çıkmak yerine, aklın iki türü arasında bir ayrım yaptığını söylemek doğru olur. Gerçekten de teorik akıl ile pratik akıl veya zekâ ile akıl, teknik bilgi ile pratik bilgi arasında bir ayrım yapan muhafazakârlar, insanı hayvandan ayıran şeyin akıldan ziyade manevi bir dünyayı sezgi ile bilme yeteneği olduğunu öne sürerler. İki akıl arasındaki ayrımları, muhafazakârları doğallıkla iki tür hakikat arasında bir ayrım yapmaya götürmüştür. Muhafazakârlığa göre, teorik aklın soyut hakikatlerinin dünyaya tatbik edilmesi kaçınılmaz olarak çarpıtma ve bozulmaya yol açarken esas itibarıyla teamül ve geleneklerde bulunan pratik hakikat, insan için sağlam bir rehberlik temin eder.

Muhafazakârlar beşeri eylemin temelinin teorik değil de teamül, ön yargı ve alışkanlık olduğunu öne sürerler. Pratik aklın söz konusu faaliyetlerle pratiklerde cisimleştiğini öne süren muhafazakârlara göre, ön yargı irrasyonel bir davranış türü olmayıp nesiller boyunca süren deneyimlerden süzülüp gelen bilgeliği ifade eder. O, “ne yapmak gerektiğini” bilme tarzı olup özü gereği soyut akıldan üstündür. Kişinin, muhafazakârların gelenekle özdeşleştirdiği ön yargıya göre eylemde bulunması, elbette onun atalarının davrandığı gibi davranması anlamına gelir. Bu yüzden ön yargı, teamül, alışkanlık ve dolayısıyla gelenek üzerine yoğunlaşma, muhafazakâr düşünüşü alabildiğine zengin bir tarih tasarımına, tarihe çok önemli bir rol yüklemeye, tarihi teleolojik açıdan derin ve manevi bir amacın cisimleşmesi olarak görmeye sevk etmiştir. Muhafazakârlara göre, siyaset felsefesinin makul ve gerçek temelini, özgürlük, eşitlik ve adalet benzeri soyut ilkelerden çok tecrübe ve tarih oluşturur.


Devlet Nedir ?

Devlet Nedir ?

Friday, October 23, 2015

Birinci ve klasik devlet tanımı, onu oldukça geniş ve genel bir biçimde bir toplumdaki egemen yönetim örgütü olarak tarif eder. Böyle bir genel durumda, devlet, ister Yunan kent devleti ister Roma İmparatorluğu isterse İslam cemaati veya bir Afrika kabilesi olsun, her tür yönetim biçimini veya bu yönetim formlarını hayata geçiren organizasyonu ifade eder.

Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Thursday, May 4, 2017

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

Siyaset Felsefesine Giriş

Siyaset Felsefesine Giriş

Friday, September 11, 2015

Siyaset felsefesi, felsefenin siyaseti, politik hayatı oluşturan kurumları konu alan,politik toplumları inceleyen disiplinidir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

Thursday, May 4, 2017

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

Thursday, May 4, 2017

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

Friday, March 3, 2017

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

Monday, November 23, 2015