Image

Yararcılık

Teleolojik etik deyince esas anlaşılan, İlk Çağın mutlulukçu etik teorilerinden ziyade yararcılıktır. Çünkü yararcılık, sonuçtan sadece ahlaki hayatın nihai amacını değil, tek tek her eylemin sonucunu anlar ve eylemlere, başka hiçbir şeyle değil de sonuçlarıyla değer biçilmesi gerektiğini savunur. Yararcılık, on dokuzuncu yüzyılda önce Jeremy Bentham (1748-1832) tarafından ortaya konmuş fakat John Stuart Mill eliyle geliştirilmiştir. Özellikle AngloSakson dünyada iki yüzyıl boyunca çok etkili olan ve bir anlamda liberal ve kapitalist dünya görüşünün değer anlayışını temsil ettiğini söyleyebileceğimiz yararcılık, aslında yaklaşık iki yüzyıl kadar önce Hobbes tarafından geliştirilmiş olan etik egoizmin epeyce yumuşamış ve rafine hale gelmiş versiyonudur. Nitekim Bentham da etikte bireyci bir perspektiften hareket eder ve eylemin iyiliğini hem fail hem de eylemden etkilenen kimseler için mutluluk üretme kapasitesiyle yargılar. Buna göre mutluluğu hazza eşitleyen Bentham, kişinin mutluluğa erişebilmek için hazza yönelmesi, hayattan olabildiğince çok haz elde etmeye çalışması gerektiğini savunur.

O, bir “haz kalkülü” geliştirmiş ve birey ya da ahlaki failin eylemden önce eylem üzerinden elde etmesi muhtemel hazzın yoğunluğunu, süresini, kesinliğini, yakınlığını, doğurganlığını ve saşığını hesaba katması gerektiğini belirtmiştir. Söz konusu altı ölçüt, ahlaki eylemin hiç kuşku yok ki bireysel mutluluk yaratma kapasitesiyle ilgili ölçütlerdir. Fakat Bentham bu noktada kalmaz, yedinci ölçütü meydana getiren meşhur yarar ilkesiyle birlikte, bireysel düzeyden sosyal düzeye, özçıkardan başkalarının çıkarına geçer. Hazzın kapsamı, yani eylemden etkilenen insanların sayısıyla ilgili olan bu ölçütte, o, “eylemin ondan etkilenen en yüksek sayıda insana en büyük mutluluk yaratması gerektiğini” ileri sürer. Söz gelimi, beş günlük ağır bir mesainin, derslerimin ve araştırmaların verdiği yorgunluğun ardından, eşime “izin verirsen bu Cumartesi ben günümü evde dinlenerek geçirmek istiyorum” diyorum. Burada sadece kendi hazzımı, dinlenmenin benim mutluluğuma yapacağı katkıyı hesaba katıyorum. Fakat eşim benden bağımsız ve habersiz olarak aynı gün için başka bir program yapmış ve hanım arkadaşlarını eve davet etmiş. Ayak altında dolaşmamamız için, benim ve küçük oğlumun, evin dışında zaman geçirmemizi örneğin sinemaya gitmemizi belirten ayrı bir program yapmamızın daha iyi olacağını ima ediyor. Birinci eylem tarzında “haz kalkülü”nün ilk altı ölçütüyle kendi hazzımı düşünen ben, yarar ilkesine göre ikinci eylem tarzında bu kez eşimin, arkadaşlarının ve oğlumun hazzını düşünerek ikinci eylem tarzına yöneliyorum. Çünkü ona göre, dört her zaman birden büyüktür. Kuramın pozitif yararcılık olarak bilinen ilk versiyonunu geliştiren Bentham, eylemlerin genelin mutluluğunu artırdıkları veya azalttıkları ölçüde doğru ya da yanlış olmak durumunda olduğunu ileri sürmüştü. Onun yararcılığı, dahası bir eylem yararcılığıydı. Çünkü her eylem durumu özgül olup evrensel kuralların uygulanmasını imkânsız hale getirir. Örneğin en temel ahlaki kural “insan hayatına saygı” kuralı ve en temel ahlaki emir de “Asla insan öldürmeyeceksin!” buyruğudur. Fakat en azından “kürtaj”, “ötenazi” veya “nefsi müdafaa” benzeri durumlar, söz konusu temel kuralın bile ihlal edilebileceğini ortaya koyar. Kişinin sadece haz kalkülünün bireysel ölçütleriyle yarar ilkesini temele alarak eylemini belirleyip seçmesi gerektiğini dile getiren yararcılığı bir etik öğreti olarak alabildiğine cazip hale getiren şey, yalınlığı olmuştur. Gerçekten de Bentham bir eylemin yol açacağı acı veya temin edeceği haz miktarının ölçülebileceğini ve hangi eylemin seçilmesi gerektiğini bir toplama ve çıkarma işlemi yoluyla belirleyebileceğimizi öne sürmüştü. Bu “haz kalkülü” açısından, genel mutluluğun, acılar çıkartıldıktan sonra kalan hazların bir toplamı olarak düşünülmesi gerekiyordu. Ve hazlarla acılar birbirlerinden sadece süre ve yoğunluk gibi niceliksel ölçütlere göre farklılık göstermekteydi.

Birçok eleştirmenin değerlendirmesine göre, Bentham’ın yararcılığı alabildiğince sığ ve sınırlı bir iyi hayat telakkisine yol açmaktaydı. Bu yüzden yararcılığın klasik versiyonu üzerinde birtakım değişiklikler yapıldı. Nitekim yararcılığın ikinci önemli ismi olan Mill, Bentham’ı mutluluğa dönük vurguyu fazla öne çıkarttığı gerekçesiyle eleştirip amacın mutluluğu artırmak yerine, öncelikle mevcut mutsuzluğun ortadan kaldırılması ya da en azından azaltılması olması gerektiğini öne sürdü. Negatif yararcılığı, faydacılığın çok daha makul ve anlaşılır bir versiyonunu oluşturan Mill, öte yandan hazların birbirlerinden sadece nicelik değil, nitelik bakımından da farklılık gösterebilmesinin önemine vurgu yaptı. Yüksek hazlar adını verdiği entelektüel hazlara, duygu yaşantılarına, kısacası manevi hazlara daha yüksek bir değer biçen Mill, iyi bir hayatın manevi hazların hâkim olduğu bir hayat olduğunu savundu. Dahası o, Bentham’ın eylem yararcılığını, kuralsızlığın ahlaki terbiyeyi olanaksız hale getirmesi nedeniyle, kural yararcılığı olarak değiştirdi.


Etik ve Ahlak

Etik ve Ahlak

Saturday, November 14, 2015

Her şeyden önce bu iki kavramın birbirinden farklı iki varolana işaret ettiğini belirtmek gerekir.Etik terimi, bir bilgi alanını adlandırmaktadır. Ahlâk terimi ise tarihsel ve toplumsal nitelikli bir olguyu adlandırmaktadı

Normatif Etik - Erdem Etiği

Normatif Etik - Erdem Etiği

Thursday, February 15, 2018

Erdem etiği, söz konusu iki etik anlayışına, yani teleolojik etikle deontolojik etiğe, esas olarak da yararcılıkla Kantçılığa gerçekten alternatif olan üçüncü bir etik teori meydana getirir.

Uygulamalı Etik

Uygulamalı Etik

Thursday, March 15, 2018

Etiğin, şimdiye kadar ele alınan teorik boyutu yanında, bir de uygulamalı boyutu vardır. Uygulamalı etik 1970’li yıllarda ortaya çıkmıştır.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

Thursday, May 4, 2017

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

Thursday, May 4, 2017

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

Friday, March 3, 2017

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

Monday, November 23, 2015