Image

Yanlışlamacı Bilim Görüşü

Gerçekten de tümevarım problemini çok ciddiye alan Karl Popper (1902-1994) bu durum karşısında bilimin, yalnızca doğanın düzenliliğine duyduğumuz inançla var olabileceğini, gel gelelim bu inancı kanıtlamanın mümkün olmadığı gibi, kapı dışarı edilen metafiziği bir şekilde çağırma gibi bir sonuca yol açtığını çok açık olarak görmüştü. Bu yüzden doğrulamadan ve tümevarımdan vazgeçen yeni bir bilim anlayışı geliştirdi.

O, sınırlı sayıda örnek ya da durumdan genel bir önerme türetebilmemizi mümkün kılan geçerli bir tümevarımsal argüman biçimi olmasa bile, delillerin bir hipotezi geçersiz kıldığını gösterebileceğimiz geçerli bir argüman formu olduğunu düşünmüştü. İşte bu, Popper’a ihtiyaç duyduğu bilimsellik ölçütü olarak yanlışlanabilirliği sağlamıştır.

Gerçekten de mantıkçı pozitivizme yönelik eleştirisi, sadece tümevarım problemi ekseninde gelişmeyip çok daha genel bir eleştiriyi ifade eden Popper, kendi bilim kavrayışını bu eleştiriden sonra oluşturur. Buna göre, o, önce mantıkçı pozitivizmin yaygın bilim kavrayışının sadece

1. zihnin nesne ile ilişkiden önce boş olduğu,

2. bilim adamının nesneleri yansız ve nesnel bir biçimde algıladığı kabullerini eleştiri süzgecinden geçirmedi. Fakat

3. tekil gözlem önermelerinin tümevarım yoluyla genellenerek doğru hipotezlere ulaşabileceği,

4. tekrar gözlem yoluyla dünyaya dönülerek doğrulanabilen bu hipotezlerin mutlak hakikatler haline geldiği kabullerini de reddetti. Popper, nihayet

5. bu hakikatlerin birikerek bilimsel bilgi bütününü meydana getirdiği tezinide şiddetle eleştirdi.

O, söz konusu eleştirilerinden hareketle, i. gözlemlerin kendilerini yönlendiren teorik bir yapı içinde oluşması nedeniyle teori yüklü olmayan gözlem olamayacağı, ii. tekil gözlem önermelerinden sınırlanmamış genellemelere doğru olan tümevarımsal hareketin mantıksal bir kesinlikten yoksun olduğu sonuçlarına vardı.

Onun ulaştığı sonuçlar, bu ikisinden ibaret değildi. Popper çok daha önemlisi,

iii. hiçbir bilimsel önerme ya da hipotezin kesin sonuçlu olarak doğrulanamaması nedeniyle, mutlak hakikatlere değil de ancak kısmi doğrulara erişilebileceği,

iv. bu yüzden bilimselliğin ölçütünün doğrulanabilirlik değil de yanlışlanabilirlik olduğu ve nihayet

v. bilimsel bilginin sanıldığı gibi, doğruların birikmesi yoluyla değil de yanlışların ayıklanması yoluyla ilerlediği tezlerini öne sürdü.


Mantıkçı Pozitivist Bilim Anlayışı

Mantıkçı Pozitivist Bilim Anlayışı

13 Kasım 2015 Cuma

Mantıkçı pozitivizm, on dokuzuncu yüzyılda Comte tarafından kurulmuş olan pozitivizmin yirminci yüzyıldaki devamıdır. Bu yüzden o, neopozitivizm olarak da geçer. Mantıkçı pozitivizm dünyada yirminci yüzyılın neredeyse bütün bir ilk yarısı boyunca oldukça büyük bir etki yapmış olan bilim tasavvuru ve bu bilim anlayışı üzerinden geliştirdiği bilimsel dünya görüşüyle seçkinleşir.

Devrimci Bilim Görüşü

Devrimci Bilim Görüşü

1 Mart 2018 Perşembe

Gerek mantıkçı pozitivizm, gerekse Popper’ın yanlışlamacı bilim görüşü, sadece bilimsel faaliyeti belirlediğine inanılan mantıksal ya da içsel faktörler üzerinde yoğunlaşmıştı.

Yanlışlamacı Bilim Görüşü

Yanlışlamacı Bilim Görüşü

22 Mart 2017 Çarşamba

Gerçekten de tümevarım problemini çok ciddiye alan Karl Popper (1902-1994) bu durum karşısında bilimin, yalnızca doğanın düzenliliğine duyduğumuz inançla var olabileceğini, gel gelelim bu inancı kanıtlamanın mümkün olmadığı gibi, kapı dışarı edilen metafiziği bir şekilde çağırma gibi bir sonuca yol açtığını çok açık olarak görmüştü.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi