Image

Zihinsel Temsil

İnsan bilişinin temelinde dış dünyadan gelen uyaranların temsil ettiği bilginin zihnimizde temsil edilmesi yatmaktadır. Sözün kısası yeni kazanılan bilginin beyinde depolanmış olan bilgilerle nasıl ilişkiye girdiği ve nasıl sembolize edildiğidir. Bir şeyin yokluğunda sembol veya işaretler ile o şeyin sunulmasına temsil denilmektedir. Dış temsiler fiziki temsiller olarak da ifade edilen resim, fotoğraf, yazılar, saat, harita ve bunlar gibi şeylerdir. Bu temsillerin bazıları temsil ettikleri obje veya olaylara bazı açılardan fiziksel olarak benzerler. Örneğin, bir kasabanın resmine bakıldığında cadde ve binaların yapısal özellikleri ile mekânsal düzen resimde korunmaktadr. Bir başka deyişle kasabanın gerçekteki unsurları ile bu unsurların resmedildiği resimdeki unsurlar arasında benzerlik bulunmaktadır. Bu tür temsillere benzeşen (analog) temsiller denilmektedir. Bunun dışındaki özellikle dilsel temsiller veya dil ile yapılan temsil ya da tasvirler herhangi bir obje ya da görüye hiçbir açıdan benzemezler. Daha doğrusu, bu tür temsiller farklı göstergelerle obje ve obje içindeki ilişkileri temsiline hizmet ederler. Bundan dolayı harşer ve kelimeler temsil ettikleri obje ya da olgu ile fiziksel ilişkisi olmayan rastgele seçilmiş sembollerdir. Bu tür rastgele seçilmiş sembollerin oluşturduğu temsillere de sembolik temsiller adı verilmektedir. Bu tür temsillerde taklit ya da kopyalamak yoktur sadece sembolize etmek vardır. Diğer bir açıdan ise bu temsiller soyut temsillerdir.

Zihinsel temsiller, dış temsiller gibi benzer amaçlara hizmet ederler. Bunlar şeylerin bulunmadığı durumlarda manipüle, inceleme ve tanımlama yolu sağlamaktadırlar. Zihinsel temsiller algısal süreçler vasıtasıyla oluşturulur ve bilişsel süreçler arasında değiş tokuşa tabi tutulurlar. Zihinsel temsilleri bir anlamda düşüncenin parası olarak da düşünebilirsiniz. Zihinsel temsiller üzerinde çalışan bilişsel psikologlar arasında zihinsel temsillerle ilgili çok sayıda ve detaylı tartışmalar bulunmaktadır. Bu tartışmaların odağı zihinsel temsillerin imgenin düşünülmesi gibi benzeşen ya da dil gibi açıklamaları ve tanımlamaları içeren önermeler (propositional) şeklinde olup olmadığı konusudur. Bağlantıcılık ve nöral ağ bakış açılarının bilişsel psikoloji içinde yer alması ile üçüncü tür temsil önerilmektedir. Buna göre belli bir yerde sınırlanmış semboller yerine ağ içinde aktivasyon örüntüsüne göre yayılmış zihinsel temsillerden söz edilmektedir.

Zihinsel temsil altında zihinsel imgeler önemli bir yer tutmaktadır. Son çeyrek yüzyıl içinde klinik psikolojiden bilişsel psikolojiye uzanan bir yelpazede zihinsel imge kavramı araştırmacıların dikkatini çekmektedir. Çünkü insan beyninin % 70 kapasitesi görsel uyaranlarla ilgili işlemlere ayrılmıştır. Zihinsel imgeler obje ya da olayların beyindeki temsilleridir. Aslında her duyusal modalite ona karşılık gelen zihinsel imgelerini üretmektedir (Kosslyn, 2005).

Zihinsel imgeler bir yandan klinik ortamlarda iyileşme, izleme ve kontrol amacı altında kullanılmakta diğer yandan profesyonel iş alanlarında performans geliştirme kapsamında değerlendirilmektedir. Örneğin Roger Federer ve Rafael Nadal gibi üst düzey tenisçiler turnuvalarda oynayacakları maçları zihinlerinde canlandırarak önceden yaşarlar. Bu durum onları performanslarına olumlu yönde katkı yapmaktadır. Bu durum diğer birçok sporcu veya profesyonel çalışanlar için de geçerlidir.

Bir görüntünün veya bir çevrenin tanımlanması istenildiğinde öncelikli olarak objelerin isimleri üzerinden kategoriler belirlenir. Bu kategorilerin kullanılması kavramların işlemini yansıtmaktadır. Kavram, ortak özellikleri paylaşan insan, olay veya objelerin sınışandırılmasıdır. Kavramlar daha karmaşık olan olguları basitleştirmede yardımcı olmaktadır. Bu vesile ile de onların kullanımlarını kolaylaştırır. Yine, kavramlar acılığı ile yeni karşılaşılan bir obje eski deneyimlere göre sınışanır. Günün sonunda kavramlar bir düşünce ünitesi olarak davranışları etkilemektedir. Etrafımızdaki birçok obje belirsizlikler taşımakta ve bu yüzden tanımlanmaları zorlaşmaktadır. Örneğin, fincan gibi bir kavram ele alındığında “fincanı” kesin özellikleriyle tanımlamak güçtür çünkü çok farklı fincan şekilleri bulunduğundan tam anlamıyla doğrudan kıyaslama yapılamaz. Bu durumda prototip bir kategorinin üyelerinin özetlenmesi için farklı bir yol sunar. En basitinden prototip bir kategori için geçerli olan en muhtemel özelliklerin ne olduğunu açıkça belirtmektedir. Eğer bir kategori prototipe sahip ise prototipe benzer kategori üyeleri tipik bir kategori üyesi olarak görülürken prototipten farklı kategori üyeleri atipik olarak görülmektedir. Örneğin, kuş prototipi uçma, yuva, ağaç, küçük gibi özellikler ile tanımlanırsa serçe bu prototipe tam olarak uyduğundan bu kategori için tipiktir, ancak devekuşu kategori için verilen özelliklere uymadığından atipiktir.


Psikoloji Biliminin Kökenleri ve Tarihçesi

Psikoloji Biliminin Kökenleri ve Tarihçesi

19 Şubat 2016 Cuma

Psikolojinin başlı başına bir bilim dalı olarak kurulması 19. Yüzyıl ortalarında olmuştur. Fakat insan doğasıyla ilgili düşünceler psikoloji biliminden çok daha eskidir. Psikolojinin kökenleri Antik Yunan filozofları ve Avrupa’daki önemli düşünürlere kadar uzanmaktadır.

Psikolojide Önemli Sorunlar ve Tartışmalar

Psikolojide Önemli Sorunlar ve Tartışmalar

10 Nisan 2017 Pazartesi

İnsan davranışını anlamaya çalışırken psikoloji biliminin ilk günlerinden beri psikologların çözümlemeye çalıştığı çeşitli sorunlar vardır. 1. Sorun: Doğa Çevre Tartışması, 2. Sorun: Davranışların Sebepleri Bilinçli Mi Bilinçdışı Mıdır? , 3. Sorun: Bireysel Farklılıklar Evrensel Kurallar

Psikolojinin Alt Dalları

Psikolojinin Alt Dalları

20 Şubat 2017 Pazartesi

Psikologlar, insan zihni ve davranışlarının birçok yanına odaklanabilirler. Bu farklı odaklar, psikolojinin alt dallarını oluşturmaktadır. Aşağıda psikolojinin çeşitli alt dallarına ve bu alt dalların belli başlı ilgi alanlarına kısaca değineceğiz.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi