Image

Zayıf ve Kuvvetli Yapay Zeka Ayrımı

Yapay zeka alanındaki tartışmaların çoğu, Kartezyen düalizmin, duyguların ve düşüncelerin, fiziksel dünyadan farklı bir alana ait olduğunu, öne sürmesinden kaynaklanır. Yapay zekanın çıkış noktası, düalist bir dünya görüşünün aksine, duyguların ve düşüncelerin fiziksel dünyaya ait olduğu, makineler tarafından taklit edilebileceği fikridir. Örneğin; insanların çoğu düalist görüşü savunan düşünürler, bedene gerek olmaksızın yalnızca bir zihni olan, varlığın düşünebileceğini, kendisine hedeşer koyabileceğini, bu hedeşeri gerçekleştirmeye çalışabileceğini düşünür. Ama, böyle bir zihinsel varlığın ya da bir zihnin nasıl olup da bedene bir şeyler yaptırabildiğini; örneğin, zihnimizdeki papatya kopartmak arzusunun, nasıl olup da elimizi, papatyayı koparmaya yönlendirdiğini açıklamak, hiç de kolay değildir. Aynı şekilde, bir programın, nasıl olup da bir makineye bir niyetle hareket ediyormuş özelliğini verdiğini, sormak da mümkündür.

Akıllar, Beyinler ve Bilim adlı meşhur kitabında düalist görüşlerin, zihnin ve beynin nasıl etkileştiği sorununu çözmekten uzak olduğunu söyleyen Searle, indirgemeci materyalist görüşlerin de sinirsel fizyolojik süreçlerle zihinsel durumlar arasındaki bağlantıyı sağlamaktan uzak olduklarını öne sürer. Turing makinesinin ortaya atılmasıyla gelişen yapay zeka alanındaki çalışmalarda insan beyniyle dijital bilgisayarların çalışması arasında benzerlik kurarak, insan beyninin dijital bir bilgisayar, zihnin de sadece bir bilgisayar programı olduğunu savunmaktadır. Bu bağlamda yapay zeka anlayışını, kuvvetli yapay zeka ve zayıf yapay zeka olarak ikiye ayıran Searle, kuvvetli zeka anlayışını eleştirerek, yapay zeka anlayışının savunuculuğunu yapmıştır.

Kuvvetli yapay zeka yaklaşımı dijital bir bilgisayarın normal olarak insanlara özgü olduğu düşünülen akıl yürütme, anlama, düşünme, inanma gibi bilişsel yetilere sahip olacak şekilde programlanabileceğini öne sürer. Buna göre, eğer insanın düşünme mekanizması keşfedilirse bu işlem, makinelere de uyarlanarak, makinelerin insanlar gibi düşünmesi sağlanabilir. Kuvvetli yapay zeka yaklaşımının temsilcilerinden biri olan Herbert Simon 1958 yılında şu öngörüde bulunmuştur:

"Amacım sizleri şaşırtmak ya da şoka uğratmak değil... Ama anlatacaklarımı en basit şekilde özetlemenin tek yolu, şu anda dünyada düşünen, öğrenebilen ve yaratabilen makinelerin var olduğunu söylemek olacak. Üstüne üstlük, bu makinelerin öğrenme yetileri gelecekte daha da hızla gelişecek, öyle ki, yakın bir gelecekte, çözebilecekleri problemler kümesi, insan zihninin uğraşmakta olduğu problemler kümesiyle özdeş hale gelecek (Güzeldere, 1998: 34 içinde)."

Buna karşın zayıf yapay zeka diye adlandırılan görüş, dijital bir bilgisayarın anlamlı şeyler söyleyecek şekilde programlanmasının onun akıl yürütme, düşünme, anlama yetilerine sahip olduğu anlamına gelmediğini ileri sürer. Zayıf yapay zekaya göre, dijital bir bilgisayar, zekayı incelemek ve bunun için gereken teknolojiyi üreten bir araçtır. Rüzgarın oluşturduğu hortumu taklit etmek üzere geliştirilmiş bir meteorolojik bilgisayar programının kendisi bir hortum değilse çalışan bir yapay zeka programı bilişsel süreçlerin bir taklididir, ama kendisi bilişsel bir süreç değildir.

Günümüzde yapay zeka alanındaki çalışmalara bakıldığında her iki görüşü de benimseyen araştırmacılar olmasına rağmen, çalışmaların daha ziyade zayıf yapay zeka yönünde olduğu görülmektedir. Gerçekten de Herbert Simon’un 1958 yılında yaptığı konuşmasında öngördüğü Deep Blue adlı bir bilgisayar programı, 1997 yılında dünya satranç şampiyonluğunu, Garri Kasparov’un elinden almıştır. Ancak, “Deep Blue yapay zekanın tarihçesinde önemli bir yer tutsa da Deep Blue bilgisayar yazılımının satranç oyunsusu insanlar kategorisinden çok, hesap makineleri kategorisine girdiği söylenebilir... [Deep Blue’ya atfedilen] önemin bir kısmının, Deep Blue’nun satranç anlayışının gelişmişliğinden çok, biz insanların satranca bakışından kaynaklandığını söylemek daha gerçekçi olacaktır” (Güzeldere, 1998: 3637). Günümüzün teknolojisi kuvvetli yapay zekanın uygulanabilmesi için çok yetersiz görünmektedirfiu anda gerçekleştirilen yapay zeka uygulamalarının hepsi zayıf yapay zekayı kullanmaktadır.

Zayıf ve kuvvetli yapay zeka ayrımı, bu ayrım çerçevesinde ortaya atılan tartışmalar, aslında geleneksel olarak zihin beden sorunu olarak bilinen sorunun, bilgisayar teknolojisi aracılığıyla ifade edilmesidir. Zayıf yapay zeka, zihinbeden sorunuyla bağlantılı olarak, özellikle materyalist ve işlevselci görüşlerin içine düştüğü sorunlara çözüm sunabilir. Çünkü; psikolojik olguları bilgisayarda taklit etmek, bir anlamda, bu tür zihinsel durumların fiziksel bir yapıdan nasıl kaynaklandığını açıklamayı olanaklı hale getirmektedir. Searle kuvvetli yapay zeka anlayışına karşı çı kanlar arasında en çok tanınanlardan biridir.


Bireysellik Kavramı ve Kendilik Kavramı

Bireysellik Kavramı ve Kendilik Kavramı

7 Nisan 2017 Cuma

Bireysellik, en genel anlamda “bir birey olmak”tır. Bir birey olmak, kişinin olduğu kişi olmasıdır. Bireysellik sorunu kişinin kendi varoluşu sorunudur. Kendilik kendi kendisinin bilincinde olan bir bireyin durumunu ifade eder. Yani, bir kendilik, bir birey olduğunun bilincinde olan bir bireydir. Bu kendilik olmak için gerekli olmasına rağmen yeterli koşul değildir.

Zihin Felsefesinin Diğer Felsefe Disiplinleri Arasındaki Yeri

Zihin Felsefesinin Diğer Felsefe Disiplinleri Arasındaki Yeri

16 Ekim 2015 Cuma

Zihin felsefesinin diğer felsefe disiplinleri arasındaki yerini belirlemek, yani zihnin doğasını incelemenin diğer felsefi sorularla nasıl bağlantılı olduğunu ortaya koymak, zihin felsefesinin kapsamını anlamak için de gereklidir.

Zihinsel Olgu Türleri

Zihinsel Olgu Türleri

20 Temmuz 2018 Cuma

Bu noktada zihinsel olayların ve durumların birkaç temel sınışandırmasına bakmak faydalı olacaktır.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi