Image

Zihinsel ve Fiziksel Nitelikler Ayrımı

Doğal, fiziksel dünyada, düşünce ve duygunun yerini anlamak hem doğanın genel olarak anlaşılmasında, hem de kişinin kendini anlamasında merkezi bir öneme sahiptir. Bilim ve felsefenin de ana hedefi, tamamen doğal, fiziksel dünyada düşünme ve duygunun, nasıl yer aldığını anlamaktır. Antik Çağlardan beri hem filozoşar, hem de bilim adamları tarafından ele alınan bu sorunsal “zihinsel ve fiziksel olgular arasında nasıl bir ilişki vardır?” şeklinde dile getirilir. Bu sorunun ne felsefe alanında, ne de bilimsel alanda, üzerinde anlaşmaya varılmış bir cevabı yoktur. Bu sorunun yanıtlanamamasının en temel sebeplerinden birisi, soruya verilen her olası cevabın, bir şekilde kabul edilemeyecek çelişkili sonuçlara yol açmasından kaynaklanmaktadır. Bu sorun genellikle zihin beden sorunu olarak bilinir.

Zihin beden sorunu, zihnin maddeten farklı olduğu varsayımına dayanır. Bu varsayım, en az iki türlü farklı soruyu beraberinde getirir. İlki, zihnin ne olduğu sorusu, zihin beden sorununun yanıtını içerir. Eğer zihin beyinse o zaman, zihin beden sorunu, zihnin bedenin bir parçası olduğu şeklinde yanıtlanır. Ancak, zihin beden sorunu felsefi olarak son derece ilginç, düşünme ve beyin arasındaki ilişkiye, bilinç beyin arasındaki ilişkiye dair soruları da içerir. Beden zihni nasıl etkiler ve zihnin bedeni nasıl etkiler?

Genel olarak, bu bölümde zihin beden sorununun neleri içerdiği, ve bu soruna karşı çözüm önerileri sunan felsefi kuramlar ele alınacaktır. Zihin beden sorusunun neyi içerdiğinin cevaplanması için öncelikle zihinsel ve fiziksel nitelikler arasında geleneksel olarak yapılan ayrımıyla zihinsel olgu türlerinin kendine özgü niteliğini açıklamakta fayda vardır.

Fiziksel olguların, zihinsel olgulardan farklı olarak sahip oldukları şey nedir ya da zihinsel şeylerin sahip olduğu, ama fiziksel nesnelerin sahip olmadığı şey nedir? Yirminci yüzyıldan önce fiziksel ve zihinsel şeyler arasındaki ayrım daha kolaydı. Birçok insan, fiziksel nesnelerin ağırlık, uzayda yer kaplama, üç boyutlu yapı (genişlik, uzunluk ve derinlik) gibi, belli özelliklere sahip olduğu konusunda hemfikirdir. İnsan bir fiziksel nesneyi görebilir ve hissedebilir. Buna karşın, zihinsel bir şey, bu özelliklerin hiç birine sahip değildir.

Ancak yirmi birinci yüzyılda fiziksel nesnelerin özelliklerine ilişkin bilgiler değişime uğramıştır. Fizik bilimindeki yeni gelişmeler sonucunda, atom altı parçacıklar, güçler, elektromanyetik alanlar ve enerji paketleri gibi şeyler de fiziksel nesneler arasında sayılmaya başlanmıştır. Ancak adı geçen yeni “fiziksel” nesnelerin ne ağırlığı, ne üç boyutlu yapısı, ne şekli, ne rengi dokusu vardır. Oysa fiziksel nesneler olarak bu özellikleri taşımaları gerekmektedir. Bu durum, zihinsel şeylere de genel bir tanımlama getirmeyi, son derece güçleştirmektedir.

Bundan dolayı, fiziksel ve zihinsel olana ilişkin genel bir kuram ortaya atmak yerine, iki ayrı tür nesnenin, yani fiziksel insan bedeniyle fiziksel olmayan insan zihni ve ruhun, farklılıkları üzerinde durmak daha akıllıca olacaktır. Bir insan bedeninin belli bir kütlesi, ağırlığı, üç boyutlu bir yapısı, şekli, dokusu ve rengi vardı r. Bu özellikleri olduğu için insanlar, bedenleri görebilir ve hissedebilirler. Buna karşın, fiziksel olmayan zihin ve ruh yukarıda sözü edilen özelliklerin hiç birine sahip olmayan, bu nedenle de hissedilemeyen, görülemeyen, bağımsız olarak var olan (var olma kapasitesine sahip) bir nesne olarak düşünülür.

Bir olgunun zihinsel mi, yoksa fiziksel mi olduğunu, örtük bir şekilde belirleyen belli yüklemler vardır. Aşağıda bu yüklemlerin listesi verilmektedir. Bu yüklemlerin zihinsel olanı, fiziksel olandan doğru bir şekilde ayırdığı ya da herkesin onları aynı anlamda kullandığı düşünülmemelidir. Bunlar daha ziyade insanların günlük kullanımda, bunlara atfettikleri anlamları belirtmektedirler:

ZİHİNSEL NİTELİKLER FİZİKSEL NİTELİKLER
zamansal uzamsal-zamansal
özel genel
düzeltilemez düzeltilebilir
içsel dışsal
tek çok
bağımsız belirlenmiş
etkin edilgin
ben öteki
kutsal kutsal olmayan
bölünemez bölünebilir
uzamı olmayan uzamlı
şekilsiz şekle sahip
görülemez görülebilir
yönelimsel yönelimsel olmayan
öznel nesnel

Zihin beden sorununu çözmeye ilişkin çabaların çoğu, yukarıdaki listedeki kavramlardan birini diğerine indirgemeye çalışmak gibi, yanlış bir yol tutmaktadır. Aslında yukarıdaki yüklemlerden hiç biri, anlamsal olarak karşıtına indirgenemez, yani zihinsel olan bir şey fiziksel olamaz, fiziksel olan bir şey de zihinsel olamaz.


Descartes’ın Felsefesinde Duyguların Rolü

Descartes’ın Felsefesinde Duyguların Rolü

25 Haziran 2018 Pazartesi

Descartes’ın duygularla ilgili görüşlerini ele aldığı Ruhun İhtirasları, Önsöz’ünde de belirttiği gibi, Prenses Elizabeth’in Descartes’ın zihin beden ilişkisine dair kuramı na getirdiği eleştirilere bir cevap olarak yazılmış ve ona atfedilmiştir.

Aristoteles ve De Anima

Aristoteles ve De Anima

5 Nisan 2018 Perşembe

Platon, ruhun ve bedenin esas olarak birbirinden farklı olduğunu, insanın aslında ölümlü bir bedende geçici bir süre için hapsolmuş, ölümsüz bir ruhla özdeş olduğunu öne sürmüştür.

Transendental Bilinç Olarak Zihin: Kant

Transendental Bilinç Olarak Zihin: Kant

10 Temmuz 2018 Salı

Kant, felsefe tarihinde, gerek bilgi, gerekse de etik alandaki düşünceleriyle haklı bir üne sahiptir.

Arama

Zaman Çizelgesi

Seçtiklerimiz

Siyaset Felsefesi
Liberalizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Toplumsal ve politik analiz ile değerlemenin amaçları açısından gerçekten önemli olanın birey ya da kişi olduğunu savunan liberalizm açısından, bir kültürün, dil, cemaat ya da ulusun kaderi ve istikbaliyle ilgilenmek kadar doğal ve gerekli bir şey olamaz. Bununla birlikte, bu ilgi ikincil olup esas değerli olan birey ve bireyin hazları ve acıları, tercihleri ve özlemleri, gelişimi ve bekasıdır.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Metafizik
Varoluş Felsefesi veya Varoluşculuk

Bu varlık görüşünde insan tanımı, varlıktan değil, bizzat insandan çıkılarak yapılır ve çok daha önemlisi, varlık “kendi kendisini tanımlayan insan”a göre tanımlanan bir şey olarak görülür. Başka bir deyişle, bu yeni felsefede varlık, varlığı ele alan, varlık sorusunu sorabilen yegâne varlık olarak insandan hareketle ortaya konur.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Voltaire
Voltaire ve Deist Tanrı Anlayışı

Voltaire, Tanrının varoluşunu ele almadan önce, klasik Tanrı anlayışlarıyla dinin kendisine ve kurumsal boyutuna şiddetli bir savaş açar. Gerçekten de Voltaire, esas olarak her tür karanlıkçılığa olan nefreti ve Hıristiyanlığa, özellikle de Katolik Kilisesinin temsil ettiği Hıristiyanlığa yönelik amansız düşmanlığıyla seçkinleşir.

3 Mart 2017 Cuma

Felsefe Akımları
Marksizm - Sosyalizm - Komünizm Nedir?

Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) felsefî görüşlerinden alır.

23 Kasım 2015 Pazartesi