Image

Yeterli Neden İlkesi

Pek çok dahi gibi, Schopenhauer da erken yaşta, büyük felsefi içgörüsünü yakalamış görünüyordu. 25 yaşında sunduğu doktora tezi Yeterli Neden İlkesinin Dörtlü Temeli Üzerine başlığını taşıyordu. Bu çalışmadaki görüşler genel felsefe anlayışının da temelinde yer alır. Bu nedenle ilkin bu yapıtı ele almak uygun olur. Bu çalı şmada Schopenhauer “Neyi bilebilirim ve şeylerin doğası nedir?” diye sormakta ve bu sorulara yanıt aramak yoluna gitmektedir. Bunun için gerçekliğin tüm boyutlarının bir hesabını vermek istemiş, bunu gerçekleştirebilmek için de öncelikle yeterli neden ilkesini ele almanın gerekliliğine inanmıştır. Bu ilkenin en basit formu “hiçbir şeyin nedensiz olmayacağını” öne sürer. Bu ilkenin en açık uygulanışı bilim alanında bulunur; burada fiziksel nesnelerin davranışı ve ilişkileri ussallık ya da neden gösterme istemini yeterli bir biçimde açıklamak üzere kullanılır. Ama Schopenhauer, bu ilkenin bilimsel formu yanında öteki çeşitlemelerinin de bulunduğunu keşfetti ve bilim insanının ilgilendiği nesnelerin dışında daha başka varlıkları açıklamak için de öz olarak aynı ilkeye başvurulduğunu söyledi.

Schopenhauer yeterli neden ilkesinin dört temel formu olduğunu ve bunlara karşılık olarak zihnimizde dört farklı kavram ya da tasarım türü bulunduğunu öne sürdü. Bu farklı tasarım türleri şunlardır:

1. Fiziksel Nesneler: Bunlar uzayda ve zamanda birbirleriyle nedensel ilişkiler içinde varolurlar ve biz bunları sıradan deneyim aracılığıyla biliriz ve yine bunlar madde bilimlerinin inceleme konusunu oluştururlar. Bunlara ilişkin başta gelen bilim fizik bilimidir. Bu noktada Schopenhauer, Kant’ın bilgi kuramını sıkı bir biçimde izleyerek deneyim ile işe başlar ama sınır koymadan, tıpkı Hume’un düşündüğü gibi bize empirik olarak verilen ya da sunulandan yola çıkar. Buna karşılık deneyimimizin ögeleri insan zihninde düzenlenir; zihnimiz deneyimimize a priori ilkeler olan uzay, zaman ve nedensellik kategorilerini verir, bunlar kendileri aracılığıyla nesnelere baktığımız lensler gibidir. Görüngülerin bu dünyasında Yeterli Neden İlkesi bize oluşu ya da değişimi açıklar.

2. Matematiksel Objeler: Burada uzay ve zamanla ilişkili olan geometri ve aritmetikle karşılaşırız. Geometri uzay parçalarının çeşitli konumlarını yöneten ilke üzerinde temellenir. Aritmetikse zaman parçalarını içerir; zaman parçalarının bağlanışı saymayı ve tüm sayıları doğurur. Uzay ve zaman parçalarına ilişkin yasa, yeter neden ilkesinin bir başka biçimini, yani varlık dediğimiz ilkeyi ortaya çıkarır.

3. Soyut Kavramlar: Bu objeleri çıkarım kurallarını uyguladığımız zaman öteki kavramlardan sonuç olarak çıkarırız, kavramlar ve sonuçlar arasındaki ilişki yine yeterli neden ilkesi tarafından yönetilir, burası mantığın alanıdır ve burada yeterli neden ilkesi, bilme yollarına uygulanır.

4. Ben Bilgisi: Ben nasıl bir obje olabilir? Benkendilik (self) isteyen, istekte bulunan, istemde bulunan öznedir. Bu isteyen ya da davranan özne, bilen özne için konudur. Biz buna özbilinçlilik diyebiliyoruz. Ben ile onun istenç edimleri arasındaki ilişkinin bilgisini yöneten ilke, eylemin yeterli nedeni olarak, kısaca güdülenme (motivasyon) yasası olarak adlandırılabilir.

Schopenhauer’ın, Yeterli Neden İlkesinin bu dört formundan çıkan çarpıcı gözlem, her yerde zorunluluğun hazır bulunduğudur. Nesne dizilerinin bulunduğu her yerde ister fiziksel nesneler olsun isterse de mantığın soyut kavramları ya da matematik objeler ya da bilen bir öznenin objesi olarak ben olsun, tüm bu durumlarda zorunluluk ya da determinizm olgusu iş başındadır. Böylece biz fiziksel zorunluluk, mantıksal zorunluluk, matematiksel zorunluluk ve ahlaksal zorunluluk ile yüz yüze kalırız. Nesnelerin doğasındaki bu zorunluluk ögesi, Schopenhauer’ı, insanların günlük yaşamda zorunlulukla davrandıklarını söylemeye götürdü, karakterlerinin ürettiği güdülere doğal olarak tepki verdikleri için zorunlulukla davrandıkları söylenebilir ve insanların karakterlerini değiştirip değiştiremeyecekleri sorusu burada açık kalmaktadır. Zorunluluğun bu kapsayıcılığı Schopenhauer’da kaçınılmaz olarak kötümserliğin derin bir anlam kazanmasına yol açtı. İnsan varoluşuna ilişkin tüm yazılarında bu tutum yaygın bir biçimde görülür. Evrende İnsan varlığının yerinin bir açıklamasını vermek istediğimiz zaman bu kötümserlik açıkça anlaşılabilir hâle gelir. Onun büyük çalışmasının merkezî ilgisi işte bu konuya yönelmiştir.


Yeterli Neden İlkesi

Yeterli Neden İlkesi

12 Eylül 2018 Çarşamba

Pek çok dahi gibi, Schopenhauer da erken yaşta, büyük felsefi içgörüsünü yakalamış görünüyordu.

Kötümserliğin Metafizik Nedeni

Kötümserliğin Metafizik Nedeni

19 Eylül 2018 Çarşamba

Bu noktadan başlayarak Schopenhauer’ın kötümserliğinin nedenini daha iyi anlamış olacağız.

Arthur Schopenhauer ve Tarih Felsefesi

Arthur Schopenhauer ve Tarih Felsefesi

7 Nisan 2016 Perşembe

Alman filozof Arthur Schopenhauer (1788-1860) hem tarih felsefesine hem de tarih bilimine karşı bir eleştiri ortaya koymuştur. Bunun nedeni onun felsefe anlayışıdır. Schopenhauer’e göre felsefe her zaman aynı kalan, değişmeyen ve tümel olanın bilgisidir. Felsefe theoria etkinliğidir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi