Image

Sonsuz Yineleniş Kuramı

Zerdüşt Böyle Buyurdu’da ve Şen Bilim’de Nietzsche, sonsuz yineleniş (döngü) düşüncesine yer verir. Özellikle Zerdüşt’te bu düşünce, üst insan düşüncesiyle birlikte kitabın ana eksenidir. Bu düşüncenin ontolojik bağlamda özeti şudur: Dünyamız gezegen olarak sona erdikten sonra, parçacıkların gücü tarafından tıpkı daha önce olduğu gibi yeniden yapılaşacak, bir başka deyişle yeniden varlığa gelecektir ve bu dünyada olupbiten her şey yeni baştan ve aynen yinelenecektir. Sözgelimi Nietzsche, tekrar 1844’te doğacaktır. Üstelik bu olgu sayısız aralarla sayısız kez yinelenecektir.

Nietzsche’nin bu öğretiyi vurgulamasının başlıca nedeni, felsefesindeki bir boşluğu dolduruyor olmasıdır. Oluşun akışına varlık görünüşü verdiğini daha önce belirtmiştik. Bunu evreni aşan herhangi bir varlık kavramına dayanmaksızın yapar. Ayrıca bu kuram aşkın bir tanrının getirilmesini bertaraf ederken aynı zamanda kamutanrıcılığı (panteizmi), tanrı kavramının evren adı altında üstü kapalı yeniden getirilişini de önlemiş olur. Kuram ayrıca bir öte’deki kişisel ölümsüzlük düşüncesini de dışlar ve bunun yerine bu dünyadaki yaşamlarımızın sonsuz yinelenişi düşüncesini koyar, bir yaşamın tüm ayrıntılarla yinelenmesinin pek bir çekiciliği olmasa da. Bu kuram Nietzsche’nin bu dünyasallık için kararlı bir istenciniseçimini yansıtır. Evren bir anlamda kendi üzerine kapalıdır ve gerçekten güçlü insan, bu evreni kararlılıkla, cesaretle ve sevinçle doğrular. Zayışığın bir göstergesi olan kaçış eğiliminden uzak durur.

Nietzsche, bu düşünceyi, birey açısından gördüğümüzde yaşama evet deme yeteneğinin bir sınavı olarak görür. Şen Bilim’de yaşamının en küçük ayrıntılarına dek sayısız kez yineleneceğini kendisine söyleyen bir Tin’i imgeler. Bu durumda üzülmesi mi yoksa durumu güler yüzle mi karşılaması gerektiğini kendisine sorar. Çıkan anlam şudur ki yaşamı olduğu gibi kabul etme ya da güler yüzle doğrulama tutumu güç istencinin de bir anlatımı olacaktır. İyinin ve Kötünün Ötesinde adlı yapıtında, ise “Nietzsche oyunun sayısız kez yeniden oynanmasını isteyen ve oyuna değil ama oyunculara da yeniden diye seslenen bir dünya doğrulayıcı insandan söz eder” (Copleston, 1998: 174). Zerdüşt’te en sıradan insanın bile yaşamının tüm ayrıntılarıyla geri döneceğini, ama insanların nedense bu düşünceden hoşlanmadığını oysa kendisinin bu düşünceyi buyur ettiğini dile getirir. Nietzsche sonuç olarak sonsuz yinelenme kuramından hem ezici hem de özgürleştirici bir kuram olarak söz etmektedir. Kuşkusuz özgürleştirici ögesinin bu dünya yaşamında din baskısını ve dinlerin belirttiği biçimiyle öte dünya fikrini ötelemesinden geldiği açıktır.

Nietzsche’nin düşün ve yazın dünyasında etkisi çok yönlü olmuştur ve bu etkinin genelde düşünceyi şu ya da bu yönde uyarma biçiminde gerçekleştiği ifade edilmiştir. Örneğin ahlak alanında kimilerine göre Nietzsche’nin birincil önemi, ahlakın naturalist bir eleştirisini ortaya koymada yatar, kimilerine göre ise daha çok bir değerler fenomenolojisi yapması önemlidir. Daha çok felsefe dışından olan bazı kişilere göre ise değerlerin yeniden değerlendirilmesi yaklaşımı en fazla öne çıkan görüşüdür. Kültür felsefesi alanında kimileri onu nazizme götüren bazı görüşler uğruna demokrasiye ve demokratik toplumculuğa saldırıyor olarak gösterirken, kimileri de onu tam bir Avrupalı ya da büyük bir kozmopolitan olarak gösterir. Din alanında kimilerine göre köktenci bir tanrıtanımaz iken, bazıları da Hıristiyanlığa saldırısının aşırılığında kendisinin tanrı sorunu ile kişisel kaygısının tanıtlarını görmek istediler. Freud gibi kimileri ruhbilimsel çözümlemelerini çok öne çıkardı. Thomas Mann gibi kimileri de Dionysiosçu ve Apolloncu tutumlar arasında yaptığı ayrımdan etkilendiler. Kimileri de Alman dilinin gizilliklerini geliştiren bir yazar olarak yücelttiler. Ayrıca, Copleston’a göre, yaşamının ve düşüncesinin bütün karmaşıklığının taşıdığı imleme varoluşçu bir yorum getirme olanağı da vardır. Bu nokta gerçekten haklı görünüyor. Sonuç olarak Nietzsche, tüm çok yönlülükleri ile gerçekten dahi bir yazar ve özgün bir düşünür olarak yeri bir daha doldurulamayacak bir biçimde düşün tarihinde yerini almıştır.


Güç İstenci ve Üst-İnsan Kuramı

Güç İstenci ve Üst-İnsan Kuramı

14 Eylül 2018 Cuma

Güç istenci kavramı Nietzsche felsefesinin merkezinde yer alır.

Nietzsche'nin Ahlak Eleştirisi

Nietzsche'nin Ahlak Eleştirisi

2 Haziran 2017 Cuma

Nietzsche’nin ahlakı ayrıntılı olarak ele almaya başladığı yapıt, İnsanca, Pek İnsanca adlı yapıtıdır. Çalışma sistemli bir inceleme olmaktan çok aforizmalardan oluşan bir yapı sergiler. Yine de Nietzsche’nin ahlakla ilgili sözleri derlenip aralarında ilişki kurulduğu zaman az çok tutarlı bir kuram ortaya çıkmaktadır.

Friedrich Nietzsche Kimdir ? Yaşamı ve Yapıtları

Friedrich Nietzsche Kimdir ? Yaşamı ve Yapıtları

22 Eylül 2015 Salı

Felsefi görüşlerinden çok yaşamıyla pek çok yazar, psikolog ve psikiyatr için ilgi çekici olmuş ve dikkatleri üzerine toplamıştır. Hiçbir büyük filozofun yaşamına Nietzsche’ninkine olduğu kadar ilgi gösterilmemiştir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi